evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ateşimi yak!

Bay doğru yatakta bay yanlışsa ne yapmalısınız?

Sakın yanlış anlamayın, kötü seksle noktalanmış bir one night stand'den bahsetmiyorum. Bir sürü anlamsız kısa ilişkiyi ve aşk testlerinin aptal seçeneklerini geride bıraktıktan sonra birgün eski bir arkadaşım yeniden hayatıma girdi. Hem de bu defa bir aşk macerası olarak! Bir sürü yanılgıların,
bir dolu pişmanlıkların, kız arkadaşlarla kafa çekilen ve sarhoş olunan yalnız gecelerin ardından
tam da ümitsizliğe kapıldığım anda işte beklediğim o mükemmel adam karşımdaydı.




Zeki, duygusal ve sorumluluk sahibiydi. Çok iyi bir işi ve bana aşkla bakan gözleri vardı. Daha ne isteyebilirdim ki! Şık restoranlarda yenilen yemekler, liseli aşıklar gibi cilveleşilen sinemalar ve
sadece masum bir flörtle geçen birkaç haftanın ardından bir gece nihayet evimde, yatağımdaydı. Saçları saçlarıma, elleri ellerime dolaşıyordu. Tam heyecandan aklımı yitirmek üzereyken herşey bitiverdi. Arkadaşlarım bu durumun üstesinden gelebileceğimi söylediğimde benim deli olduğumu düşündüler. Ve yıllar boyunca da üstesinden gelebilmek için uğraştım. Kendi kendimi, eğer bu ilişkideki geri kalan herşey mükemmelse cinsel hayatımızın kötü oluşunu tolere etmem gerektiğine ikna etmeye çalışıp durdum. En sonunda birgün daha fazla dayanamayacağımı anlayıp onu terk ettim.





Seks terapisti Dr. Sandor Gardos bazı çiftlerin cinsel anlamda uyumsuz olabileceklerini, ama pek çoğunun havlu atıp vazgeçmek yerine cinsel yaşamlarını renklendirmek için çabalarlarsa bu sorunu yenebileceklerini dile getiriyor: "Bütün çabalar sonuç vermediyse o zaman karşılıklı ilgiyi bozan birşeyler var demektir.



İlk birkaç deneme başarısızlıkla sonuçlanabilir. Fakat bu o ilişki için kötü seksin kader olduğu anlamına gelmez." Peki, dünyada hiçbir şey öyle kolay kolay değişmezken, biz neden ilişkilerimizde bazı şeyleri değiştirmek için bu kadar sabırsızız? Belki de bunun nedeni cinsel özgürlüğümüzü yeni kazanmış olmamızdır. Eskiden böyle değildik. Eğer partnerimizle seks hayatımız kötüyse, gözlerimizi kapatır ve ülkenin sorunlarını düşünüp, vakit geçirmeye çalışırdık. Fakat şükürler olsun ki artık cinsel özgürlüğümüzü elde etmemizde büyük katkıları olan ' and the City' gibi erotizm sorunsalını irdeleyen diziler ve seks-shop?lar var; ve biz kadınlar ihtiyaçlarımızın biliniyor olmasından çok mutluyuz.

Artık ne istediğimizi ve ne zaman istediğimizi çok iyi biliyoruz. Prezervatif üreticisi Trojan tarafından yeni yapılan bir araştırma kadınların %65?inin cinsel ilişki esnasında aktif olabildiğini, %88?inin de misyoner pozisyonundan sıkıldıklarında başka bir pozisyon önermekten mutlu olduklarını gösteriyor. 'Yahoo! Personals' web sitesinde yapılan ankete göre de erkeklerin %69?u ve kadınların %75'i ilk buluşmanın ilk saatinde cinsel kimyalarının uyup uymayacağına karar veriyor. Yani kimse kimseye fazla bir şans daha tanımıyor ve etrafta denenip çöpe atılmış flörtlerin sayısı hergeçen gün biraz
daha artıyor.





Kimya sınavından kalmayın!


Çiftler arasındaki, kimya derken aslında adını bir türlü koyamayacağımız, kontrolümüz dışında gelişen şimşek çakması gibi bir tür enerjiden söz ediyoruz. Ve o şimşek ne menem birşeydir ki, eğer doğru zamanda çakmazsa mükemmel olma potansiyelindeki bir ilişkininin daha başlamadan sona ermesine neden olabiliyor.



Buradaki soru, eğer o şimşek çakmazsa arkamıza dönüp bakmadan kaçmalı mıyız, yoksa hala kalıp çabalayarak değiştirebileceğimiz birşeyler var mı? Uzmanlar bu tür durumlarda biraz sabır göstermek gerektiği konusunda taraftarlar. Yani partnerinizin numarasını cep telefonunuzdan silip, maillerini çöp kutusuna yollamadan önce hala yapabileceğiniz bazı şeyler var. Dr. Gardos bu tür durumlarda öncelikle bizi rahatsız eden şeyin ne olduğunu belirlememiz gerektiğini düşünüyor: 'Yatakta iyi değil' cümlesinin içeriği kişiden kişiye değişiyor.





Yumuşak ve şefkatli dokunuşlar bir kadın için cinselliğin alevlenmesinde doğru adımlarken, bir diğerinin bu yüzden bütün isteği kaybolabiliyor. O istediğiniz bazı şeyleri yapmıyor mu? Ya da onun yaptığı şeyler aslında nefret ettiğiniz şeyler mi? Eğer sorun sadece bunlardan biriyse o zaman çözümde kolaylıkla mesafe katedebilirsiniz.'



Seks terapisti Jennifer Isham'a göre cinsellikten neler beklediğimizi bütün detaylarıyla düşünmemiz ve kendimize karşı dürüst olduğumuzdan emin olmamız gerekiyor: 'İlk sevişmede mükemmel performans bekleyenlere ya da erotik maceralar yaşamak istedikleri halde hiçbir çaba göstermeyenlere kesinlikle tolerans göstermiyorum. Erkek arkadaşınızın sizin aklınızdan geçenleri okuyup mucizevi bir biçimde gizlice istediğiniz herşeyi yapmasını mı bekliyorsunuz? Eğer bütün sorumluluğu partnerinize veriyorsanız kendinizden utanmalısınız. Kendinizi tanıyıp nelerden hoşlandığınız belirleyin ve bunları partnerinizle paylaşın. Unutmayın, kendi alacağınız zevkten kendiniz sorumlusunuz.'





Onun egosunu sarsmayın


Seksten neler beklediğinizi belirlemek için şöyle bir yöntem deneyebilirsiniz: Küveti doldurup bütün geceyi banyoda Barry White dinleyerek geçirin. Fantezilerinizi düşünün ve sonra bir deftere notlar alın. Partnerinize beklentilerinizi açıklarken unutmamanız gereken çok önemli bir şey var: Erkeklik egosu çok kırılgandır.



