Kadınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadınlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Seks önce beyinde başlıyor!

Dişilerin cinsel açıdan tahrik olmaları, beynin tahrik olmasıyla başlar...

Klitoristeki sinirler, beyindeki cinsel zevk bölgeleriyle irtibat kurar. Bu sinirler uyarıldıklarında, orgazma ulaşana kadar elektrokimyasal bir hareketlenme içine girip tepkimeleri tetikler ve dopamin, oksitosin, endorfin gibi iyi hissettiren nörokimyasalları salgılatır. Eğer uyarılma erken biterse ya da sinirler yeterince hassas değilse veya korku, stres, suçluluk gibi duygular devreye girerse klitoris kendini kapatır. Kadın gevşemiş, rahat, sıcak ve samimi bir halde değilse orgazmın gerçekleşmesi zordur.


Güven arayan kadınlar...


Aşık olan, ilişkilerinin ilk evresini yaşayan, partnerlerinin kendilerine taptığını ve arzuladığını hisseden kadınlar daha kolay orgazm olur. Bazı kadınlar için uzun süreli bir ilişkinin ya da evliliğin sağladığı güven duygusu, kolay orgazma ulaşmayı sağlar.




Orgazm güçlendikçe yayılan oksitosin dalgaları, kadının yüzünün ve göğsünün kızarmasına yol açar, çünkü kan damarları genişlemiştir. Hassas, psikolojik ve fizyolojik yapısı nedeniyle kadın orgazmı partnerlerin ve bilim insanlarının kafasını karıştırır.


Yıllar içinde kadın orgazmındaki kısa nefesler, gerilen sırt, sıcak ayaklar, yüz buruşturma, kasıtlı olmadan ses çıkartma ve kan basıncının tavana vurması defalarca ölçüldü. Ve şimdi, beynin hangi kısımlarının hareketlendiğini ve hangi kısımlarının kapandığını gösteren MRI taramaları sayesinde kadın beyninin orgazm kontrolü hakkında çok daha fazlası biliniyor.





Erkek orgazmı çok daha basit


Erkek için cinsel birlikteliğin gerçekleşmesi için kanın tek bir yere gitmesi yeterli. Kadın içinse nörokimyasalların bir araya gelmeleri gerekir. En önemlisi, kadın birlikte olduğu kişiye güvenme ihtiyacı duyar. Erkeğin ereksiyonu basit hidrolik temellere dayandığından kan penise gidip ereksiyonu sağlar. Bazı doktorlar kadınların güç orgazma ulaşmasını klitorise giden kanın azlığıyla açıkladı. Ancak bunun doğru olduğuna dair hiçbir delil yok, ayrıca hiçbir araştırmacı tahrik olduğunda klitorisin ne tür fiziksel değişimler geçirdiğini ölçmenin bir yolunu bulamadı.




Uzmanlar, vajinal orgazm ve klitoral orgazm diye iki ayrı orgazm olmadığını belirtiyor. Bu teori neredeyse bir yüzyıl boyunca sadece klitoral orgazm yaşıyorlarsa eksik oldukları, gerçek bir kadın olmadıkları düşüncesiyle kadınları bunalıma sürükledi. Nörobilimciler vajinanın klitorise bağlı olduğunu ispatladılar. Klitoris belin altındaki beyin! Ne var ki hareket sadece belin altında gerçekleşmiyor ve sadece psikolojik faktörlerle yönlendirilmiyordu.


Teori, bir erkek ne kadar fazla sperm dağıtırsa genlerinin gelecek kuşaklarda devamını sağlama şansının da o kadar yüksek olacağını söyler. Ancak kadın orgazmı daha karmaşık, gizemlidir ve rahatlıkla taklidi yapılabilir. Kadınlar hamile kalabilmek için, her ne kadar yardım ettiği bilinse de, orgazma ihtiyaç duymazlar.





Havayı bozmayın!


Kötü kokan nefes, fazla alkol, dizle, elle ya da dudakla yapılan beceriksiz bir hareket havayı bozup kadının amigdalasının yeniden çalışmaya başlamasına, cinselliğe ilgiyi kesip orgazmdan uzaklaşmasına neden olabilir.




Evrim perspektifinden bakıldığında erkek orgazmının bir gizemi yok. Sürekli cinsel ilişkiler aranmasına yol açan, bağımlılık yaratıcı biyolojik bir boşalmadan fazlası değildir.

Read more

Ya şundadır, ya bunda!

Bir türlü karar veremiyor musunuz? Sürekli başkalarına danışıp sonra pişman mı olursunuz?

