Sakın yanlış anlamayın, kötü seksle noktalanmış bir one night stand'den bahsetmiyorum. Bir sürü anlamsız kısa ilişkiyi ve aşk testlerinin aptal seçeneklerini geride bıraktıktan sonra birgün eski bir arkadaşım yeniden hayatıma girdi. Hem de bu defa bir aşk macerası olarak! Bir sürü yanılgıların,
bir dolu pişmanlıkların, kız arkadaşlarla kafa çekilen ve sarhoş olunan yalnız gecelerin ardından
tam da ümitsizliğe kapıldığım anda işte beklediğim o mükemmel adam karşımdaydı.

Zeki, duygusal ve sorumluluk sahibiydi. Çok iyi bir işi ve bana aşkla bakan gözleri vardı. Daha ne isteyebilirdim ki! Şık restoranlarda yenilen yemekler, liseli aşıklar gibi cilveleşilen sinemalar ve
sadece masum bir flörtle geçen birkaç haftanın ardından bir gece nihayet evimde, yatağımdaydı. Saçları saçlarıma, elleri ellerime dolaşıyordu. Tam heyecandan aklımı yitirmek üzereyken herşey bitiverdi. Arkadaşlarım bu durumun üstesinden gelebileceğimi söylediğimde benim deli olduğumu düşündüler. Ve yıllar boyunca da üstesinden gelebilmek için uğraştım. Kendi kendimi, eğer bu ilişkideki geri kalan herşey mükemmelse cinsel hayatımızın kötü oluşunu tolere etmem gerektiğine ikna etmeye çalışıp durdum. En sonunda birgün daha fazla dayanamayacağımı anlayıp onu terk ettim.
Seks terapisti Dr. Sandor Gardos bazı çiftlerin cinsel anlamda uyumsuz olabileceklerini, ama pek çoğunun havlu atıp vazgeçmek yerine cinsel yaşamlarını renklendirmek için çabalarlarsa bu sorunu yenebileceklerini dile getiriyor: "Bütün çabalar sonuç vermediyse o zaman karşılıklı ilgiyi bozan birşeyler var demektir. 
İlk birkaç deneme başarısızlıkla sonuçlanabilir. Fakat bu o ilişki için kötü seksin kader olduğu anlamına gelmez." Peki, dünyada hiçbir şey öyle kolay kolay değişmezken, biz neden ilişkilerimizde bazı şeyleri değiştirmek için bu kadar sabırsızız? Belki de bunun nedeni cinsel özgürlüğümüzü yeni kazanmış olmamızdır. Eskiden böyle değildik. Eğer partnerimizle seks hayatımız kötüyse, gözlerimizi kapatır ve ülkenin sorunlarını düşünüp, vakit geçirmeye çalışırdık. Fakat şükürler olsun ki artık cinsel özgürlüğümüzü elde etmemizde büyük katkıları olan ' and the City' gibi erotizm sorunsalını irdeleyen diziler ve seks-shop?lar var; ve biz kadınlar ihtiyaçlarımızın biliniyor olmasından çok mutluyuz.
Artık ne istediğimizi ve ne zaman istediğimizi çok iyi biliyoruz. Prezervatif üreticisi Trojan tarafından yeni yapılan bir araştırma kadınların %65?inin cinsel ilişki esnasında aktif olabildiğini, %88?inin de misyoner pozisyonundan sıkıldıklarında başka bir pozisyon önermekten mutlu olduklarını gösteriyor. 'Yahoo! Personals' web sitesinde yapılan ankete göre de erkeklerin %69?u ve kadınların %75'i ilk buluşmanın ilk saatinde cinsel kimyalarının uyup uymayacağına karar veriyor. Yani kimse kimseye fazla bir şans daha tanımıyor ve etrafta denenip çöpe atılmış flörtlerin sayısı hergeçen gün biraz
daha artıyor.
Kimya sınavından kalmayın!
Çiftler arasındaki, kimya derken aslında adını bir türlü koyamayacağımız, kontrolümüz dışında gelişen şimşek çakması gibi bir tür enerjiden söz ediyoruz. Ve o şimşek ne menem birşeydir ki, eğer doğru zamanda çakmazsa mükemmel olma potansiyelindeki bir ilişkininin daha başlamadan sona ermesine neden olabiliyor. 
Buradaki soru, eğer o şimşek çakmazsa arkamıza dönüp bakmadan kaçmalı mıyız, yoksa hala kalıp çabalayarak değiştirebileceğimiz birşeyler var mı? Uzmanlar bu tür durumlarda biraz sabır göstermek gerektiği konusunda taraftarlar. Yani partnerinizin numarasını cep telefonunuzdan silip, maillerini çöp kutusuna yollamadan önce hala yapabileceğiniz bazı şeyler var. Dr. Gardos bu tür durumlarda öncelikle bizi rahatsız eden şeyin ne olduğunu belirlememiz gerektiğini düşünüyor: 'Yatakta iyi değil' cümlesinin içeriği kişiden kişiye değişiyor.
Yumuşak ve şefkatli dokunuşlar bir kadın için cinselliğin alevlenmesinde doğru adımlarken, bir diğerinin bu yüzden bütün isteği kaybolabiliyor. O istediğiniz bazı şeyleri yapmıyor mu? Ya da onun yaptığı şeyler aslında nefret ettiğiniz şeyler mi? Eğer sorun sadece bunlardan biriyse o zaman çözümde kolaylıkla mesafe katedebilirsiniz.' 
Seks terapisti Jennifer Isham'a göre cinsellikten neler beklediğimizi bütün detaylarıyla düşünmemiz ve kendimize karşı dürüst olduğumuzdan emin olmamız gerekiyor: 'İlk sevişmede mükemmel performans bekleyenlere ya da erotik maceralar yaşamak istedikleri halde hiçbir çaba göstermeyenlere kesinlikle tolerans göstermiyorum. Erkek arkadaşınızın sizin aklınızdan geçenleri okuyup mucizevi bir biçimde gizlice istediğiniz herşeyi yapmasını mı bekliyorsunuz? Eğer bütün sorumluluğu partnerinize veriyorsanız kendinizden utanmalısınız. Kendinizi tanıyıp nelerden hoşlandığınız belirleyin ve bunları partnerinizle paylaşın. Unutmayın, kendi alacağınız zevkten kendiniz sorumlusunuz.'
Onun egosunu sarsmayın
Seksten neler beklediğinizi belirlemek için şöyle bir yöntem deneyebilirsiniz: Küveti doldurup bütün geceyi banyoda Barry White dinleyerek geçirin. Fantezilerinizi düşünün ve sonra bir deftere notlar alın. Partnerinize beklentilerinizi açıklarken unutmamanız gereken çok önemli bir şey var: Erkeklik egosu çok kırılgandır. 
Dolayısıyla beklentilerinizi ona aktarırken bunu bir yaptırım gibi yansıtmak yerine onun hakimiyetini sarsmayacak biçimde yaklaşmamız gerekiyor. 'The Big Bang and Sex Etiquette for Ladies and Gentlemen' kitabının yazarları Emma Taylor ve Lorelei Sharkey "Uyumsuzluk öğrenilmiş bir davranış biçimidir, kitaplardan, arkadaşlardan, Michael Douglas filmlerinden ya da kötü pornolordan", diyor
ve ekliyorlar: "Partnerinize nelerden hoşlandığınızı öğretebilir ve onun hoşlandığı şeyleri de siz öğrenebiliriniz.
Bunun için gerekli olan şey iletişim kurmak, göstermek ve söylemektir." Dr. Gardos ise cinsel sorunların tek nedeninin uyumsuzluk ya da iletişimsizlik olmadığını dile getiriyor: "İlişkinin ne kadar zamandır sürdüğüne bağlı olarak problemler fiziksel olmaktan öte olabilir.
Kırgınlık, stres ve kızgınlık gibi duygular ve durumlar libidoyu yok edebilir. Bu durumda ilişkinin sadece seks boyutunu değil, psikolojik yapısını da irdelemek gerekir." Dolayısıyla bir seks terapistine gideceksek, o uzmanın mutlaka psikolojinin diğer alanlarında da donanımlı olmasına dikkat etmemiz gerekiyor.
Kişilerin geçmişinde cinsel suistimal gibi ciddi sorunlar ya da çocukluğa dair rol modellerinde problemler varsa ve bu sorunlar ilişkiye yansıyorsa o terapistin tüm bu konuları ele alması beklenmelidir.Taylor ve Sharkey çiftlerin seks terapistine gitmekten kesinlikle çekinmemeleri gerektiğini düşünüyor, zaman ve çaba harcanmadan daha iyi bir cinsel yaşam elde edilemeyeceğini söylüyorlar.
Sorunu çözmekte geç kalmaksa olayı tamamen çözümsüz bir noktaya taşıyabiliyor: "Uzun süreli ilişkilerde cinsel tutku zamanla eksilebilir. Fakat daha ilişkinin başında ateşli bir cinsellik yoksa, o ateşi zaman geçtikten sonra yakabilmeniz mümkün olmaz." Bütün bu çabaları gösterdikten sonra hala arzu ettiğiniz şeyi elde edemediyseniz tıpkı benim gibi sizin de ayağa kalkıp kızarkadaşlarınıza şöyle söylemenizin zamanı gelmiş demektir: "Tutkusuz bir hayat istemiyorum kızlar!" Uzun soluklu bir ilişkide birçok şeyin yokluğunu önemsemeyebilir, mahrum yaşamayı göze alabilirsiniz. Ama seks, yani iyi seks, asla onlardan biri olmamalı.
Türkiye Psikoterapi ve Psikoterapistler Derneği (PSİKODER) evlilik terapistleri, evliliklerdeki tutkunun ve romantizmin ilk günkü gibi taze kalabilmesi için nelere dikkat edilmesi ve neler yapılması gerektiğini açıkladı…
DEĞER VERDİĞİNİZİ GÖSTERİN!
Mutlu bir evliliğin tesadüfler sonucu olmayacağına dikkat çeken PSİKODER Başkanı Dr. Cem Keçe; “Her ne kadar flört ve nişanlılık dönemini yaşamış olsanız da, evlendikten sonra yaşanan geçimsizlikler ya da anlaşmazlıklar mutluluğunuzu sekteye uğratabilir. Eğer evliliğinizin istikrarlı bir şekilde gitmesini ve mutlu olmayı istiyorsanız, mutluluk için yapılması gerekenlerin olduğunu unutmamalısınız. Eşinizin olumsuz taraflarına değil olumlu taraflarına odaklanın. İşe ilk olarak, eşinize değer verdiğinizi göstererek başlamalısınız.