Dolayısıyla beklentilerinizi ona aktarırken bunu bir yaptırım gibi yansıtmak yerine onun hakimiyetini sarsmayacak biçimde yaklaşmamız gerekiyor. 'The Big Bang and Sex Etiquette for Ladies and Gentlemen' kitabının yazarları Emma Taylor ve Lorelei Sharkey "Uyumsuzluk öğrenilmiş bir davranış biçimidir, kitaplardan, arkadaşlardan, Michael Douglas filmlerinden ya da kötü pornolordan", diyor


ve ekliyorlar: "Partnerinize nelerden hoşlandığınızı öğretebilir ve onun hoşlandığı şeyleri de siz öğrenebiliriniz.
Bunun için gerekli olan şey iletişim kurmak, göstermek ve söylemektir." Dr. Gardos ise cinsel sorunların tek nedeninin uyumsuzluk ya da iletişimsizlik olmadığını dile getiriyor: "İlişkinin ne kadar zamandır sürdüğüne bağlı olarak problemler fiziksel olmaktan öte olabilir.





Kırgınlık, stres ve kızgınlık gibi duygular ve durumlar libidoyu yok edebilir. Bu durumda ilişkinin sadece seks boyutunu değil, psikolojik yapısını da irdelemek gerekir." Dolayısıyla bir seks terapistine gideceksek, o uzmanın mutlaka psikolojinin diğer alanlarında da donanımlı olmasına dikkat etmemiz gerekiyor.



Kişilerin geçmişinde cinsel suistimal gibi ciddi sorunlar ya da çocukluğa dair rol modellerinde problemler varsa ve bu sorunlar ilişkiye yansıyorsa o terapistin tüm bu konuları ele alması beklenmelidir.Taylor ve Sharkey çiftlerin seks terapistine gitmekten kesinlikle çekinmemeleri gerektiğini düşünüyor, zaman ve çaba harcanmadan daha iyi bir cinsel yaşam elde edilemeyeceğini söylüyorlar.
Sorunu çözmekte geç kalmaksa olayı tamamen çözümsüz bir noktaya taşıyabiliyor: "Uzun süreli ilişkilerde cinsel tutku zamanla eksilebilir. Fakat daha ilişkinin başında ateşli bir cinsellik yoksa, o ateşi zaman geçtikten sonra yakabilmeniz mümkün olmaz." Bütün bu çabaları gösterdikten sonra hala arzu ettiğiniz şeyi elde edemediyseniz tıpkı benim gibi sizin de ayağa kalkıp kızarkadaşlarınıza şöyle söylemenizin zamanı gelmiş demektir: "Tutkusuz bir hayat istemiyorum kızlar!" Uzun soluklu bir ilişkide birçok şeyin yokluğunu önemsemeyebilir, mahrum yaşamayı göze alabilirsiniz. Ama seks, yani iyi seks, asla onlardan biri olmamalı.



Read more

Evliliği kurtarmanın formülü açıklandı!

Psikoder Başkanı Dr.Cem Keçe; “Eşinizin olumsuz taraflarına değil olumlu taraflarına odaklanın!”

Türkiye Psikoterapi ve Psikoterapistler Derneği (PSİKODER) evlilik terapistleri, evliliklerdeki tutkunun ve romantizmin ilk günkü gibi taze kalabilmesi için nelere dikkat edilmesi ve neler yapılması gerektiğini açıkladı…


DEĞER VERDİĞİNİZİ GÖSTERİN!


Mutlu bir evliliğin tesadüfler sonucu olmayacağına dikkat çeken PSİKODER Başkanı Dr. Cem Keçe; “Her ne kadar flört ve nişanlılık dönemini yaşamış olsanız da, evlendikten sonra yaşanan geçimsizlikler ya da anlaşmazlıklar mutluluğunuzu sekteye uğratabilir. Eğer evliliğinizin istikrarlı bir şekilde gitmesini ve mutlu olmayı istiyorsanız, mutluluk için yapılması gerekenlerin olduğunu unutmamalısınız. Eşinizin olumsuz taraflarına değil olumlu taraflarına odaklanın. İşe ilk olarak, eşinize değer verdiğinizi göstererek başlamalısınız.




Bunu gösterebilmek için çok büyük şeyler yapmanıza gerek yok. Hiç beklenmedik bir anda eşinizin yanağına konduracağınız bir öpücük, sıcak bir bakış ya da ‘Seni özledim!’, ‘Seni düşünüyorum!’ demek, yeterli olacaktır. Her insan gibi eşinizin de takdir edilmekten hoşlanacağını unutmayın. Onu takdir edebilmek için nelere değer verdiğine dikkat etmelisiniz. Bunun yaparken, ‘Bu gün çok güzelsin’, ‘Bu kıyafet sana çok yakışmış’ ya da ‘Sana ihtiyacım var’, ‘Bu konuda haklısın’, ‘Teşekkür ederim’ ve ‘Özür dilerim’ gibi cümleleri kullanmayı ihmal etmemelisiniz çünkü ‘Güzel söz yılanı bile deliğinden çıkarır’.


Bu nedenle, evliliğinizi mahvedecek olan ‘Keşke!’, ‘Ben sana söylemiştim!’, ‘Sen zaten hep böylesin!’, ‘Bırak, ben yaparım!’, ‘Bugün canım istemiyor!’ gibi cümleleri bir an önce hayatınızdan çıkarmalısınız. Eşinize değer verdiğinizi, ona karşı dürüst olarak, mutluluğunuzu ya da üzüntünüzü paylaşarak, arkadaşlarıyla arkadaş olarak, hobilerine saygı göstererek, onun için kendinizi geliştirerek, kendinizden çok fazla ödün vermeden, oluru olan konularda, fedakârlık yaparak ve kendinize bakarak gösterebilirsiniz. Bunun yanında, zihninizi okumasını beklememeli, genelleme ya da kıyaslama yapmamalı, mükemmeliyetçi olmamalı, aynı anda öfkelenmemeli, aceleci olmamalı ve sorgulamamalısınız.” dedi.





İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRİN VE KENDİNİZİ VAZGEÇİLMEZ KILIN!


Evliliğin, farklı aile yaşantılarından ve kültürlerden gelen iki insanın aynı mekânı ve zamanı birlikte paylaşmaya başlamasıyla oluşan sosyal bir kadın ve erkek ilişkisi olduğunun altını çizen PSİKODER Başkan Yardımcısı Dr. Cebrail Kısa; “Evliliklerde iletişim eksikliğinden kaynaklanan ufak tefek problemlerin yaşanması olağandır. Bu problemlerin büyüyüp, çiftin ve ilişkinin yıpranmasına olanak vermemek için birbirinizle konuşmayı ihmal etmemeniz gerekir.




