mutlu birliktelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutlu birliktelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Neden terk ediliyoruz?

Kadınların ve erkeklerin ortak "terk edilme" nedenlerini merak ediyor musunuz?

Erkek kısa sürede kadını terk eder çünkü:

Onu değiştirmeye çalıştınız. Saç kesimini değiştirmek ve en sevdiği fakat sizin hiç hoşlanmadığınız o gömleği attırmak için elinizden geleni yaptınız. Arkadaşlarıyla ilişkilerine karıştınız. Bu durumda onun düşündüğü şu oluyor; ben ona yetmiyorum, bu durumda benimle yetinecek birini bulurum.


Seksle ilgilenmiyorsunuz. Eğer aylar boyunca başınız ağrıyormuş gibi davranırsanız, hayatının geri kalanının nasıl olacağını sezer ve paniğe kapılır. Bu da kadınların terk edilme nedenlerinden biridir.




Erkeklerin uzun bir süre sonra kadınları terk etme nedenleri:

Eğri oturup doğru konuşmanın zamanı geldi. Eğer uzun süredir birlikteyseniz ve artık arkadaşlarınız ne zaman evleneceğinizi sorup duruyorsa, bu onu evlilik hakkında düşünmeye iter. Evlilik hakkında hayalleri olanlar sadece kadınlar değildir. Erkekler de evliliklerinin nasıl olması gerektiği ile ilgili birçok hayale sahiptir. Siz çok fedakar ve düzenli olabilirsiniz. Fakat bir gün sevgiliniz yeni bir kadınla tanışır; bu kadın ona sorular soruyor ve konuştuğunda onu dinliyordur. Üstelik çok güzel ve seksidir. O zaman sevgiliniz evliliğin sadece evde oturup DVD izlemekten ibaret olmadığını anlar ve siz de terk edilirsiniz.





Kadın kısa sürede terk eder çünkü:

O olduğunu sandığınız erkek değildir. Kadınlar genellikle çok iyimser olurlar. Aşık olduklarında sevdikleri kişinin sadece iyi yanlarını görürler. Fakat bir gün bir ışık yanar ve onun sandıkları gibi mükemmel erkek olmadığını anlarlar. Bir diğer neden de size iyi davranmıyordur. Ona bir kaç kez şans veririsiniz, büyük ihtimalle de hak ettiğinden fazla. Ama sonunda dayanamayıp terk edersiniz.




Kadınların uzun bir süre sonra erkekleri terk etme nedenleri:

Uzun süren bir ilişkinin içindeyken sevgilinizi aslında bir kardeş gibi sevdiğinizi fark ediyorsunuz. Ona ilgi gösteriyorsunuz, hastalandığında üzülüyorsunuz. Duygusal olarak onu çok seviyorsunuz ama fiziksel olarak aranızda bir şey yok. Bu durumda kadınlar hayatlarının geri kalanını bu şekilde geçirmek istemedikleri için erkekleri terk eder.

Read more

Sonsuza dek aşk!

Heyecanlı bekleyişler, kalp çarpıntısı, içten gülümsemeler, el ele tutuşmalar... Sonsuz aşk diye bir şey gerçekten var mı? Aşkınızın ilk günkü cazibesini yitirmeye başladığını düşünüyorsanız, aşkın altın kurallarını keşfedin. Zaman zaman göründüğü kadar kolay olmasa da oyunu kuralına göre oynamalısınız.

Günümüzde neredeyse 'daima ve sonsuza kadar' vaatleri artık 'birkaç yıl' anlamına gelir oldu. Okuldaki çiftlerin çoğu çoktan ayrıldı bile. Karşı komşu da boşandı, halbuki daha kısa bir süre önce çok mutluydular. Aslında aşkı canlı tutmak, o kadar da zor bir şey değil. Birbirinize daha çok zaman ayırıp birbirinizi tanımaya ve aşık olmaya başladığınız günleri hatırlayın. Altın kurallarımız sayesinde sizin de aşkınız sonsuza kadar mutlu bir şekilde sürebilir.