Bunu gösterebilmek için çok büyük şeyler yapmanıza gerek yok. Hiç beklenmedik bir anda eşinizin yanağına konduracağınız bir öpücük, sıcak bir bakış ya da ‘Seni özledim!’, ‘Seni düşünüyorum!’ demek, yeterli olacaktır. Her insan gibi eşinizin de takdir edilmekten hoşlanacağını unutmayın. Onu takdir edebilmek için nelere değer verdiğine dikkat etmelisiniz. Bunun yaparken, ‘Bu gün çok güzelsin’, ‘Bu kıyafet sana çok yakışmış’ ya da ‘Sana ihtiyacım var’, ‘Bu konuda haklısın’, ‘Teşekkür ederim’ ve ‘Özür dilerim’ gibi cümleleri kullanmayı ihmal etmemelisiniz çünkü ‘Güzel söz yılanı bile deliğinden çıkarır’.
Bu nedenle, evliliğinizi mahvedecek olan ‘Keşke!’, ‘Ben sana söylemiştim!’, ‘Sen zaten hep böylesin!’, ‘Bırak, ben yaparım!’, ‘Bugün canım istemiyor!’ gibi cümleleri bir an önce hayatınızdan çıkarmalısınız. Eşinize değer verdiğinizi, ona karşı dürüst olarak, mutluluğunuzu ya da üzüntünüzü paylaşarak, arkadaşlarıyla arkadaş olarak, hobilerine saygı göstererek, onun için kendinizi geliştirerek, kendinizden çok fazla ödün vermeden, oluru olan konularda, fedakârlık yaparak ve kendinize bakarak gösterebilirsiniz. Bunun yanında, zihninizi okumasını beklememeli, genelleme ya da kıyaslama yapmamalı, mükemmeliyetçi olmamalı, aynı anda öfkelenmemeli, aceleci olmamalı ve sorgulamamalısınız.” dedi.
İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRİN VE KENDİNİZİ VAZGEÇİLMEZ KILIN!
Evliliğin, farklı aile yaşantılarından ve kültürlerden gelen iki insanın aynı mekânı ve zamanı birlikte paylaşmaya başlamasıyla oluşan sosyal bir kadın ve erkek ilişkisi olduğunun altını çizen PSİKODER Başkan Yardımcısı Dr. Cebrail Kısa; “Evliliklerde iletişim eksikliğinden kaynaklanan ufak tefek problemlerin yaşanması olağandır. Bu problemlerin büyüyüp, çiftin ve ilişkinin yıpranmasına olanak vermemek için birbirinizle konuşmayı ihmal etmemeniz gerekir.

Her akşam TV’yi açmadan önce ya da her gece yatağınıza geçince 10–15 dakika gününüzün nasıl geçtiğini anlatabilirsiniz. Bu iletişim, göz ve dokunma temasını güçlendirecektir. İletişim içinde bulunurken iyi bir dinleyici olmaya özen gösterin, olumsuz eleştiriden kaçının, nasihat vermek ve ‘Sen hep zaten geç kalırsın!’ şeklindesuçlamak yerine; ‘Senin geç kalman beni çok üzüyor!’ cümlesinde olduğu gibi ben dilini kullanmayı ve eşinize dokunmayı asla ihmal etmeyin. Dokunmak, sıcak temasın bir göstergesi olduğu için iletişimi güçlendirecektir.” dedi.
BAŞ BAŞA VAKİT GEÇİRİN…
Baş başa vakit geçirmenin önemine değinen PSİKODER Genel Sekreteri Psikolog Kemal Özcan; “Eşinizle birlikte her gün en azından bir öğün yemek yemeniz, her hafta baş başa kalabilecek bir şekilde bir yerlere gitmeniz gerekiyor. Baş başa içeceğiniz bir kahve esnasında yapacağınız sohbetler ya da uzun yürüyüşler evliliğinizi canlandırmak için birebirdir. Elbette ki, hala makyajınızı yapıyor, kuaföre gidiyor ya da yeni giysiler alıyorsunuzdur.

Fakat ara sıra yapacağınız değişiklikler örneğin, saç şeklinizi ya da rengini değiştirmek, tırnaklarınızı uzatmak ya da eşiniz için giyinmek,eşinizin gözünde vazgeçilmez olmanızı sağlayacak önemli etkenlerden bir kaçı olduğunu unutmayın. Her erkek eşinin kendisi için bir şeyler yapmasını bekler ve bundan çok keyif duyar. Bu erkekler içinde böyledir. Yapacağınız sakal değişikliği bile eşinizi baştan çıkarmaya yetecektir. Bunları yaparken, ‘Senin için yaptım!’ demeyi de asla unutmayın. İnanın bu çabaya değecek!” dedi.
SEKS HAYATINIZA ÖZEN GÖSTERİN…
Evliliklerde seks hayatına özen gösterilmesi gerektiğini savunan PSİKODER Yönetim Kurulu Üyesi Psikolog Serap Güngör; “Çiftlerin seks hayatlarını canlandırıcı birkaç küçük püf noktaya özen göstermeleri gerekiyor. Günlük hayat gibi yatak odası da bir süre sonra monotonlaşabiliyor.