Her akşam TV’yi açmadan önce ya da her gece yatağınıza geçince 10–15 dakika gününüzün nasıl geçtiğini anlatabilirsiniz. Bu iletişim, göz ve dokunma temasını güçlendirecektir. İletişim içinde bulunurken iyi bir dinleyici olmaya özen gösterin, olumsuz eleştiriden kaçının, nasihat vermek ve ‘Sen hep zaten geç kalırsın!’ şeklindesuçlamak yerine; ‘Senin geç kalman beni çok üzüyor!’ cümlesinde olduğu gibi ben dilini kullanmayı ve eşinize dokunmayı asla ihmal etmeyin. Dokunmak, sıcak temasın bir göstergesi olduğu için iletişimi güçlendirecektir.” dedi.





BAŞ BAŞA VAKİT GEÇİRİN…


Baş başa vakit geçirmenin önemine değinen PSİKODER Genel Sekreteri Psikolog Kemal Özcan; “Eşinizle birlikte her gün en azından bir öğün yemek yemeniz, her hafta baş başa kalabilecek bir şekilde bir yerlere gitmeniz gerekiyor. Baş başa içeceğiniz bir kahve esnasında yapacağınız sohbetler ya da uzun yürüyüşler evliliğinizi canlandırmak için birebirdir. Elbette ki, hala makyajınızı yapıyor, kuaföre gidiyor ya da yeni giysiler alıyorsunuzdur.




Fakat ara sıra yapacağınız değişiklikler örneğin, saç şeklinizi ya da rengini değiştirmek, tırnaklarınızı uzatmak ya da eşiniz için giyinmek,eşinizin gözünde vazgeçilmez olmanızı sağlayacak önemli etkenlerden bir kaçı olduğunu unutmayın. Her erkek eşinin kendisi için bir şeyler yapmasını bekler ve bundan çok keyif duyar. Bu erkekler içinde böyledir. Yapacağınız sakal değişikliği bile eşinizi baştan çıkarmaya yetecektir. Bunları yaparken, ‘Senin için yaptım!’ demeyi de asla unutmayın. İnanın bu çabaya değecek!” dedi.





SEKS HAYATINIZA ÖZEN GÖSTERİN…


Evliliklerde seks hayatına özen gösterilmesi gerektiğini savunan PSİKODER Yönetim Kurulu Üyesi Psikolog Serap Güngör; “Çiftlerin seks hayatlarını canlandırıcı birkaç küçük püf noktaya özen göstermeleri gerekiyor. Günlük hayat gibi yatak odası da bir süre sonra monotonlaşabiliyor.




Evliliğinizin gidişatını değiştirmek, iletişimi güçlendirmek ve kendinizi vazgeçilmez kılmak için cinsel yaşamınıza özen göstermeli, ön sevişmelerinizdeki dokunmaları çoğaltmalı, oral sekse yer vermeli, fantezilerinizi açıkça ifade etmeli, birlikte duş almalı, birbirinize masaj yapmalı, müzik ya da mumlarla yatak odanızın havasını değiştirmelisiniz. İnanın, eşiniz size yeniden âşık olacak!” dedi.

Read more

Aşkı evliliğe dönüştürmek!

Uzun bir aşk birlikteliğinden sonra neyin gerçek neyin hayal olduğunu ayırt etmek zor oluyor, değil mi?

Aşk ve kadın-erkek ilişkileri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Aşk Danışmanı Robin Gorman, fiziksel anlamda yan yana olunduğunda gerçekte kimin ne olduğunun kolaylıkla anlaşılabileceğini ifade ederek, "Biriyle yüz yüze görüşmek gerçekte onun kim olduğunu anlayabilmek adına en iyi yoldur.



Örneğin; internet ortamında çok hoşlandığınız birini gördüğünüzde fiziksel olarak aynı şeyleri hissetmeyebilirsiniz. Yüz yüze gelindiğinde gerçekten uyumlu bir partner bulmak zordur. Her nerede yaşıyorsanız yaşayın ilişkinizi ayakta tutmak adına iletişimi asla aksatmayın. İletişim azlığı her iki tarafta da şüphelere, güvensizliklere ve anlaşmazlıklara neden olabilir. Bu yüzden düzenli iletişim ve birbirini dinleme iyi bir ilişkinin anahtarlarıdır. Birbirinize, birbiriniz hakkında
ne düşündüğünüzü ve ne hissettiğinizi söylemeye teşvik edin" dedi.





Uzun aşk birlikteliğinin evlilikle sonuçlanmasının bireylere bağlı olduğunu söyleyen Gorman, aşıklara şu önerilerde bulundu:

"Birbirinize aranıza başka hiç kimsenin giremeyeceğinin sözünü verin. Dünyanın farklı kürelerinde dahi yaşayabilirsiniz, ancak teknoloji aşkınızı yaşatmanıza yardımcı olacaktır.
Bir araya gelmek için bir gün tespit edin.



Eğer gerçekten ilerde hayatınızı paylaşmayı düşünüyorsanız şimdiden ortak zaman geçirmeniz gerekir. Eğer çiftlerden hiçbiri bir diğerinin yanına taşınmayı düşünmüyorsa bunun imkansız bir aşk olduğuna inansanız iyi olur. Bazı insanlar için hislerini yüz yüzeyken dile getirmek zor olabilir. Bu yüzden sık sık mesajlar atın, mektup yazın ve e-mail gönderin. Birbirinize karşı dürüst olun. Uzaklık bir şeyleri saklayabileceğiniz anlamına gelmez."

Read more

Seks esnasında yüzünüz sizi ele veriyor!

Seks esnasında beyinden geçenler yüz ifadelerine yansır. Partnerinizin hareketlerine bakarak ruh halini çözmeniz çok kolay…

Utangaç


Sevişme esnasında gözlerini gözlerinizden kaçırıyorsa partneriniz oldukça hassas ve utangaç birisi olabilir.



Seks esnasında iki tarafın da aynı tecrübeye sahip olması beklenemez. Tatmin edememe korkusu da insanı utangaçlığa iter.





Sıkılgan


Seks esnasında siz onu arzuluyorsunuz, heyecanlı ve isteklisiniz ama o sadece tavana bakıyorsa bir problem var demektir.



Partneriniz tam olarak orgazm olmuyor ve seksten çok zevk almıyor veya aranızda ten uyumu olmayabilir.


Hemen karamsarlığa düşmeyin. Belki de o an düşündüğü tek şey farklı bir pozisyondur! Sekste konuşmak önemli; partnerinizin taleplerini sorun, isteklerini öğrenin, fantazilerini dinleyin.