Kendimizi yargılamak yararsız


Bir de üstüne kendimizi yargılamamız başlar. "Of, niye böyleyim, niye bilemiyorum nasıl karar vermem gerektiğini, aptal mıyım, neyim eksik?" "Başkaları nasıl karar veriyor, hiç can çekişmeden benim gibi? Niye cesaret edemiyorum", vs. vs.



Arkadaşlara, güvendiğimiz kişilere sorarız çaresiz kalınca "Sen olsan ne yapardın", ben bir türlü karar veremiyorum" şeklinde. Onlar da canı gönülden, anlatırlar, nasihatlar, örnekler verirler, kendi hayatlarından, ata sözlerinden, geçmişten, onun bunun başına gelenden.


Evet, doğru, siz de biliyorsunuzdur bunları, çok kereler düşünmüşünüzdür aynı şeyleri. Ama yine de tuhaftır içiniz - rahat değildir. Hak da verirsiniz onlara ama niye o kararı öylesine vermek doğal gelmez, kolay gelmez sizi rahatlatmaz! "Herkes için doğru olan benim için de doğru mu? Benim doğrumu bulmam için benim karar vermem gerekmez mi?"





Karar vermekten korkmayın!


Kararlarımız yaşantımızın kaçınılmaz parçaları. Sorumluluk taşıdığımız sürece verdiğimiz kararlar ile ister istemez hayatımızı belirli yollara yönlendiriyoruz.
İnsanların karar vermede karşılaştıkları en büyük sorun sonradan pişman olmamak ve yanlış bir şey yapmamak için kendilerini doğru karar vermeye zorlamaları oluyor.



İşte ben o yanlış karar kısmında durmanızı istiyorum. Kime göre yanlış olabilir kararınız? Evet bir sürü insan "Ayol çıldırdın mı?" diyebilir. Sebep, onların böyle bir karar almayacaklarıdır. Olabilir. Ama onlar siz değilsiniz. Sizin yaşamınız boyunca edindiğiniz deneyimler, sizin gereksinmeleriniz, sizi böyle bir karara itiyor olabilir. Ve bu sizin gelişiminiz için çok önemli bir yol olabilir. Diğerleri buralara gelmemiş olabilir, böylelikle sizin daha yaşamanız gereken yeni duygulara, yeni olaylara yeni deneyimlere şans vermeniz şart. Diyelim ki yanlış bir karar verdiniz. Hani o en korktuğunuz şey başınıza geldi. Bu ne ifade eder? Çok basit: Kendinizi daha yakından tanımanızı, tecrübe edinmenizi ve en önemlisi yeni sonucun, sizi yeni çözümler aramanız için zorlamasını. Evet en kötü ihtimaliniz.


Ben böyle istedim, ben sonuçlarına katlandım, ben her türlü duyguyu, aşk, sevinç, korku, umutsuzluk, acı, başarı, güven; evet hepsini yaşadım. Ben yaşadım diyebilmek!





Yanlış yapmaktan korkmayın


Sorumluluğu üstlenip, ne olursa olsun bir çözüm bulabileceğinize inanıp kendinize "Ben becerebiliyorum" diyebilme şansını verin.



Eğer karar verememe sürecinde çok bunalırsanız, en azından "Bugün karar vermeyeceğim, yarın karar vereceğim" diye karar verin!


Bir takım yeni zorluklara çözüm bulmak zorunda kalmanız, bunları mecburen çözmeniz ve başarı sağlamanız gerecek ve bu da sonuçta sizi daha güvenli ve mutlu bir insan yapacaktır.

Read more

Erkeklerin keşfedilmemiş haz noktaları!

Son araştırmalar, uyarıldığında erkek arkadaşınızı bulutların üzerine taşıyacak, onun bile farkında olmadığı, bildiklerimizin haricinde başka bölgelerin de var olduğunu gösteriyor...

Sihirli noktalar


C NOKTASI


Kulağın erojen bir bölge olduğunu mutlaka biliyorsunuzdur, ama bu vücudun küçücük parçasının, baştan çıkarmada da ne kadar etkili olduğuna şaşırabilirsiniz. Man in Bed (Erkekler Yatakta) adlı kitabın yazarı Barbara Keesling, "Bu C şeklindeki kıkırdaklı bölge, oldukça fazla sinir ucunu bir arada barındırmaktadır" diye açıklıyor.




Keesling, "Ensesinden kulaklarının arkasına doğru öperek ilerleyin, her öpücükle birlikte nefes vererek ılık nefesinizi hissetmesini sağlayın" diyor. Kulağının en üst noktasına geldiğinizde durun ve kulağı dudaklarınızın arasında kalacak şekilde hafifçe aşağı doğru inin. Bu hareket onu daha da baştan çıkaracak ve daha fazla heyecanlamasını sağlayacaktır.