Evliliğinizin gidişatını değiştirmek, iletişimi güçlendirmek ve kendinizi vazgeçilmez kılmak için cinsel yaşamınıza özen göstermeli, ön sevişmelerinizdeki dokunmaları çoğaltmalı, oral sekse yer vermeli, fantezilerinizi açıkça ifade etmeli, birlikte duş almalı, birbirinize masaj yapmalı, müzik ya da mumlarla yatak odanızın havasını değiştirmelisiniz. İnanın, eşiniz size yeniden âşık olacak!” dedi.
Erken boşalma öğrenilmiş ve kazanılmış bir reflekstir
Erken boşalmanın çok eski devirlerden beri var olan bir sorun olduğunu söyleyen Bacanak; "Erken boşalma öğrenilmiş ve kazanılmış bir reflekstir. Çok eski devirlerde ilkel çağlarda yaşayan insanlar doğada yaşamlarını sürdürmek ve canlarını korumak zorundaydılar. Seks yaparken bir yandan da her an vahşi bir hayvanın saldırabileceği korkusunu yaşamaktaydılar.
Bu nedenle de erkek bir an önce işini bitirmeyi yani boşalmayı amaçlıyordu.
Seksten keyif almak için huzurlu bir ortam gereklidir. Eğer huzur yoksa ve tehlike varsa vücutta adrenalin salgılanır ve kişi bir an önce bulunduğu ortamdan kaçmak ister. Yani erken boşalma da insanın kendini korumak için geliştirdiği bir savunma biçimi olarak ortaya çıkmış ve nesilden nesile aktarılmış bir davranış örüntüsüdür. İlkel bir savunma olarak başlayan erken boşalma, daha sonraları sosyal koşulların getirdiği zorunlu yükler ve yakalanma korkusuyla öğrenilmiş
bir davranışa dönüşmüştür." dedi.
Erken boşalmada suçlu olan penis değildir
Cinsel ilişki sırasında erken boşalmaya 10 Adımda Erken Boşalma Tedavisi adlı kitaptaki egzersizleri uygulayarak son verebileceğini, çok daha uzun ve mutlu bir cinsel birliktelik yaşanabilineceğini ifade eden CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; "Cinsel sorunla karşılaşmak ve bunu kabul etmek erkek için kolay değildir. Çünkü erkekler cinsel performansı erkekliğin göstergesi olarak görürler. Erken boşalan erkekler bu durum karşısında partnerlerinden utanırlar ve özür dilerler, bu çok yanlış ve yapılmaması gereken bir davranıştır.
Ayrıca, bütün suçu penislerinde görürler ve penisi kontrol edemedikleri için kızarlar. Oysaki
erken boşalmada suçlu olan penis değildir, olumsuz düşüncelere ve bilişsel çarpıtmalara
sahip olan beyindir. Boşalmayı kontrol etme süreci aynı zamanda en büyük cinsel organımız
olan beynimize de kontrollü olmayı öğretme sürecidir. Değişime hazır mısınız?" dedi.
Erken boşalma tanısı koymak için önemli olan 5 kriter
Erken boşalmanın yineleyici ve tekrarlayıcı bir biçimde her ilişkide erkeğin arzu ettiği süreden önce boşalması olarak tanımlanabileceğini söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık; "Erken boşalma, genellikle halk arasında eşini tatmin edemeden boşalma, penis vajinaya girmeden, değer değmez ya da penis vajinaya girdikten birkaç dakika sonra boşalma olarak ifade edilmektedir. Aslında erken boşalma yerine "denetimsiz boşalma" denilmesi daha doğru olacaktır, çünkü erkeğin boşalma refleksi üzerinde istemli bir kontrolü yoktur.
Erken boşalma tanısı koymak için 5 kriter:
* 6 ay ve üzerinde haftada ortalama 2 kez olmak üzere düzenli bir cinsel hayatın olması
* her cinsel ilişkide yineleyici ve tekrarlayıcı bir biçimde erken boşalmanın yaşanması
* o an geldiğinde kişinin kendini kontrol edememesi
* partner boşalmadan boşalma yaşanması
* penis-vajina birlikteliğini 7 dakika ve üzerinde sürdüremmeme
Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri nelerdir?
* Hızlı yemek yeme
* Hızlı konuşma
* Hızlı araba kullanma
* Her konuda aceleci ve sabırsız davranma
* Çabuk sinirlenme
* Kontrolsüz davranışlarda bulunma
* Stresli ve gergin olma
* Kaygılı olma
* Sürekli onaylanmayı bekleme
* Rekabetçi ve hırslı olma
Erken boşalmanın nedenleri nelerdir?
Erken boşalmanın büyük oranda psikolojik bir sorun olduğunu ve nedenlerinin de genellikle psikolojik kökenli olduğunu söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık; "Erkeğin kendisi, bedeni, cinsel performansı ve partneri ile ilgili algıları, duygu ve düşünceleri onun erken boşalmasına neden olabilir. Yine özellikle ergenlik döneminde yakalanma korkusu ile aceleyle yapılan mastürbasyonlar da erkeği erken boşalmaya programlayabilir. Ülkemizde gördüğümüz erken boşalma vakalarının çoğu bu tip bir yanlış öğrenme sonucu oluşur. Yani erken boşalma yanlış öğrenilen bir davranıştır” dedi.
Erkekler bunu:
Yakalanma korkusuyla yapılan mastürbasyonlarla ayıp, yasak ve günah duygularıyla yapılan mastürbasyonlarla, "mastürbasyon yapanın gözü kör olur", "mastürbasyon yapanın çocuğu olmaz", "mastürbasyon yapan sağır olur", vb. cinsel mitlere rağmen korkuyla yapılan mastürbasyonlarla ve arkadaşlara hava atmak için skora yönelik sık mastürbasyon yapmayla öğrenmektedirler.
Cinsel mitler dediğimiz cinsellikle ilgili yanlış ve abartılı inanışlar, cinsel açıdan deneyimsiz olma, anksiyete, depresyon, stres, yorgunluk, cinsel performansla ilgili gerçekçi olmayan beklentiler, cinsel uyarım eksikliği, cinsel açıdan baskı altında yetişme, aşırı cinsel isteğin
verdiği gerginlik, cinsellikle ilgili suçluluk ve günah duyguları, partnerle/eşle ilgili nedenler, bilinçdışındaki cinsellikle ilgili olumsuz düşünceler, partneri tatmin edememe kaygısı, prostatit, üretrit gibi hastalıklar, penis başının aşırı hassasiyeti gibi nedenler erken boşalmaya yol açabilir.
Psikodinamik bir bakış açısıyla bakıldığında, erken boşalma bilinçdışı olarak erkeğin hem kendini hem de eşini cezalandırması olarak da ortaya çıkabilmektedir. Erken boşalma sorunu onlarca farklı nedenden kaynaklanabilir, erkeğin kişilik özellikleri, nasıl bir ailede yetiştiği, cinsel geçmişi, partnerin özellikleri, aralarındaki ilişkide sorunlar olup olmadığı önemlidir. Yani tek tip bir sorun ve tek tip bir çözüm yoktur. Sorun da çözüm de erkeğin özelliklerine bağlıdır ve ona özgüdür.
Erken boşalan erkekler genellikle kendilerini şu şekilde ifade ederler:
* Vajinaya giremeden veya birkaç kez gidip geldikten sonra hemen boşalıyorum.
* O an geldiğinde kendimi kontrol edemiyorum.
* Kendimi yetersiz ve değersiz hissediyorum.
* Cinsel ilişki sonrası eşimden utanmaktan ve özür dilemekten bıktım.
* Her seferinde korktuğum başıma geliyor.
* Vajinaya hemen girsem, dışarıya boşalmasam.
* Her şey çok hızlı gelişiyor, kendimi kontrol edemiyorum.
* Artık bu durumdan çok yoruldum.
* Erken boşama sorunum yüzünden karşı cinse yanaşmaya çekiniyorum.
Hayatındaki erkekle her tutkuyu yaşadın ve tüm seks pozisyonlarını denedin diye bu sana ön sevişmeyi es geçme hakkı vermez; ilişki ciddileştikçe, ön sevişmeye ayrılan zaman giderek azalır ve çiftler eskisi gibi tutkuyla öpüşmeyi unutmaya başlar.

BİLİMSEL GERÇEKLER...
Albany Üniversitesi'nden Psikoloji Profesörü Gordon Gallup, insanoğlunun öpüşmeyi karşı cinsin uygunluğunu test etmek için icat ettiğini öne sürüyor. Öpüşme esnasında karşı cinsin sağlık ve hormonal durumu hakkında bilgi sahibi olabiliyorsun: "Ne var ki eşini seçtiğin zaman öpüşmeyi kesebiliyorsun çünkü bireyler artık birbirinin DNA'sını özümseme gereği hissetmiyor."
Seviştiğin erkeğin bay doğru olduğuna karar versen bile, seks hayatını canlı tutmak adına öpüşmeye devam etsen iyi olur. New Jersey'deki Rutgers Üniversitesi'nden araştırmacı Profesör Helen Fisher, tükürüğün içindeki testosteron hormonunun arzuyu tetiklediğini söylüyor: "Ne kadar çok öpüşürsen o kadar arzulu olacaksın, böylece seks esnasında daha çok zevk alacaksın!".
Hayal gücünü kullan!
Dört dudak ve iki dilin söz konusu olduğu sihirli bir anda yaratıcı olmalısın! 'The Art of Kissing' kitabının yazarı William Cane, "lip-o-suction" adını verdiği bir teknikten bahsediyor.

Sen onun üst dudağını hafifçe öperken, o da senin alt dudağını emmeli. Sonra yerleri değiştirin. O hemen dilini ağzına sokmak isteyecektir ama buna henüz izin verme. İyice heyecanlanmasını sağla... Ardından dilini onun dişlerinde, diş etlerinde ve iç yanaklarında gezdir. Sert diş minesi ve yumuşak, nemli ağız arasındaki doku farkı duyuları uyaracaktır.
Çilek kokan öpüşler...
9,5 Hafta filminde Kim Basinger'ı çilekle besleyen Mickey Rourke, ne yaptığını iyi biliyordu. 'The Ultimate Compatibility Quiz' kitabının yazarı Doktor Krista Bloom, öpüşmeden evvel birer tane çilek yemen gerektiğini söylüyor. Çilek dildeki tat alma duyusunu uyarır, böylece öpüşürken tat alma duyusu iyice yükselir.