Bencil


Onu tatmin edecek bütün davranışları yapıyorsunuz ama o sürekli fedakarlık bekliyorsa, sadece kendisini düşünüyor demektir.



Partnerlerin sadece kendi orgazmlarına odaklandığı seks hiçbir zaman tam sayılamaz.


Ona sizin onu tatmin etmek için her şeyi yaptığınızı ve aynı şeyi ondan da beklediğinizi söyleyin.





İçine kapanık


Sevişeceğiniz esnada yatağa girmeden bütün ışıkları kapatıp, sizden önce yatağa uzanıyorsa; kendiyle barışık değil veya onu o şekilde görünce soyuyacağınızı düşünüyor.



Partnerinizin kendine güvenmemesi durumunda, siz de kendi vücudunuzdaki kusurları göstererek kendinizle dalga geçin. Onu o şekilde sevebileceğinizi anlatın. Zamanla bu duruma alışacaktır.
Bazı insanların daha fazla zamana ihtiyacı vardır.





Mumya


Siz öpüyor, sarılıyor ve çeşitli hareketler yapıyorsunuz ama o sadece düz bir şekilde yatıyorsa, sizinle sevişmekten heyecan duymuyor demektir.



Donuk bir karekteri olabilir. Ama o kadar harekete karşı tepkisiz kalması normal değil. İlişkinizi gözden geçirme vaktiniz gelmiş olabilir.

Read more

Evlilik hazırlığında çatışmaları yönetmek elinizde!

Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği’nden Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy sağlıklı bir evlilik ve hazırlık süreci için çok önemli bilgileri paylaşıyor...

Evlilik yeni bir yaşam, mutluluk ve heyecan demek. Bu hazırlığı yapan çift ve tarafları, mutlu olma amacıyla adım attıkları yolda çoğu zaman tatsız olaylar yaşayabilmekte. Evlilik ve düğün hazırlıkları çoğu çift için stresli bir dönem. Uzmanlar bu dönemdeki stresi yeni bir yaşama geçmenin doğal sonucu olarak yorumlarken, yaşanan çatışmaların, çiftin ilişkisinde ve aralarındaki duygusal bağda onarılması güç yaralara neden olabileceği uyarısında bulunuyor.




Hem evlenecek çiftin hem de ailelerinin bu dönemde dikkatli olması, birbirinin sınırına saygı gösterip biz bilinciyle konulara yaklaşması gerektiğine vurgu yapan uzmanlar, tarafların ego savaşlarına girmekten kaçınmaları gerektiğini de hatırlatıyor.


Evlilik dönemine girildiği bu günlerde binlerce çifte evlilik heyecanı yaşanıyor. Her biri yeni bir hayat ve mutlu gelecek için adım atmaya hazırlanıyor. Ancak iyi niyetle çıkılan bu yol çoğu zaman her iki taraf için zorlu, geri dönülmez süreçlere gebe kalabiliyor. Onun için uzmanlar yolun başında tarafları uyarıyor.





Evlilik ve hazırlık döneminin stresli olması doğal mı?


Evlilik ve düğün hazırlıkları birçok çift için oldukça stresli bir dönem. Yeni bir yaşama geçmenin heyecanı bu dönemin doğal stresidir. Ama bununla kalmıyor, doğal olan bu stresin ötesinde ev kurma ve düğün gibi hazırlıklar sırasında bazı tatsızlıklar da sıklıkla yaşanıyor. Öyle ki bu dönemde evlenecek çiftin veya ailelerin arasında yaşanan gerginlik ve çatışmalar çiftin ilişkisinde ve aralarındaki duygusal bağda onarılması güç yaralar açarak evliliğin geleceğine gölge düşürebiliyor.




Eşler arasında görüş farklılıkları neden yaşanır?


İki kişi ne kadar anlaşırlarsa anlaşsınlar iki ayrı insan, üstelik farklı cinsten olmalarından ötürü ortak bir yaşam kurmaya çalışırken zevkler ve tercihlerde farklılıklar da ortaya çıkacaktır. Geleneksel bir toplum yapımız olduğu için evlilik bizim toplumumuzda sadece birbirini seven ve birlikte yaşama kararı alan iki insanın birlikteliği değil. Her iki tarafın aile ve akrabalarının da bu sürece dahil olmaları ile evlilik hazırlıkları karmaşık bir hal alabiliyor. Özellikle de görücü usulü yapılan, ailelerin ön planda olduğu evliliklerde adetler ve ailelerin kuralları daha ön plandadır.





Hangi durumlar çatışmayı getirir?


Evliliğe hazırlık süreci pek çok detayı barındırıyor ve kültürel alışkanlıklar, örf ve adetler bu detayları daha da ağırlaştırıyor: Evlenecek çift nerede oturacak, oturacakları ev hangisinin ailesine yakın olacak, evin eşyalarını kim seçecek, ev kimin zevkine göre döşenecek, eşyaların alınmasında hangi taraf neyi üstlenecek, birbirine ne gibi hediyeler ne takılar alınacak, adetlerde farklılık olduğunda hangisinin ritüelleri uygulanacak, düğüne taraflardan kaçar kişi çağrılacak, davetlilerin oturma düzenleri nasıl olacak, hazırlıklarla ilgili konularda kim hangi işi üstlenecek veya ön planda olacak, takılar kimin ailesinde emanette duracak vs... Pek çok şeyin planlanması ve üzerinde uzlaşılması ve hatta bunların birçoğunda birlikte, işbirliği içinde hareket etmek gerekir.




Çatışma durumunda kriz yönetimi nasıl olmalı?


Bu kadar detayın içinde farklı fikir ve tercihlerin olması ve çatışmalar yaşanması da kaçınılmazdır aslında. Çatışmaların büyük sorunlara yol açmaması için hem evlenecek çiftin hem de ailelerinin dikkatli olması, birbirinin sınırına saygı gösterip biz bilinciyle konulara yaklaşılması ve ego savaşlarına girmekten kaçınmak gerekir.


Çatışmalara baktığımızda genel olarak; zevk, tercih ve adetlerdeki farklılıklardan ve/ya sorumluluk alma konularından çıkıyor. Bu çatışmaları ve karmaşayı en aza indirmek için çiftin mümkün olduğunca birlikte hareket etmesi ve sorumluluğu kendi üzerlerine alarak süreci bizzat kendilerinin yönetmesi gerekir. Ama her ikisi de henüz kendi ailelerinden ayrılmadığı ve belki de hazırlıklar konusunda onların maddi desteğine de gereksinim duyulduğu için ister istemez ailelerin isteklerine ve sınırlarına da uymak zorunda kalınır.