W NOKTASI


Sevgilinizin göğsüne W harfi çizerek, aşağı yukarı dolaşmanız onu zevkten zevke taşıyacaktır. Sevgiliniz, yüzüstü uzanmışken, parmağınızın ucunu göğüs kaslarının dış köşesine doğru koyun ve parmaklarınızla göğüs kasları boyunca aşağı kadar inin ve sonra diğer yöne doğru yukarı çıkın, ve sonra tam tersi şekilde aynı hareketi uygulayın. Touch me there! (Oraya Dokun!) adlı kitabın yazarı Yvonne K. Fulbright, "Bu bölgedeki ten genel göğüs cildine göre daha incedir yani oldukça hassastır." diyor.




Güçlü bir dokunuşla başlayın, daha sonra dokunuşlarınızı hafifleştirin. Cildine dokunuşunuz hafifleştikçe, sinir uçlarının tepki vermesi artacaktır. Bu hareketi uygularken arada göğüslerine de dokunabilirsiniz. Her seferinde biraz daha kuvvetli dokunuşlar uygulamanız, kan dolaşımını hızlandıracak ve hissedeceği duyguyu kuvvetlendirecektir.





X NOKTASI


Bu noktayı bulmak için, sevgilinizi, bacakları kapalı bir şekilde yüzüstü yatırın. Kalçalarının arasında, yani kalçalarının birbirine değdiği noktadan aşağı doğru X harfi şeklinde bir alan ortaya çıkacaktır. Keesling, "Rektumu kapsayan bu bölge, dolaylı temasla, oldukça uyarıcı etki göstermektedir" diye açıklıyor. Masaj yaparken, yavaşça aşağı doğru inin ve en sonunda kalçalarına geldiğinizde, her iki tarafa birer parmağınızla baskı uygulayarak, parmaklarınızı birbirine doğru çekin.




Parmaklarınız ortada buluştuğunda, bir tanesini aşağı doğru indirmeye devam edin. Ellerinizi değiştirerek ve parmaklarınızla zikzaklar yaparak aynı hareketi uygulayın. Hareketi rutin uygulamamak, merak ve heyecan yaratacaktır. Dilinizle X noktasının merkezine yapacağınız dokunuşlarsa, bu deneyimi unutulmaz kılacaktır.





O NOKTASI


Kessling, "Tantrik seks uzmanları göre, bir erkeğin kuyruk sokumuna yapılan masaj, kundaliyi, yani cinsel enerjiyi artırıyor" diyor. Bu O harfi şeklindeki alan, cinsel uzuvla bağlantılı birçok sinir ucunu barındıyor ve bu bölgeye yapılan masaj doğrudan libido üzerinde etkisini gösteriyor.




Yüzüstü uzanmışken, her elinizin iki parmağının ucu ile O noktasına dokunun ve küçük dairesel hareketler yapın. Bu bölgede hafifçe dokunuşlarınıza devam ederken, omurgası boyunca küçük öpücükler kondurun. Etkiyi artırmak için, tırnaklarınızı kullanın; sevgiliniz bunu unutmayacaktır.





Onu baştan çıkaracak birkaç küçük öneri:


• Yemekten sonra mutfakta onu baştan çıkarın. Tatlı için güzel bir fikriniz olduğunu söyleyin.


• DVD seyretmek için evinize onu davet edin, size ilham verecek bir film izleyin ve yatak odasında deneyin.


• Yaktığınız mumdan akan sıcak damlaları sırtına ve kalçalarına damlatın. Bu his onu çılgına çevirecektir.




• Gece vakti arabanızı, sizi kimsenin göremeyeceği gizli bir noktaya çekin, koltuğunu yatırın ve...


• Ona yapmak istediğiniz beş şeyin listesini e-posta ile gönderin, ondan da aynısını isteyin.


• Herhangi bir konuda iddiaya girin. Bunun sonucunda kazanan yatakta da istediğini kazansın.


• Evde en seksi iç çamaşırlarınızla dolaşın, bu duruma ne kadar karşı koyabileceğini test edin.

Read more

Kadınların acı çekmeleri erkekleri erken boşaltıyor!

CİSED ONURSAL BAŞKANI DR. CEM KEÇE: "Kadınların seksi görev gibi görmeleri ve acı çekmeleri erkekleri erken boşaltabiliyor!"

Erkeklerin karşılaştıkları cinsel uyumsuzluk sorunlarının en önemlisi olan erken boşalma, erkeğin cinsel birliktelik sırasında boşalma refleksi üzerinde çok az ya da hiç kontrol sahibi olamaması durumudur. Erkeğin henüz boşalmak istemediği halde boşalması durumu olarak bilinen erken boşalma cinsel birleşme esnasında ya da öncesinde olabilmektedir .