Daha da uyarılmak lazım!
Öpüşmeden evvel nane aromalı dudak parlatıcısı sürersen dokunma, tat alma ve koku duyularını uyarırsın. Seksolog Ava Cadell, mentolün sinir alıcılarını harekete geçirdiğini ve dudaklardan cinsel organlara doğru uyanan bir his gönderdiğini söylüyor.
Bir yudum şampanya ya da köpüklü şarap içerek de aynı hissi yakalayabilirsin. Köpükler ağzının içini gıdıklayıp uyaracak ve sonra da kaybolacak. Mentol, hassas cinsel organların kızarmasına neden olabilir.
Sert kadın...
Azıcık şiddet sıradan bir öpücüğü bambaşka boyutlara taşıyabilir. 'Ride'Em Cowgirl: Sex Position Secrets for Better Bucking' kitabının yazarı Sadie Allison, öpüşürken vücudun salgıladığı endorfinlerin seni daha da uyarıp doğal ağrı kesici görevi gördüğünü söylüyor: "Ayrıca vücuda sertçe dokununca erojen bölgelere daha çok kan gitmesini sağlayıp alıcı sinirleri daha hassas kılarsın.

Elini onun boynuna dolayıp kendine doğru çekerken göz temasını kesme. Dudaklar buluşunca yavaşça vahşileşirsen, tutku doruk noktasına ulaşacaktır!". Allison, dolaylı yoldan biraz dominant olmanı da öneriyor: "Gücünü zekice kullanmalısın. Dişlerinle onun alt dudağını hafifçe ısır, parmaklarını boynuna geçir ve onu öperken saçını çek."...
Alevi iyice canlandır!
Cadell, en erotik öpüşme tecrübesi için "yüz birleşmesi" ismini verdiği tekniği kullanmanı öneriyor. Bu öpüşme şeklinde, dil ve ağız, seks yapan iki insanı taklit ediyor adeta: "Önce diller birbirine sürtünsün, sonra birbirinin ağzına girip çıksın, aynen seks yapar gibi... Dudaklarını onun diline dolayıp tutkuyla emerken, sanki oral seks yaptığını hayal et...".

Bu noktadan sonrası artık senin hayal gücüne kalıyor...
Klitoristeki sinirler, beyindeki cinsel zevk bölgeleriyle irtibat kurar. Bu sinirler uyarıldıklarında, orgazma ulaşana kadar elektrokimyasal bir hareketlenme içine girip tepkimeleri tetikler ve dopamin, oksitosin, endorfin gibi iyi hissettiren nörokimyasalları salgılatır. Eğer uyarılma erken biterse ya da sinirler yeterince hassas değilse veya korku, stres, suçluluk gibi duygular devreye girerse klitoris kendini kapatır. Kadın gevşemiş, rahat, sıcak ve samimi bir halde değilse orgazmın gerçekleşmesi zordur.
Güven arayan kadınlar...
Aşık olan, ilişkilerinin ilk evresini yaşayan, partnerlerinin kendilerine taptığını ve arzuladığını hisseden kadınlar daha kolay orgazm olur. Bazı kadınlar için uzun süreli bir ilişkinin ya da evliliğin sağladığı güven duygusu, kolay orgazma ulaşmayı sağlar.

Orgazm güçlendikçe yayılan oksitosin dalgaları, kadının yüzünün ve göğsünün kızarmasına yol açar, çünkü kan damarları genişlemiştir. Hassas, psikolojik ve fizyolojik yapısı nedeniyle kadın orgazmı partnerlerin ve bilim insanlarının kafasını karıştırır.
Yıllar içinde kadın orgazmındaki kısa nefesler, gerilen sırt, sıcak ayaklar, yüz buruşturma, kasıtlı olmadan ses çıkartma ve kan basıncının tavana vurması defalarca ölçüldü. Ve şimdi, beynin hangi kısımlarının hareketlendiğini ve hangi kısımlarının kapandığını gösteren MRI taramaları sayesinde kadın beyninin orgazm kontrolü hakkında çok daha fazlası biliniyor.
Erkek orgazmı çok daha basit
Erkek için cinsel birlikteliğin gerçekleşmesi için kanın tek bir yere gitmesi yeterli. Kadın içinse nörokimyasalların bir araya gelmeleri gerekir. En önemlisi, kadın birlikte olduğu kişiye güvenme ihtiyacı duyar. Erkeğin ereksiyonu basit hidrolik temellere dayandığından kan penise gidip ereksiyonu sağlar. Bazı doktorlar kadınların güç orgazma ulaşmasını klitorise giden kanın azlığıyla açıkladı. Ancak bunun doğru olduğuna dair hiçbir delil yok, ayrıca hiçbir araştırmacı tahrik olduğunda klitorisin ne tür fiziksel değişimler geçirdiğini ölçmenin bir yolunu bulamadı.

Uzmanlar, vajinal orgazm ve klitoral orgazm diye iki ayrı orgazm olmadığını belirtiyor. Bu teori neredeyse bir yüzyıl boyunca sadece klitoral orgazm yaşıyorlarsa eksik oldukları, gerçek bir kadın olmadıkları düşüncesiyle kadınları bunalıma sürükledi. Nörobilimciler vajinanın klitorise bağlı olduğunu ispatladılar. Klitoris belin altındaki beyin! Ne var ki hareket sadece belin altında gerçekleşmiyor ve sadece psikolojik faktörlerle yönlendirilmiyordu.
Teori, bir erkek ne kadar fazla sperm dağıtırsa genlerinin gelecek kuşaklarda devamını sağlama şansının da o kadar yüksek olacağını söyler. Ancak kadın orgazmı daha karmaşık, gizemlidir ve rahatlıkla taklidi yapılabilir. Kadınlar hamile kalabilmek için, her ne kadar yardım ettiği bilinse de, orgazma ihtiyaç duymazlar.
Havayı bozmayın!
Kötü kokan nefes, fazla alkol, dizle, elle ya da dudakla yapılan beceriksiz bir hareket havayı bozup kadının amigdalasının yeniden çalışmaya başlamasına, cinselliğe ilgiyi kesip orgazmdan uzaklaşmasına neden olabilir.

Evrim perspektifinden bakıldığında erkek orgazmının bir gizemi yok. Sürekli cinsel ilişkiler aranmasına yol açan, bağımlılık yaratıcı biyolojik bir boşalmadan fazlası değildir.
Kendimizi yargılamak yararsız
Bir de üstüne kendimizi yargılamamız başlar. "Of, niye böyleyim, niye bilemiyorum nasıl karar vermem gerektiğini, aptal mıyım, neyim eksik?" "Başkaları nasıl karar veriyor, hiç can çekişmeden benim gibi? Niye cesaret edemiyorum", vs. vs.
Arkadaşlara, güvendiğimiz kişilere sorarız çaresiz kalınca "Sen olsan ne yapardın", ben bir türlü karar veremiyorum" şeklinde. Onlar da canı gönülden, anlatırlar, nasihatlar, örnekler verirler, kendi hayatlarından, ata sözlerinden, geçmişten, onun bunun başına gelenden.
Evet, doğru, siz de biliyorsunuzdur bunları, çok kereler düşünmüşünüzdür aynı şeyleri. Ama yine de tuhaftır içiniz - rahat değildir. Hak da verirsiniz onlara ama niye o kararı öylesine vermek doğal gelmez, kolay gelmez sizi rahatlatmaz! "Herkes için doğru olan benim için de doğru mu? Benim doğrumu bulmam için benim karar vermem gerekmez mi?"
Karar vermekten korkmayın!
Kararlarımız yaşantımızın kaçınılmaz parçaları. Sorumluluk taşıdığımız sürece verdiğimiz kararlar ile ister istemez hayatımızı belirli yollara yönlendiriyoruz.
İnsanların karar vermede karşılaştıkları en büyük sorun sonradan pişman olmamak ve yanlış bir şey yapmamak için kendilerini doğru karar vermeye zorlamaları oluyor.
İşte ben o yanlış karar kısmında durmanızı istiyorum. Kime göre yanlış olabilir kararınız? Evet bir sürü insan "Ayol çıldırdın mı?" diyebilir. Sebep, onların böyle bir karar almayacaklarıdır. Olabilir. Ama onlar siz değilsiniz. Sizin yaşamınız boyunca edindiğiniz deneyimler, sizin gereksinmeleriniz, sizi böyle bir karara itiyor olabilir. Ve bu sizin gelişiminiz için çok önemli bir yol olabilir. Diğerleri buralara gelmemiş olabilir, böylelikle sizin daha yaşamanız gereken yeni duygulara, yeni olaylara yeni deneyimlere şans vermeniz şart. Diyelim ki yanlış bir karar verdiniz. Hani o en korktuğunuz şey başınıza geldi. Bu ne ifade eder? Çok basit: Kendinizi daha yakından tanımanızı, tecrübe edinmenizi ve en önemlisi yeni sonucun, sizi yeni çözümler aramanız için zorlamasını. Evet en kötü ihtimaliniz.
Ben böyle istedim, ben sonuçlarına katlandım, ben her türlü duyguyu, aşk, sevinç, korku, umutsuzluk, acı, başarı, güven; evet hepsini yaşadım. Ben yaşadım diyebilmek!
Yanlış yapmaktan korkmayın
Sorumluluğu üstlenip, ne olursa olsun bir çözüm bulabileceğinize inanıp kendinize "Ben becerebiliyorum" diyebilme şansını verin.
Eğer karar verememe sürecinde çok bunalırsanız, en azından "Bugün karar vermeyeceğim, yarın karar vereceğim" diye karar verin!
Bir takım yeni zorluklara çözüm bulmak zorunda kalmanız, bunları mecburen çözmeniz ve başarı sağlamanız gerecek ve bu da sonuçta sizi daha güvenli ve mutlu bir insan yapacaktır.
1. Gereksiz bütün iletişimi kesin!
Çok gerekmedikçe ayrıldığınız kişiyle konuşmayın. Ayrıldığınız kişiden çocuğunuz varsa veya aranızda henüz kapatmadığınız parasal ve maddi konularınız vs. o kişiyle (sadece bu konuları konuşmak amacıyla) temas kurabilirsiniz. Ama ortak arkadaş ve dostlarınızla sohbetlerinizde bile o kişiden bahsetmeyin. Ortak sosyal çevre nedeniyle aynı ortamlara girmeniz gerekiyorsa, nazikçe selamlaşmak dışında o kişiyle yalnız kalmayın ve konuşmayın.