Evlenecek çiftin bu gerçeği göz ardı etmeden birbirlerine yaklaşmaları ve iyi bir işbirliği, dayanışma içinde hareket etmeleri gerekir. Aileye göre davranmak gerektiğinde birbirini taraf olmak veya yalnız bırakmakla suçlamak yerine hoşgörü ile karşılamak çiftin arasında gereksiz gerilimlerin, kopuklukların yaşanmasını önler. Biz olmak ve ortak kararlar alabilmek için nasıl olsa daha önlerinde koca bir yaşam olduğunu kendilerine hatırlatmaları karşılaştıkları engellenmelere dayanma gücü verecektir.




Ailelerin de duracakları noktayı iyi ayarlamaları gerekir ama işler her zaman böyle olmuyor,
aileler bazen kendi özlemleri ve ideallerine kapılıp sınır ihlâli yapabiliyorlar. Her iki tarafın ailesi de; hazırlık sürecinin sorumluluğunu birincil olarak çifte bırakmalıdır ve sadece onların ihtiyacı olduğunda devreye girip gerektiği kadar yardım, destek vermeleri gerekir.





İletişim dili ne olmalı?


Zevk ve tercihlerden kaynaklanan farklılıklar ortaya çıktığında da kendi beklentilerini esnetebilmek önemli. Kendisi için ideal olanı, mükemmeli yerine getirmeye çalışırken diğer tarafın tercihini ya da koşullarını hiçe sayma yanlışına düşme ihtimali vardır, buna hem çift hem de aileleri dikkat etmelidir. Küçük detaylara fazla önem vermemek, mükemmeli değil uyumu ve huzuru korumaya çalışmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.




Sürecin iyi yönetilebilmesi için çiftin ve tarafların arasında açık bir iletişim olmalıdır. Beklentiler, tercihler ve koşullar, sınırlılıklar açık ve net olarak konuşulabilmelidir. İletişim doğru kurulamadığında doğal sayılabilecek küçük pürüzler büyük çatışmalar doğurabilir. Bu hazırlıklar sırasında yapılan veya yapılmayan şeylere yüklenen anlamlar önemlidir. Bir beklenti gerçekleşmediğinde bunu önemsenmenin, verilen değerin, sahiplenmenin göstergesi olarak ele alıp negatif anlam yüklemek gerginliğe yol açar.





Bazen de karşıdan gelen farklı bir fikir veya öneri ilişkide kontrol ve dayatma gibi algılanabilmektedir. Olumsuzluklar yaşandığında veya bir şeyler istendiği gibi gitmediğinde reaksiyonel davranmak da, susup biriktirmek de doğru değildir. Negatif anlamlar yükleyip hemen tepkisel tavır geliştirmek sorun çözücü değil, tam tersine olayları büyütücü bir yaklaşımdır. Ancak bunun aksi olarak bazı şeylere bozulduğu halde bunları susup biriktirmek de bir o kadar hatalıdır. Zamanında konuşulup çözülecek problemler üstü kapatılıp ertelendiği zaman ilişkilere gerginlikle devam edilir ve daha büyük problemlere zemin oluşturur.




İki taraf da olaylarda art niyet aramaz ve uzlaşmacı bir dialog oluşturup işbirliği ve dayanışma sağlayabilirse aslında stres değil, yeni bir oluşumun içinde olup katkı sağlamanın tatlı heyecanı yaşanacaktır. Bunun için de ilişkilerde iyi niyet kuralı ile hareket etmek, karşı tarafın bir eksiği veya hatası varsa bunun çözümü ve telâfisine yönelik sorumluluklar alabilmek evliliğin sağlam temeller üzerine başlamasını sağlayacaktır.

Read more

Evlilik aşkı değil seksi mi öldürüyor?

Pek çok evlilikte cinselliğin büyüsü 2-3 yıl içinde azalmaya başlıyor. Bu azalma 5-10 yıl içinde pek çok evlilikte aseksüelliğe kadar gidiyor...

Cinsel ilişkinin yılda 4-5 kereye düşmesi bazen de tamamen bitmesiyle kendini gösteren aseksüel evlilikler, her zaman boşanmayla sonuçlanmasa da beraberliği yaralayabiliyor. Cinsel Eğitim Tedavi Araştırma Derneği Üyesi ve Acıbadem Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Cem İncesu, sorularımızı yanıtladı.




Evlilikte aseksüelliğin nedenleri neler?


Öyle çiftler var ki aralarında kavga yok, sorun yok, "Dünyaya ortak bakıyoruz, gezmekten keyif alıyoruz" diyorlar ama ikisinde de büyük bir boşluk var. Cinsellik yok ya da formalite icabı gidiyor. Türkiye'de böyle çok çift var.





Aseksüellik için bir kriter var mı?


Yılda 4-5 kerenin altında kalan cinsel ilişkiyi biz aseksüellik olarak kabul ediyoruz. Tabii hiç yaşanmayan cinselliğin oranı da az değil.




Peki evlilik içinde aseksüel olan çiftlerden biri seksi dışarıda yaşıyor mu?


Bir kısmında olabiliyor. Genel olarak cinsel isteksizlik görülüyor bu çiftlerde. Bazen de adama soruyoruz, cinsel isteği olduğunu söylüyor. Nasıl var? Mastürbasyon yapıyor. İnternette porno izliyor ama eşiyle birlikte olmak istemiyor. Kadın için de aynı şey geçerli.





Evlilikte aseksüelliğin görülme sıklığı biliniyor mu?


İlişkilerde yüzde 15-20 gibi oranlar veriliyor evlilik ve uzun süreli ilişkilerdeki aseksüelliğin sıklığıyla ilgili. Burada da yılda birkaç kere ya da hiç olmayan cinsel ilişki kastediliyor. Türkiye'de bu oran daha yüksek olabilir.




Neden?


Türkiye'de aseksüel evlilik oranı kesinlikle az değil. Çünkü muhafazakar yapı, cinselliği ciddi şekilde etkiliyor. Büyük aile kavramı içinde sürekli bir arada, yakın olmanın da etkisi var. Sürekli başkalarının olduğu bir ortam içinde özgürce, duygusal olarak kendilerini ifade edemiyor çiftler. Bu, duygusal ve cinsel yaşamı sinsi sinsi örseliyor. Ayrıca Türkiye'de cinsel işlev bozukluklarının sayısı az değil. Cahillik, utanma, yardım isteyememe gibi etkenlerle cinsel isteksizlik kadınlarda çok yaygın.





Boşanmalarda ne kadar rolü var?


Aseksüel evlilikler illa ki boşanmaya gidecektir diye bir kaide yok. Türkiye'de yüz binlerce çift, aseksüel olarak yaşıyor ama boşanmayı akıllarına getirmiyor.