1. Birbirinizle sohbet edin

Çok kolay görünse de; çalışmaktan, ev işlerinden ve çocuklardan sohbet etmeye pek fırsat kalmıyor. Ama haftanın bir veya iki gününü birlikte geçirmek için planlayabilirsiniz. Birlikte sevdiğiniz bir restorana veya sinemaya gidin. Böylece eşinizi bu aralar en çok meşgul eden konuyu öğrenebilir ve sizi rahatsız eden konuları gündeme getirebilirsiniz. Ancak konuşmak her zaman kolay olmuyor: Sitem etmekten, iğnelemekten ve sinirli bir ses tonundan kaçının. Ona "İşlerin artık benden daha önemli olmaya başladı" demek yerine, "Zamanının birazını da benimle geçirmek için ayırabilir misin?" ifadesini kullanın. "Seninle birlikte geçirdiğimiz akşamları özlüyorum" da olumlu bir yaklaşım. Buna kim "Hayır" diyebilir ki?





2. Birbirinize saygı gösterin

Eşiniz yorgun ve stresli olduğunda nasıl davranıyor? Ses tonunu, jest ve mimiklerini inceleyin. Sürekli bacağını mı sallıyor, dişlerini mi sıkıyor yoksa gözlerini daha mı sık açıp kapatıyor? Onun stresli olduğunu belli eden işaretleri öğrenin ve böyle anlarda üzerine gitmeyin.

3. 'Seni seviyorum çünkü... '

'Senin gülüşünü seviyorum' bir müddet sonra, artık 'senin gülüşünden nefret ediyorum'a dönüşmüş ise, küçük bir alıştırma yapmanın zamanı gelmiş demektir. Ona aşık olmaya başladığınız zamanı hatırlayın. Size çekici ve büyüleyici gelen yönü neydi? Aniden o romantik dakikalar ve size mutluluk veren olaylar gözünüzün önüne gelecektir. Hatta birlikte coşup keyifle maziye dalın, bu kaynaşmak için birebirdir.







4. Tartışmanızı doğru yapın

Münakaşa en iyi ilişkilerde bile olur, ama önemli olan doğru bir şekilde tartışmak. Nasıl birisiniz? Sorunlara haftalarca sesinizi çıkartmayıp bardağı taşıran son damlada patlıyor musunuz, yoksa uyumun bozulmaması uğruna sorunları olduğu gibi görmezden mi geliyorsunuz? Unutmayın; diklenmenin, aşağılamanın ve her şeye sitem etmenin tartışmada yeri yok. Öfkenin derecesi artmaya başlıyor ve ileride pişman olabileceğiniz sözler ağzınızdan çıkmak üzereyse, hemen temiz havaya çıkın. Küçük bir gezinti yapıp sakin kafayla bir daha düşünün.





5. Geleceğinizi planlayın

Gerçek bir örnek çiftin ortak hedefleri, fikirleri ve planları olmalı. Elbette bu hemen bir ev, yeni bir araba veya bir tatil olması gerekmiyor. Bazen birlikte bir tiyatro izlemeye gidecek olmanın sevinci ya da hafta sonu için günübirlik bir geziye gitme kararı da çok etkili olabilir. Birlikte bir yürüyüş ya da şöminenin önünde bir kadeh şarap. Bunları da birlikte planlayabilirsiniz.

6. Kendinize zaman ayırın

Zamanı birlikte geçirmek çok önemli. Ancak sadece eşiniz için yaşayamazsınız. Eşiniz sporu sevmiyor, tiyatrodan hoşlanmıyor ya da tarihi eserlerden sıkılıyor diye ilgi alanlarınızdan vazgeçmeyin. İlgi alanlarınıza zaman ayırın, hatta eski arkadaşlarınızla buluşun. Bu arada belki eşinizi ne kadar çok özlediğinizi fark edersiniz.

Read more
 
ücretsiz porno izle ücretsiz porno hd porno izle mobil porno porno izle türk porno türk porno
Kadınla Yaşam Bloğu Design by Türkçe amatör Porno © 2009