2. Sizin için duygusal anlamı veya anısı olan, o kişinin size verdiği eşyalardan derhal kurtulun!
Hediyeler, notlar, mektuplar vs. Bunları ayrıldığınız kişiye geri vermeyin. Maddi değeri olmayan eşyaları atın. Satılabilecek olanları (giysiler vs) satın veya hayır kurumlarına bağışlayın. Hiçbir koşulda bunların size geri gelmeyeceğinden emin olun.
3. Arkadaşlarınızla daha sık vakit geçirin!
Zor zamanlarda arkadaş desteği önemlidir. Ama arkadaşlarınızı ağlama duvarına çevirmeyin. Onlarla birlikte yapacağınız başka etkinlikler sizi oyalayacaktır.
4. Hemen başka bir ilişkiye atlamayın!
Çivi çiviyi söker diyerek hemen başkasıyla ilişkiye giren insanlar vardır. Ama bu yanlıştır! Başka insanlarla tanışmak tamam ama başka insanlarla duygusal ve cinsel ilişkiye başlamak için çok yanlış bir dönemdesiniz. Kalbinizde ayrılık acısı varken doğru kişiyi bulsanız bile doğru ilişkiyi yaşayamazsınız.

5. Eğlenceli ve yaratıcı bir şeyler yapın!
Daha önce vakit ayıramadığınız için başka bir zamana ertelediğiniz bir şeyler yapın. Dans kursuna gidin, egzersize başlayın.
6. Ayrıldığınız kişinin hiç hoşlanmadığınız negatif yanlarını düşünmeye çalışın!
İnsanlar ayrılmışsa bir sebebi vardır. Ayrılık acısı yaşarken insanlar hep 'yaşanan mutlu günleri' düşünür ama bu düşüncenin size bir yararı olmaz. Kendinize "Ayrılmamız iyi oldu, çünkü..." diye başlayan bir liste yapın. Ayrılık sürecini bir 'arınma' süreci olarak düşündüğünüzde psikolojik değişiminizi olumlu bir raya oturtabileceksiniz.
7. Ayrıldığınız kişi hakkında duygularınızı ve düşüncelerinizi bir kağıda yazın!
Bu kağıdı asla o kişiye göndermeye kalkmayın! Bu kağıdı bir süre sakladıktan sonra yok edin gitsin. Ayrıldığınız kişiye artık duygularınızı açıklamanın anlamı yoktur. Çünkü o artık sizin duygularınızı önemsemediği için sizin hayatınızdan çıkıp gitti. Ona olan duygularınızı açıklamanız onu geri getirmez. Aksine sizi zayıf ve patetik gösterir.

8. Yalnız kalmaktan korkmayın!
Dünyanın sonu değil bu. Bu sizin yaşadığınız acıları ve sıkıntıları yaşayan milyonlarca insan var yeryüzünde. Kendinizi tekrardan iyi hissedecek ve yeni birini nasıl olsa bulacaksınız.
9. Ayrılık acısı çekerken alkole ve yemek yemeye sardırmayın!
Ayrılırken "dost kalmak" nazik bir temennidir. Ama insanlar ayrıldıkları kişilerle çok nadiren dost kalabilirler. Duygusal dengenizi tekrar yoluna koyduktan sonra, ancak o zaman o kişiyle arkadaş olarak devam etmek isteyip istemediğinize karar verebileceksiniz. Daha önce değil.