Yani ilişkileri iyi ama cinsellik yok, nasıl oluyor?


Toplumda 'cinsellik kötüyse mutlaka ilişki de kötüdür' inanışı var. Hayır, bu yanlış. İlişki çok iyi olabilir. Çiftleri bir yıl izliyoruz, hiçbir sorun yok ilişkilerinde, her şey ideal ama cinsellik yok. Bazılarında da başlangıçta çok iyi giden cinsellik çiftler arasındaki çatışmalar, rollerin oturmaması gibi nedenlerle bozulmuş. Aslında hala cinsel istekleri olduğunu söylüyorlar. Duygusal ve düşünsel olarak çatışma yaşamasalar iyi bir cinsel hayatları olacağını belirtiyorlar. Ama öyle olamıyor çünkü o çatışma sürekli var.





Aseksüel çiftlerin terapi şansı var mı?


Aseksüel evliliklerdeki tedavi başarı oranıyla ilgili elimizde çok fazla rakam yok. Ama bu, terapi açısından baktığımızda uğraştığımız bir konudur. 4-6 ay süren bir terapiyle geri dönüşüm yaşanabilr. Bu süre bazen bir yıl sürebilir.




Hangi çiftler daha şanslı?


Etkenlere bakıyoruz. Etkenleri ortadan kaldırarak sorun çözülüyor mu? Diyelim ki aseksüel evlilik bir cinsel işlev bozukluğuyla oluşmuş. Tedavi ederseniz sorun ortadan kalkıyor. Çatışma nedeniyle oluşmuşsa ilişki düzeldikçe aseksüel evlilik de ortadan kalkar.





İnternet haz aracı oldu


"Günde beş saat kendini internetten ayıramayanlar var, internet haz ve doyum aracı oldu" diyen Doç. Dr. Cem İncesu, "Bu kişilere bağımlılık tedavisi yapıyorum. Çiftlerden biri internetin karşısına geçiyor ve eşi bundan şikayetçi. "Konuşmaya, birlikte uyumaya, seks yapmaya tercih ediyor interneti" diyor.




Seks düşünülmesi gereken bir şey


Cinselliğin öğrenilen ve düşünülmesi gereken bir şey olduğunu vurgulayan Doç. Dr. İncesu, şunları söylüyor: "Özellikle Türkiye'de kadınların cinselliği keşfetmesi önlendi. Cinselliği keşfeden, yaşayan, haz alan kişinin cinselliği neden biter? Modern hayatın çalışma temposunun getirdiği bir şey, kendimize ve partnerimize ayıracak zaman ve enerjimiz yok. ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, çiftler aslında günde birbirlerine sadece beş dakika ayırabiliyorlar. Seksi düşünmek için zaman bile kalmıyor.


Ayşegül Aydoğan Atakan

Read more

Zevkin doruklarında...

Güvenli sularda sakin sakin yüzmek mi yoksa kendinizi azgın dalgalara kapıp koyuvermek mi? Testimizi çözün, sekste sınırları vizesiz mi geçiyorsunuz yoksa pasaport kuyruğunda bekleyenlerden misiniz, keşfedin!

1- Sevgiliniz sizin erotik çıplak fotoğraflarınızı çekmek istiyor. Sizin cevabınız ne olur?

A- Fotoğraflarım internette yayınlanmadığı sürece bir problem yok.
B- Asla olmaz! Ben banyoya bile çıplak girmem.
C- Süper bir fikir, hemen biraz mekik çekmeliyim.
D- Polaroid olması şartıyla. Negatifler ortada dolaşsın istemem.

2- Bir pazar sabahı kapıya gazeteyi almak için çıktınız, ama kapı kapandı ve dışarıda iç çamaşırlarınızla kaldınız. Şimdi?

A- Yandaki yakışıklı komşumu ziyaret için daha iyi bir bahane olamaz.
B- Merdivenlerin başında beklerim, elbet bir komşu yardımcı olur.
C- Apartmandaki en yaşlı sakini seçip, ev telefonundan çilingiri ararım.
D- Kapıcıdan ödünç kıyafet alır ve dışarı fırlarım.





3- Bir arkadaşınızı sevgilinizle öpüşürken yakaladınız. Tepkiniz ne olur?

A- Sevgilime sarılır ve öpüşmeye kaldığı yerden ben devam ederim.
B- Elime geçen ilk şeyi fırlatırım.
C- Arkadaşımı ayartıp, sevgilime karşı hain bir plan yaparım.
D- O sırada görmezden gelirim ama intikamım acı olur.

4- Sevgiliniz çekmecenizde, daha önce çektirdiğiniz deri kıyafetli, elinizde kırbaçla pozlarınızı gördü. Ne dersiniz?

A- Eskiden modellik yapıyordum. Beğendin mi?
B- Geçen yılki maskeli baloda çektirmiştim. Çok eğlenceliydi.
C- Sadece bir kereliğine eski sevgilim için giymiştim. Kıskandın mı yoksa?
D- Kendimi bu şekilde çok seksi hissediyorum. Sence?






5- Bir gece kulübünde sevgilinizle çok yakın bir durumdayken, ne zamandan beri hoşlandığınız bir tanıdığınıza rastlıyorsunuz. Durumu nasıl idare edersiniz?

A- Bütün gece boyunca her ikisine de cilve yaparım, bakalım hangisi beni kazanacak?
B- Sevgilimi kıskandırmak için süper bir fırsat diye düşünürüm.
C- Hoşlandığım kişiye sadece bir merha­ba derim, kötü şans, sevgilimle beraberim.
D- Sevgilimden başkasından hoşlandığım için kendimden utanırım ve başka bir mekana giderim.

6- Biriyle tek gecelik bir ilişkiniz oldu ve onu tekrar görmek istiyorsunuz. İsteğinizi nasıl belli edersiniz?

A- Ona, açık açık bir ilişki istediğimi söylerim. Kabul etmezse, onun kaybı.
B- Ona her zaman benim gibi güzel biriyle karşılaşamayacağını ima eder ve telefonumu veririm.
C- Ondan hoşlandığımı belli ederim ve telefonunu isterim.
D- Böyle bir şey yapmış olduğum için kendimden utanır ve sadece beni aramasını umarım.





7- İşyerinde patronunuz sizden hoşlandığını ima ediyor. Siz nasıl tepki verirsiniz?

A- Hemen daha seksi kıyafetler giymeye başlarım. Bridget Jones da boşuna mi­ni etekler giymeye başlamadı.
B- Ona şık bir kravat hediye alırım ve benim için takmasını rica ederim.
C- Öncelikle onun bana ilgisinden emin olmaya çalışırım, kendimi boş yere ateşe atmanın manası yok.
D- İş yerinde aşka yer olduğunu düşünmüyorum. Gerekirse bu fikrimi açık açık patronuma söylerim.

8- Bir komşunuz size yatak odanızdan çok gürültü geldiği için şikayette bulunuyor. Ne dersiniz?

A- Benim yatak odamdan olamaz. Başkasınınki olmasın?
B- Kusura bakmayın, bir daha olmaz.
C- Kıskanıyor musunuz yoksa?
D- Demek uyku probleminiz var, çok yazık.







9- Banyonuzda keyifle keselenirken sevgiliniz içeri girdi. Ne yaparsınız?

A- Sevgilime göz kırparak yardım etmesini söylerim.
B- Sevgilimi hiç umursamadan banyo keyfime devam ederim.
C- Perdeyi biraz daha çekerim. Selülitlerimi görmesine gerek yok.
D- Ona hemen çıkmasını söylerim, banyo sadece bana özel olmalı.





10- Sevgilinizle bir restoranın tuvaletinde sevişirken yakalandınız. Ne dersiniz?

A- Katılmak ister misiniz? Bizce bir sorun yok.
B- Böyle bir şey yaptığıma inanamıyorum, alkolün etkisi olmalı!
C- Evde kaldığımız yerden devam ederiz.
D- Bir yanlış anlaşma oldu herhalde, ceketinin düğmesini dikiyordum da!

11- Düğününüzden bir gün önce kız arkadaşlarınız size bir parti düzenlemiş ve bir striptizci çağırmışlar. Bu akşamı nasıl değerlendirirsiniz?

A- Striptizcinin kaslarını kendi ellerimle test ederim.
B- Striptizcinin güzel vücudunu seyrederek gecenin tadını çıkarırım.
C- Ah benim yaramaz arkadaşlarım, beni kurban seçmişler der ama keyfini çıkarırım.
D- Müstakbel eşimin kulağına gidebilir. En iyisi ben almayayım.






Puanlama

**A B C *D
1 10 5 15 O
2 15 10 O 5
3 5 15 10 O
4 10 O 5 15
5 15 5 O 10
6 10 O 15 5
7 10 15 O 5
8 O 5 15 10
9 15 10 5 O
10 15 O 10 5
11 15 10 5 O

En az 25 puan: Biraz renk lütfen

Herkes hayatını yaşarken, sizin manastıra kapanmak gibi bir hayaliniz mi var yoksa seksin ve aşkın sınırlarına yaklaşmaya mı çekiniyorsunuz, bilemiyoruz ama hayatınızın bu önemli iki yönünü bu kadar içinize kapanık yaşadığınız müddetçe sınırları aşıp o gökkuşağına asla ulaşamayacak­sınız. Sosyal baskılardan çok kendi isteklerinizi, kendi iç sesinizi dinlemeyi öğrenirseniz, sizin için birçok şey utanç kaynağı olmaktan çıkıp eğlenceli birer macera haline gelecektir. Sevgilinizle her yaptığınız yaramazlık öncesi kılı kırk yarmak yerine, kendinizi olayların akışına bırakıp, hayatın tadını çıkarmaya bakın.





30-85 puan arası: Tereddüde son

Atacağınız her adım öncesi, bu adımın sizin uçurumdan önceki son adımınız olduğu düşüncesini kafanızdan atın. Seks ve aşk söz konusu olduğunda her zaman olmasa da genelde kabuğunuza çekiliyorsunuz ve kalbinizde gizlenen o yaramaz kız çocuğunu her seferinde susturup, ağırbaşlı müdür rolünüzü üstleniyorsunuz. Sevgilinizle bir sonraki buluşmanızda, bırakın içinizdeki o yaramaz kız çocuğu konuşsun. Utançlarınızı bir kenara bırakıp, yeni bir şeyler denemek için cesaret bulun kendinizde. Aslında yapmayı istediğiniz şeylere, tereddütlerle sınır çizmeyin. Merak etmeyin, sizin kişilik yapınızda bir insan zaten hiçbir zaman Madonna olamaz. Siz Nicole Kidman tarzı hanımefendiliğinizi yatakta bile korumayı başarırsınız.






100-145 puan: İşte mükemmel denge

Tebrikler! Siz her kadının olmak isteyeceği, her erkeğin sahip olmak isteyeceği bir dişisiniz. Sekste ve aşkta sınırlarınızı sadece ve sadece siz belirliyorsunuz; kimsenin isteğine göre kendinize sınırlar koymuyorsunuz. Bu sayede de hem kendiniz mutlu oluyorsunuz, hem erkekleri mutlu hissettiriyorsunuz. Hiçbir erkek sürekli utanan, nazlı yeni gelin pozlarında bir kadınla rahat edemez. Siz seks ve aşkta yarattığınız mantıklı sınırlar sayesinde kendinizi hem saygın bir konumda tutmayı hem de hayattan keyif almayı beceriyorsunuz. Bir dahaki sefere sevgilinizle çırılçıplak denize girmeden önce, etrafı daha iyi kolaçan edin yeter!





150 puan ve üstü: Çılgın kraliçe


Siz podyumlar ya da sahneler için doğmuşsunuz. Seks ve aşkta da sınır tanımıyor, sosyal baskı nedir bilmiyorsunuz. Seks ve aşk konusunda en az sizin kadar özgür ruhlu bir erkek bulduğunuz takdirde, "9.5 Hafta"daki sahneleri aratmayacak fanteziler yaşamak ve hayattan keyif almak sizin elinizde. "Zevk Düşkünü" tam size göre bir film, Balkon On5 de tam size göre bir mekan.

Read more

Sevişmeden uyumayın!

CİSED Onursal Başkanı Psikoterapist Cem Keçe, yatmadan önce yapılan seksin faydalarını anlatıyor…

Seks en iyi uyku ilacıdır!


“Seks en iyi uyku ilacıdır!” diye boşuna demiyorlar. Seks sırasında yaşanan orgazm kişiyi beyin olarak ve bedenen rahatlatmakta, kesintisiz bir uyku uyumasına yardımcı olmaktadır. Gece yaşanan cinsel birleşmenin uyku bozukluğu yaşayan bireylere iyi geldiği bir gerçektir. Bu kişiler, seks yapmayanlara göre daha uzun saatler ve daha derin bir uykuya sahip olurlar.






En zevkli spor


Ayrıca çiftler, kan dolaşımını düzenlemek için spor yapmak yerine yatmadan önce seks yapabilirler. Spor yaparak tek bir bölge çalıştırılırken, seks sayesinde kişinin tüm vücudu çalışmış olur. Böylece organlar daha randımanlı çalışır ve hücrelerin yenilenmesi hızlanır. Kalp atışlarının sıklığı beyne ve dokulara daha fazla kan ve oksijen gitmesini sağlar. Bu da, daha iyi bir zihinsel performans demektir. Uyumadan önce yapılan seks düzenli bir hal aldığında ise kişinin zihinsel performansı kalıcı bir şekilde artar.