10. Duygusal meselenizi aklınızda ve kalbinizde tam olarak bitirmeden önce ayrıldığınız kişiyle arkadaş olmayı falan düşünmeyin!
Acınız unutmak için başkasıyla seks yapmaya da kalkmayın. Hiçbir faydası olmaz!
Yaşadığınız bu acılı sürecin en iyi ilacı zamandır. Bu süreçte kendinize karşı sabırlı ve nazik olun. Ayrılıktan ötürü kendinizi suçlamayın. Bu deneyimden bir şeyler öğrenmeye çalışın. Yaşananların bir hata değil, ileriye giden yolda yaşadığınız bir öğrenme süreci olduğunu düşünün...
Duygusal meselenizi aklınızda ve kalbinizde tam olarak bitirmeden önce ayrıldığınız kişiyle arkadaş olmayı falan düşünmeyin!Ayrılırken "dost kalmak" nazik bir temennidir. Ama insanlar ayrıldıkları kişilerle çok nadiren dost kalabilirler. Duygusal dengenizi tekrar yoluna koyduktan sonra, ancak o zaman o kişiyle arkadaş olarak devam etmek isteyip istemediğinize karar verebileceksiniz. Daha önce değil.
Cinsel isteğin uyanması, ya da cinsel coşku, erkek ve kadın vücutlarının cinsel birleşmeye elverişli hale gelmesini sağlar. Bu, bütün vücutta oldukça karmaşık değişimlerin olması demektir. Çoğu erkeğin cinsel duyarlığı üreme organlarında toplanmış olduğu için, sevişme ilerledikçe kadının bütün vücudunun tek bir erojen bölge haline geldiğini genellikle fark etmezler.
Eğer kadın zaten heyecanlanmamış ve arzulu değilse, ilk baştan doğrudan doğruya cinsel organların ve göğüslerin uyarılması ona fazla haz vermeyecek, hele hele erkeğin sandığı gibi onun doruk noktasına çıkmasına hiç yardım etmeyecektir.
Kadınların cinsel coşkuları ağır ağır artar. Başlangıçta hafif temas, okşama ve öpüşme cinsel heyecanın uyandırılması için en uygun yöntemlerdir; sevişmenin başında, erkeğin temel erojen bölgeleri (cinsel organlar ve göğüsler) değil, ikincil olanları (yüzü, boynu, kolları, sırtı, belkemiği, kalçaları, ayakları) uyarması doğru olur.
Ağız son derece duyarlı bir organdır ve temposu ağır ağır ama sürekli hızlanan bir öpüşme, özellikle tutuk kadınların rahatlaması ve heyecanlanması açısından yararlı bir yöntemdir. Göğüsler de son derece duyarlı organlardır; Erkeğin bu bölgede biraz dikkatli olması ve kadın vücudunun diğer bölgeleri için de geçerli olan şu kuralı özellikle göz önünde tutması gerekir: Uyarma önce yumuşak dokunma, okşayış ve öpüşler biçiminde başlamalı ve basınç ağır ağır artmalıdır.
Kadınlarda ise durum farklıdır. Görsel uyarıcılar genellikle erkeği kadından daha çok etkiler; bu, ön oyunlar sırasında kadının unutmaması gereken bir noktadır. "Tahrik edici" giysiler ve tavırlar, çıplaklık ya da yarı giyiniklik, cinsel bölgelerin apansız açılması ve bu türden bütün "baştan çıkarıcı" davranışlar, yorgun bir erkeği bile heyecanlandıracak cinsel tekniklerdir.
Cinsel duyguların sözle belirtilmesi de kadınlar için olduğu kadar erkekler için de önemlidir. Erkeklerin cinsel duyarlılığı daha çok cinsel organlar bölgesinde odaklanmıştır.Vücutlarının diğer tarafları, kadınlarda olduğu gibi okşama ve uyarma karşısında fazla duyarlı değildir. Bu yüzden sevişmenin başlangıcında kadının dikkatinin erkeğin bu bölgesinde toplanması yerinde olur. Başlangıçta kadın eşinin penisiyle hafifçe oynayabilir ve yumuşakça okşayabilir; ama fazla gecikmeden daha güçlü bir uyarıma geçmesi gereklidir. Kadına, bir erkeği nasıl uyaracağını tanışıklık ve deney öğretecektir.
Eğer bu yoksa erkeğin ona açıkça yol göstermesinde bir sakınca yoktur.
Sihirli noktalar
C NOKTASI
Kulağın erojen bir bölge olduğunu mutlaka biliyorsunuzdur, ama bu vücudun küçücük parçasının, baştan çıkarmada da ne kadar etkili olduğuna şaşırabilirsiniz. Man in Bed (Erkekler Yatakta) adlı kitabın yazarı Barbara Keesling, "Bu C şeklindeki kıkırdaklı bölge, oldukça fazla sinir ucunu bir arada barındırmaktadır" diye açıklıyor.
Keesling, "Ensesinden kulaklarının arkasına doğru öperek ilerleyin, her öpücükle birlikte nefes vererek ılık nefesinizi hissetmesini sağlayın" diyor. Kulağının en üst noktasına geldiğinizde durun ve kulağı dudaklarınızın arasında kalacak şekilde hafifçe aşağı doğru inin. Bu hareket onu daha da baştan çıkaracak ve daha fazla heyecanlamasını sağlayacaktır.
W NOKTASI
Sevgilinizin göğsüne W harfi çizerek, aşağı yukarı dolaşmanız onu zevkten zevke taşıyacaktır. Sevgiliniz, yüzüstü uzanmışken, parmağınızın ucunu göğüs kaslarının dış köşesine doğru koyun ve parmaklarınızla göğüs kasları boyunca aşağı kadar inin ve sonra diğer yöne doğru yukarı çıkın, ve sonra tam tersi şekilde aynı hareketi uygulayın. Touch me there! (Oraya Dokun!) adlı kitabın yazarı Yvonne K. Fulbright, "Bu bölgedeki ten genel göğüs cildine göre daha incedir yani oldukça hassastır." diyor.
Güçlü bir dokunuşla başlayın, daha sonra dokunuşlarınızı hafifleştirin. Cildine dokunuşunuz hafifleştikçe, sinir uçlarının tepki vermesi artacaktır. Bu hareketi uygularken arada göğüslerine de dokunabilirsiniz. Her seferinde biraz daha kuvvetli dokunuşlar uygulamanız, kan dolaşımını hızlandıracak ve hissedeceği duyguyu kuvvetlendirecektir.
X NOKTASI
Bu noktayı bulmak için, sevgilinizi, bacakları kapalı bir şekilde yüzüstü yatırın. Kalçalarının arasında, yani kalçalarının birbirine değdiği noktadan aşağı doğru X harfi şeklinde bir alan ortaya çıkacaktır. Keesling, "Rektumu kapsayan bu bölge, dolaylı temasla, oldukça uyarıcı etki göstermektedir" diye açıklıyor. Masaj yaparken, yavaşça aşağı doğru inin ve en sonunda kalçalarına geldiğinizde, her iki tarafa birer parmağınızla baskı uygulayarak, parmaklarınızı birbirine doğru çekin.
Parmaklarınız ortada buluştuğunda, bir tanesini aşağı doğru indirmeye devam edin. Ellerinizi değiştirerek ve parmaklarınızla zikzaklar yaparak aynı hareketi uygulayın. Hareketi rutin uygulamamak, merak ve heyecan yaratacaktır. Dilinizle X noktasının merkezine yapacağınız dokunuşlarsa, bu deneyimi unutulmaz kılacaktır.
O NOKTASI
Kessling, "Tantrik seks uzmanları göre, bir erkeğin kuyruk sokumuna yapılan masaj, kundaliyi, yani cinsel enerjiyi artırıyor" diyor. Bu O harfi şeklindeki alan, cinsel uzuvla bağlantılı birçok sinir ucunu barındıyor ve bu bölgeye yapılan masaj doğrudan libido üzerinde etkisini gösteriyor.
Yüzüstü uzanmışken, her elinizin iki parmağının ucu ile O noktasına dokunun ve küçük dairesel hareketler yapın. Bu bölgede hafifçe dokunuşlarınıza devam ederken, omurgası boyunca küçük öpücükler kondurun. Etkiyi artırmak için, tırnaklarınızı kullanın; sevgiliniz bunu unutmayacaktır.
Onu baştan çıkaracak birkaç küçük öneri:
• Yemekten sonra mutfakta onu baştan çıkarın. Tatlı için güzel bir fikriniz olduğunu söyleyin.
• DVD seyretmek için evinize onu davet edin, size ilham verecek bir film izleyin ve yatak odasında deneyin.
• Yaktığınız mumdan akan sıcak damlaları sırtına ve kalçalarına damlatın. Bu his onu çılgına çevirecektir.
• Gece vakti arabanızı, sizi kimsenin göremeyeceği gizli bir noktaya çekin, koltuğunu yatırın ve...
• Ona yapmak istediğiniz beş şeyin listesini e-posta ile gönderin, ondan da aynısını isteyin.
• Herhangi bir konuda iddiaya girin. Bunun sonucunda kazanan yatakta da istediğini kazansın.
• Evde en seksi iç çamaşırlarınızla dolaşın, bu duruma ne kadar karşı koyabileceğini test edin.
Erkeklerin karşılaştıkları cinsel uyumsuzluk sorunlarının en önemlisi olan erken boşalma, erkeğin cinsel birliktelik sırasında boşalma refleksi üzerinde çok az ya da hiç kontrol sahibi olamaması durumudur. Erkeğin henüz boşalmak istemediği halde boşalması durumu olarak bilinen erken boşalma cinsel birleşme esnasında ya da öncesinde olabilmektedir .
Hemen hemen her erkeğin hayatının bir bölümünde yaşadığı erken boşalma sanılanın aksine, sadece erkek kaynaklı bir problem değildir ve tedavi edilmediği takdirde çiftin cinsel hayatında ciddi sorunlara yol açabilir. Ülkemizde cinsel hayatı aktif olan her on erketen yedisinin sorunu olan erken boşalmayla ilgili bilinmeyen yeni gerçekleriCinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe açıkladı. İşte çok çarpıcı başlıklar:
ERKEN BOŞALMA ÇİFTİN CİNSEL UYUMSUZLUĞUDUR!
Ülkemizde cinselliğin hala bir tabu olduğunu söyleyen CİSED Onursal Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; "Asırlar öncesinden süregelen cinsellikle ilgili mitler ve cinselliğin ayıp, yasak ve günah olarak ifade edilmesi nedeniyle, özellikle kadınlar cinsel birlikteliğin ağrılı ve acılı yaşanacağı düşüncesini bir tabu haline getirdiler.
Yapılan araştırmalar çocukluk dönemini baskı altında geçiren, cinselliğin ya da cinsel istek ve arzuların ifade edilmesini ayıp, yasak veya günah olduğunu düşünen kadınların ya da erkeklerin sayısının her geçen gün arttığını gösteriyor. Erken boşalmanın en sık görülen nedenlerinden biri, %60'lık bir oranla, cinselliği ve cinsel birleşmeyi erkeğe karşı bir görev olarak gören, cinselliğin ağrılı ve acılı bir şekilde yaşanacağını düşünen ve cinselliğin ruh ve beden sağlığının en temel olgularından biri olduğunu unutankadınlardır. Bu nedenle erkek boşalma sadece erkeğin bir sorunu değil çiftin sorudur, çiftin cinsel uyumsuzluğudur ." dedi.
ZEVK ALAMAYAN VE ACI ÇEKEN KADINLAR ERKEN BOŞALMAYA NEDEN OLABİLİYOR!
CİSED olarak cinsellik konusunda halkı bilgilendirme amacıyla çeşitli çalışmalar yaptıklarını söyleyenCİSED Onursal Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; "Yapılan araştırmalar erkeklerin %72'sinin partnerlerinin cinselliğe karşı ilgi duymadığından, cinselliği başlatmak istemediğinden, seksten keyif almadıklarından, cinsellik hakkında konuşmadıklarından ve pasif kalmayı tercih ettiklerinden yakındıklarını gösteriyor. Bunun dışında, partnerlerinin cinsel ilişki sırasında ağrı ve acı duyduklarından dolayı cinsel memnuniyetsizlik yaşadıklarını ifade eden erkekler, cinsel ilişkiyi aceleye getirmek zorunda kaldıklarını savunuyorlar.
Kadınların cinselliğe ve partnerlerine karşı olumsuz tutumları erkekleri cinsellikten soğutabiliyor, cinsel birliktelik süresini kısaltabiliyor, sertleşme sorunları, cinsel isteksizlik veya erken
boşalma gibi cinsel işlev bozukluklarına neden olabiliyor. Bu nedenle mutlu ve huzurlu bir ilişki yaşamak isteyen kadınların, cinselliğin rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olduğu nu içlerine sindirmeleri gerekiyor. Çünkü cinsellik karşılıklı yaşanırsa haz ve doyum verebilir, tek taraflı olunca mastürbasyona tercih edilmeyen bir aktiviteye dönüşebilir ve manasını yitirebilir. Bu bağlamdacinselliği doğru yaşayabilmek ve karşılıklı doyuma ulaşabilmek için doğru kaynaklardan doğru bilgilerin edinilmesi gerekiyor." dedi.
HAZZA KOŞ, ELEMDEN KAÇ…
Haz ve elem dengesinin cinsel yaşamdaki önemine değinen CİSED Onursal Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; "Cinselliğin penis vajina birleşmesinden ibaret olduğunu düşünen ve acele eden erkekler nedeniyle doğru ve sağlıklı cinsel birleşme yaşayamayan kadınlar cinsel ilişki sırasında ağrı ve acı duyabiliyorlar. Zamanla cinsellikten soğuyabiliyorlar ve cinselliği bir görev gibi yaşayabiliyorlar.'Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan çıkar?' özdeyişinde olduğu gibi, erkekler kadınları soğutabiliyor, kadınlar da erkekleri erken boşalmaya teşvik edebiliyor.
Her iki durumunda gerçek olduğu bu tabloda, tavuk yumurtadan çıkar yani erkekler kadının ruhuna ve bedenine hitap edemeyince kadınlar cinsellikten soğur, cinselliği bir görev gibi algılarlar, ağrı ve acı çekerler, yumurta tavuktan çıkar yani kadınların ağrı ve acı çekmeleri, cinselliğe karşı ilgisizlikleri ve cinselliği bir görev gibi görmeleri erkekleri erken boşalmaya teşvik edebilir. Çünkü hiçbir erkek acı çeken veya cinselliği görev gibi gören bir kadınla seksi bilinçli olarak uzatmak istese bile bilinçdışı olarak kısa tutmak ister ve erken boşalır. Bilinçdışının en kadim kuralı 'Hazza koş, elemden kaç!' şeklindedir.
Bir kadına acı vermek veya arzulanmadığını düşünmek erkeklere elem verirken, mutlu etmek, onların keyif aldıklarını görmek ise hazverir. Bu nedenle erkeklerin kadınları sadece penisleriyle boşaltabilecekleri düşünmemeleri, onların haz alabilmelerini, bedenlerinin ve vajinalarının cinsel ilişkiye hazırlanabilmesi için gerekli olan ön sevişmeyi ihmal etmemeleri gerekiyor.
Ayrıca kadınların vücudunu ve erojen bölgelerini tanımayan erkekler, onların boşalmasında önemli rol oynayan klitoral dokunmaları ve G noktası uyarılarını ihmal edebiliyorlar. Sonuç olarak erkeklerin kadınların vücutlarını tanımaları, onlarla cinselliği konuşmaları, haz aldıkları noktaları keşfetmeleri, cinselliği bir görev haline getirmeden zevk almayı ve vermeyi keşfetmeleri ve kadınların önce ruhlarını sonra bedenlerini okşayarak onları cinsel birlikteliğe hazırlamaları gerekiyor ." dedi.
• Sevgiliniz ihtiyaçlarınıza her zamankinden daha çok önem vermeye başladı. Bu sizi aldattığı için hissettiği suçluluk duygusunun tetiklediği bir davranış biçimi olabilir.
• Her buluşmanızda başka bir hediyeyle geliyor. Bunlar işlediği suçu kendi içinde hafifletmek uğruna size aldığı 'suç hediyeleri'dir.
• Onun bazı davranışlarından rahatsız olmaya başladınız. Belki ortada kötü giden hiçbir şey yok ama siz kendinizi onunlayken hiç iyi hissetmiyorsunuz. Böyle bir durumda içgüdülerinizi takip edin. Onun alışkanlıklarını ve rutinlerini sizden daha iyi bilen kimse yok o yüzden bunlarda oluşan herhangi bir değişikliği fark etmeniz an meselesi.
• Sürekli kavga çıkartmaya başladı. Her şeyi o kadar abartıyor ki en küçük bir tartışmada kapıyı çarpıp gidiyor. Acaba bu küçük fırsatları diğer sevgilisini görmek için mi kullanıyor?
• Sizin yanınızdan ayrıldığında çok enerjik görünüyor fakat sizinle birlikteyken çok düşünceli ve mutsuz. Eğer diğer sevgilisiyle uzun zamandır beraberse o zaman iki ilişkisini de güzel bir şekilde yürütmek isteyecektir. Fakat diğerinde çıkan herhangi bir problemi sizinle olan ilişkisine yansıtacaktır.
• Artık sizinle fazla konuşmuyor. Size karşı çok soğuk davranıyor.
• Herhangi bir alışkanlığını değiştiriyor. Örneğin pop müziğe bayılan erkek arkadaşınız birdenbire rock müziğe ilgi duymaya başlıyor. Bunun nedeni o müzik türünden hoşlanan başka bir kız olmasın?
• Sevgiliniz bir zamanlar çok beğendiğini söylediği huylarınızı eleştirmeye başladı.
• Ne söylerseniz söyleyin onunla ilgili olarak dile getirdiğiniz her şeyi kötü bir şey olarak algılamaya başladı.
• Artık size 'seni seviyorum' demiyor.
• En sevdiği elbiseyi giydiğiniz zaman bile size ne kadar güzel olduğunuzu söylemiyor.
• Sizinle vakit geçirmek yerine arkadaşlarını tercih ediyor.
• İlişkinizin geleceği konusunda bir şeyler konuşmaktan kaçınıyor.
• Sizinle sevişmek yerine kitap okumayı ya da TV izlemeyi tercih ediyor.
• Sizinle duygusal dünyasını paylaşmayı reddediyor. Ona ne olduğunu sorduğunuzda ise bu konu hakkında konuşmak istemediğini söylüyor.
• Sevişirken sanki başka yerlerde geziniyor.
Erkek kısa sürede kadını terk eder çünkü:
Onu değiştirmeye çalıştınız. Saç kesimini değiştirmek ve en sevdiği fakat sizin hiç hoşlanmadığınız o gömleği attırmak için elinizden geleni yaptınız. Arkadaşlarıyla ilişkilerine karıştınız. Bu durumda onun düşündüğü şu oluyor; ben ona yetmiyorum, bu durumda benimle yetinecek birini bulurum.
Seksle ilgilenmiyorsunuz. Eğer aylar boyunca başınız ağrıyormuş gibi davranırsanız, hayatının geri kalanının nasıl olacağını sezer ve paniğe kapılır. Bu da kadınların terk edilme nedenlerinden biridir.
Erkeklerin uzun bir süre sonra kadınları terk etme nedenleri:
Eğri oturup doğru konuşmanın zamanı geldi. Eğer uzun süredir birlikteyseniz ve artık arkadaşlarınız ne zaman evleneceğinizi sorup duruyorsa, bu onu evlilik hakkında düşünmeye iter. Evlilik hakkında hayalleri olanlar sadece kadınlar değildir. Erkekler de evliliklerinin nasıl olması gerektiği ile ilgili birçok hayale sahiptir. Siz çok fedakar ve düzenli olabilirsiniz. Fakat bir gün sevgiliniz yeni bir kadınla tanışır; bu kadın ona sorular soruyor ve konuştuğunda onu dinliyordur. Üstelik çok güzel ve seksidir. O zaman sevgiliniz evliliğin sadece evde oturup DVD izlemekten ibaret olmadığını anlar ve siz de terk edilirsiniz.