Seks ile formda kalın


Uyumadan önce yapılan seksin diğer bir faydası ise çiftin formunu korumasına yardımcı olmasıdır. Seks, spor ve dengeli beslenme gibi bireysel yapılan bir aktivite olmadığı için, spor yapmakta ya da sağlıklı gıda tüketmekte zorlanan bireyler için birebirdir.






150 kaloriyi 30 dakikada yakmanın tek yolu


Araştırmalara göre, 30 dakika tutkulu seks yapmak 150 kalori yakmaktadır. Son olarak da, gece yapılan seks omurganın duruşunu düzeltmekte, dolayısıyla kişinin duruşunu etkilemektedir. Seks sırasında gerçekleşen, bel alt kısmının ritmik hareketleri sırt kaslarına ve omurgaya iyi gelmektedir.




Omurga daha esnek bir hal alacağı için vücut dikleşir ve daha esnek olur. Sanki kişi masajdan çıkmış gibi rahatladıktan hemen sonra uykuya daldığında, omurga yapısını düzeltmekte ve ertesi sabah daha dinç kalkmaktadır.Sonuç olarak, uyumadan önce yapılan seksin faydalarından yararlanılmak isteniyorsa, bir an önce kişinin partneriyle seks yapmaya başlamasında fayda var.

Read more

Evlilikte kadın faktörü!

“Yuvayı dişi kuş yapar” söylemi, evliliklerdeki kadınların rollerine gönderme yapan anlamlı bir söz. Yani Sağlıklı ve huzurlu bir evlilikte kadına çok önemli görevler düşüyor…

Evliliğin anahtarının kadınlarda olduğunu, mutluluğu yakalamanın yine kadınların elinde olduğunu hatırlatan Üsküdar Üniversitesi Feneryolu Polikliniği’nden Uzm. Psk. Seliyha Alten, erkeğin her davranış ve tepkisinin altında kadınların olduğunu vurguluyor. Alten;




“Kadınların öncelikle erkeklerin tüm duygusal davranışları ve olaylara verdikleri tepkilerinin kendilerine bağlı olarak değiştiğini bilmeleri gerekmektedir. Bu gerçek evliliklerin anahtarıdır ve bunun bilincinde olup buna yönelik doğru davranışlar sergileyen kadınlar evliliklerinde mutluluğu yakalayabilmektedir.”


Bir erkeğin eşinden en çok beklediği şeylerin başında çok fazla dile gelmese de takdir edilmek, onaylanmak ve şefkat olduğunu ifade eden Alten, erkeklerin kadının kendisini güçlü hissettirmesine ve kendisine ihtiyacı olduğunu bilmeye ihtiyaç duyduğunu kaydediyor.





Erkeğe erkeklik hissini kadın verir!


“Yani kendini erkek gibi hissetmek için karısının desteğini görmeyi tüm benliği ile beklemektedir. Erkeklerin kendisine bu şekilde hissettiren ve şefkat gösteren kadınlara eğilimi yüzyıllardır bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla aslında kadınlardan daha duygusal olabilen erkeklerin en büyük beklentisi bu alanda kendini göstermektedir. Kadınların eşlerine bu kalıpta yaklaşabilmeleri, aslında değişim gücünü elinde tutmalarına olanak sağlayan en önemli etkendir.”




Erkekler eleştirilmeden, suçlanmadan, akıl verilmeden dinlendiklerinde kendilerini daha
rahat ifade edebilmektedir diyen Uzm. Psk. Seliyha Alten, çiftlerin birbirlerine zihin okuyarak davranmamaları gerektiği uyarısında bulunuyor.





Koşulsuz dinleyici olabilmek iletişimi sağlıklı kılıyor


“Evliliklerde çoğu iletişimin sorunlarının çiftlerin birbirlerinin zihinlerini okuyarak ona göre davranış gösterme eğiliminde olmasında kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla suçlanacağını, eleştirileceğini düşünen erkeklerin kendilerini iletişime kapamaları ya da dürüst davranmadıklarını görmekteyiz. Sağlıklı iletişim kurulmasını sağlayacak önemli tutumda
kadına düşen rol koşulsuz bir dinleyici olabilmektir.”,




Uzm. Psk. Seliyha Alten modern çağla birlikte kadınların psikolojik anlamda daha fazla yıprandıklarının altını da çiziyor.





Hoşgörülü kadın beklentilerinin karşılığını görüyor


“Modern çağın getirisi olarak ev içinde ve ev dışında ciddi sorumluluklar alan kadınlar psikolojik anlamda daha fazla yıpranmakta ve evlilik içerisinde erkeğin payına düşen sorumluluklarda beklentisini yukarıda tuttuğu gibi, ihmallere karşı daha duyarlı davranmaktadır.




Bu ruh halinde kadın iletişim kurarken sağlıksız tutumlar gösterme olasılığı artmakta kocasını eleştiren, sürekli şikâyet eden ve hatta onları hor gören bir yapı içerisinde davranmaktadır. Oysa evde eşlerine karşı daha hassas, düşünceli davranabilmeyi başaran kadınların eşlerinden beklentilerini görebilme anlamında daha fazla destek aldıkları görülmektedir.”





Farklı fikirlerde ortak paydada buluşabilme önemli


Çevredeki kişilerin fikirlerine ilişkin de önemli uyarılarda bulunan Uzm. Psk. Seliyha Alten
evlilikte biz olma gelişimine dikkat çekiyor.




“Evliliklerde kadınlar tarafından yapılan ve en sık görülen sağlıksız tutumlardan bir tanesi de yakın çevrenin desteğini aldığı konularda etkilenme düzeylerinin fazlalığı olmaktadır. Kadınlar özellikle çatışma yaşadıkları konularda, kararsız kaldıklarında yakın çevrenin fikirlerine başvurmakta ve genellikle bu çevrenin etkisi altında kalarak kararlar vermekte ya da iletişim şeklini sürdürmektedir. Oysa evliliklerde “biz olma gelişimi” kadın ve erkeğin ortak görüş birliğine varabilme becerisi ile doğru orantılıdır. Konu ne olursa olsun farklı görüş ve fikirler olduğu zaman ortak paydada buluşabilmeyi sağlayabilmek önemlidir.”

Read more
 
ücretsiz porno izle ücretsiz porno hd porno izle mobil porno porno izle türk porno türk porno
Kadınla Yaşam Bloğu Design by Türkçe amatör Porno © 2009