Kadın kısa sürede terk eder çünkü:
O olduğunu sandığınız erkek değildir. Kadınlar genellikle çok iyimser olurlar. Aşık olduklarında sevdikleri kişinin sadece iyi yanlarını görürler. Fakat bir gün bir ışık yanar ve onun sandıkları gibi mükemmel erkek olmadığını anlarlar. Bir diğer neden de size iyi davranmıyordur. Ona bir kaç kez şans veririsiniz, büyük ihtimalle de hak ettiğinden fazla. Ama sonunda dayanamayıp terk edersiniz.
Kadınların uzun bir süre sonra erkekleri terk etme nedenleri:
Uzun süren bir ilişkinin içindeyken sevgilinizi aslında bir kardeş gibi sevdiğinizi fark ediyorsunuz. Ona ilgi gösteriyorsunuz, hastalandığında üzülüyorsunuz. Duygusal olarak onu çok seviyorsunuz ama fiziksel olarak aranızda bir şey yok. Bu durumda kadınlar hayatlarının geri kalanını bu şekilde geçirmek istemedikleri için erkekleri terk eder.
Günümüzde neredeyse 'daima ve sonsuza kadar' vaatleri artık 'birkaç yıl' anlamına gelir oldu. Okuldaki çiftlerin çoğu çoktan ayrıldı bile. Karşı komşu da boşandı, halbuki daha kısa bir süre önce çok mutluydular. Aslında aşkı canlı tutmak, o kadar da zor bir şey değil. Birbirinize daha çok zaman ayırıp birbirinizi tanımaya ve aşık olmaya başladığınız günleri hatırlayın. Altın kurallarımız sayesinde sizin de aşkınız sonsuza kadar mutlu bir şekilde sürebilir.
1. Birbirinizle sohbet edin
Çok kolay görünse de; çalışmaktan, ev işlerinden ve çocuklardan sohbet etmeye pek fırsat kalmıyor. Ama haftanın bir veya iki gününü birlikte geçirmek için planlayabilirsiniz. Birlikte sevdiğiniz bir restorana veya sinemaya gidin. Böylece eşinizi bu aralar en çok meşgul eden konuyu öğrenebilir ve sizi rahatsız eden konuları gündeme getirebilirsiniz. Ancak konuşmak her zaman kolay olmuyor: Sitem etmekten, iğnelemekten ve sinirli bir ses tonundan kaçının. Ona "İşlerin artık benden daha önemli olmaya başladı" demek yerine, "Zamanının birazını da benimle geçirmek için ayırabilir misin?" ifadesini kullanın. "Seninle birlikte geçirdiğimiz akşamları özlüyorum" da olumlu bir yaklaşım. Buna kim "Hayır" diyebilir ki?
2. Birbirinize saygı gösterin
Eşiniz yorgun ve stresli olduğunda nasıl davranıyor? Ses tonunu, jest ve mimiklerini inceleyin. Sürekli bacağını mı sallıyor, dişlerini mi sıkıyor yoksa gözlerini daha mı sık açıp kapatıyor? Onun stresli olduğunu belli eden işaretleri öğrenin ve böyle anlarda üzerine gitmeyin.
3. 'Seni seviyorum çünkü... '
'Senin gülüşünü seviyorum' bir müddet sonra, artık 'senin gülüşünden nefret ediyorum'a dönüşmüş ise, küçük bir alıştırma yapmanın zamanı gelmiş demektir. Ona aşık olmaya başladığınız zamanı hatırlayın. Size çekici ve büyüleyici gelen yönü neydi? Aniden o romantik dakikalar ve size mutluluk veren olaylar gözünüzün önüne gelecektir. Hatta birlikte coşup keyifle maziye dalın, bu kaynaşmak için birebirdir.
4. Tartışmanızı doğru yapın
Münakaşa en iyi ilişkilerde bile olur, ama önemli olan doğru bir şekilde tartışmak. Nasıl birisiniz? Sorunlara haftalarca sesinizi çıkartmayıp bardağı taşıran son damlada patlıyor musunuz, yoksa uyumun bozulmaması uğruna sorunları olduğu gibi görmezden mi geliyorsunuz? Unutmayın; diklenmenin, aşağılamanın ve her şeye sitem etmenin tartışmada yeri yok. Öfkenin derecesi artmaya başlıyor ve ileride pişman olabileceğiniz sözler ağzınızdan çıkmak üzereyse, hemen temiz havaya çıkın. Küçük bir gezinti yapıp sakin kafayla bir daha düşünün.
5. Geleceğinizi planlayın
Gerçek bir örnek çiftin ortak hedefleri, fikirleri ve planları olmalı. Elbette bu hemen bir ev, yeni bir araba veya bir tatil olması gerekmiyor. Bazen birlikte bir tiyatro izlemeye gidecek olmanın sevinci ya da hafta sonu için günübirlik bir geziye gitme kararı da çok etkili olabilir. Birlikte bir yürüyüş ya da şöminenin önünde bir kadeh şarap. Bunları da birlikte planlayabilirsiniz.
6. Kendinize zaman ayırın
Zamanı birlikte geçirmek çok önemli. Ancak sadece eşiniz için yaşayamazsınız. Eşiniz sporu sevmiyor, tiyatrodan hoşlanmıyor ya da tarihi eserlerden sıkılıyor diye ilgi alanlarınızdan vazgeçmeyin. İlgi alanlarınıza zaman ayırın, hatta eski arkadaşlarınızla buluşun. Bu arada belki eşinizi ne kadar çok özlediğinizi fark edersiniz.
Ön sevişmesiz seks olmaz
Cinselliğin toplumumuzda olduğundan farklı algılandığını ve çiftlerin adeta seksi bir keyif olmaktan çıkarıp eziyet haline getirdiklerini söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; ''Cinsellik dokunmak, okşamak, öpüşmek, sevişmek ve cinsel birleşmeyi içeren bir bütündür. Kişinin bütün benliğiyle dahil olduğu bir eylemdir ve bedenini sevdiği kişi ile paylaşmasıdır. Çift arasında yaşanan özel bir ilişkidir. Oysa ki çiftler, cinselliği sadece cinsel birleşme olarak algılıyorlar.
Çoğu zaman ön sevişme bile olmadan penis-vajina birleşmesini gerçekleştirmeye çalışıyorlar ve böylece sorunlar ortaya çıkıyor. Ne erkek mutlu oluyor ne de kadın. Kadın erkeği bencil olup sadece kendini düşünmekle suçluyor, erkek ise kadının soğuk olduğunu ve yatakta hiçbirşey yapmadan sadece yattığını söylüyor. Oysa ki cinsellikte ön hazırlık çok önemlidir, çünkü kadın ve erkek farklı şekillerde uyarılırlar. Erkek sekse daha çabuk hazır olabilirken, kadının önce ruhunun okşanması ve daha sonra da dokunsal olarak uyarılması gereklidir. Ön sevişme yapılmadan doğrudan penis-vajina ilişkisine geçildiğinde kadın hazır olmadığı için seksten keyif almayacaktır.'' dedi.
Cinselliği konuşmaktan çekinmeyin
İyi seks yapmak tecrübe ile öğrenilir
Hem kadını hem de erkeği mutlu edecek bir seks yaşantısı için konuşmanın çok önemli olduğunu belirten CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; ''Uzun yıllar boyu evli olan çiftler bile aslında birbirlerinin cinsel olarak gerçekte ne istediğini bilmiyorlar. Çünkü cinselliği konuşmuyorlar. Toplumca seks yapmayı doğuştan bildiğimizi ve zamanı geldiğinde çok iyi seks yapacağımızı zannediyoruz. Oysa ki nasıl okuma-yazma okulda öğreniliyorsa, seks de tecrübe kazandıkça sonradan öğrenilir.
Mutlu ve tatmin edici bir cinsel yaşam için partnerinizle konuşun. Onun sizden istek, arzu ve beklentilerinin neler olduğunu öğrenin. Sizde arzu, istek ve beklentilerinizi partnerinizle paylaşın. Ayrıca endişeleri ve korkuları da paylaşmak gereklidir. Böylece birbirinizi daha iyi tanımış olursunuz, ya partnerimi mutlu edemezsem ya da ona rezil olursam kaygısı yaşamadan sadece zevke odaklanabilirsiniz. Cinsel mutluluğun yolu karşıklı güvenden geçer. Bu güveni oluşturmak için de çift birbirini tanımaya vakit ayırmalıdır, birbirinin duygularına değer vermelidir, penis vajina birlikteliğine takılıp kalmamalıdır.'' dedi.
İdeal ortamı sağlayın
Seks için çiftin hoşlarına giden ideal bir ortam yaratmalarının onların cinsel enerjisini arttıracağını söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dnş. Fatma Ayrık; ''Her insanın hoşuna gidecek bir sevişme ortamı vardır. Ortam ne çok sıcak ne de soğuk olmalıdır. Işık çiftin arzusuna göre ayarlanabilir. Yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik, kokulu mumlar da ortama dahil edilebilir. Kapının ve telefonun çalmaması da önemlidir. Böylece çift sadece sevişmeye ve birlikte geçirecekleri keyifli zamana odaklanabilir. Ayrıca sevişmeden önce yorgun olmamak, çok aç ya da çok tok olmamak da önemlidir, sevişmeye başlamadan önce hafif birşeyler atıştırmak yeterli olacaktır.
Çiftlerin çoğu cinselliği haz alıp haz vermek olarak değil de, bir performans göstergesi olarak algılarlar. Özellikle erkekler için cinsel performans çok önemlidir ve ilişki öncesi kaygıları yüksek olabilir. Bu nedenle gevşemek ve rahatlamak çok faydalı olacaktır. Çift birbirine yumuşak dokunuşlarla bebe yağı sürerek acele etmeden masaj yapabilir ve birlikte geçirdikleri her anın tadını çıkarabilir.'' diye ekledi.