Hemen hemen her erkeğin hayatının bir bölümünde yaşadığı erken boşalma sanılanın aksine, sadece erkek kaynaklı bir problem değildir ve tedavi edilmediği takdirde çiftin cinsel hayatında ciddi sorunlara yol açabilir. Ülkemizde cinsel hayatı aktif olan her on erketen yedisinin sorunu olan erken boşalmayla ilgili bilinmeyen yeni gerçekleriCinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe açıkladı. İşte çok çarpıcı başlıklar:





ERKEN BOŞALMA ÇİFTİN CİNSEL UYUMSUZLUĞUDUR!


Ülkemizde cinselliğin hala bir tabu olduğunu söyleyen CİSED Onursal Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; "Asırlar öncesinden süregelen cinsellikle ilgili mitler ve cinselliğin ayıp, yasak ve günah olarak ifade edilmesi nedeniyle, özellikle kadınlar cinsel birlikteliğin ağrılı ve acılı yaşanacağı düşüncesini bir tabu haline getirdiler.




Yapılan araştırmalar çocukluk dönemini baskı altında geçiren, cinselliğin ya da cinsel istek ve arzuların ifade edilmesini ayıp, yasak veya günah olduğunu düşünen kadınların ya da erkeklerin sayısının her geçen gün arttığını gösteriyor. Erken boşalmanın en sık görülen nedenlerinden biri, %60'lık bir oranla, cinselliği ve cinsel birleşmeyi erkeğe karşı bir görev olarak gören, cinselliğin ağrılı ve acılı bir şekilde yaşanacağını düşünen ve cinselliğin ruh ve beden sağlığının en temel olgularından biri olduğunu unutankadınlardır. Bu nedenle erkek boşalma sadece erkeğin bir sorunu değil çiftin sorudur, çiftin cinsel uyumsuzluğudur ." dedi.





ZEVK ALAMAYAN VE ACI ÇEKEN KADINLAR ERKEN BOŞALMAYA NEDEN OLABİLİYOR!


CİSED olarak cinsellik konusunda halkı bilgilendirme amacıyla çeşitli çalışmalar yaptıklarını söyleyenCİSED Onursal Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; "Yapılan araştırmalar erkeklerin %72'sinin partnerlerinin cinselliğe karşı ilgi duymadığından, cinselliği başlatmak istemediğinden, seksten keyif almadıklarından, cinsellik hakkında konuşmadıklarından ve pasif kalmayı tercih ettiklerinden yakındıklarını gösteriyor. Bunun dışında, partnerlerinin cinsel ilişki sırasında ağrı ve acı duyduklarından dolayı cinsel memnuniyetsizlik yaşadıklarını ifade eden erkekler, cinsel ilişkiyi aceleye getirmek zorunda kaldıklarını savunuyorlar.




Kadınların cinselliğe ve partnerlerine karşı olumsuz tutumları erkekleri cinsellikten soğutabiliyor, cinsel birliktelik süresini kısaltabiliyor, sertleşme sorunları, cinsel isteksizlik veya erken
boşalma gibi cinsel işlev bozukluklarına neden olabiliyor. Bu nedenle mutlu ve huzurlu bir ilişki yaşamak isteyen kadınların, cinselliğin rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatı olduğu nu içlerine sindirmeleri gerekiyor. Çünkü cinsellik karşılıklı yaşanırsa haz ve doyum verebilir, tek taraflı olunca mastürbasyona tercih edilmeyen bir aktiviteye dönüşebilir ve manasını yitirebilir. Bu bağlamdacinselliği doğru yaşayabilmek ve karşılıklı doyuma ulaşabilmek için doğru kaynaklardan doğru bilgilerin edinilmesi gerekiyor." dedi.





HAZZA KOŞ, ELEMDEN KAÇ…


Haz ve elem dengesinin cinsel yaşamdaki önemine değinen CİSED Onursal Başkanı Cinsel Terapist Dr. Cem Keçe; "Cinselliğin penis vajina birleşmesinden ibaret olduğunu düşünen ve acele eden erkekler nedeniyle doğru ve sağlıklı cinsel birleşme yaşayamayan kadınlar cinsel ilişki sırasında ağrı ve acı duyabiliyorlar. Zamanla cinsellikten soğuyabiliyorlar ve cinselliği bir görev gibi yaşayabiliyorlar.'Tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan çıkar?' özdeyişinde olduğu gibi, erkekler kadınları soğutabiliyor, kadınlar da erkekleri erken boşalmaya teşvik edebiliyor.




Her iki durumunda gerçek olduğu bu tabloda, tavuk yumurtadan çıkar yani erkekler kadının ruhuna ve bedenine hitap edemeyince kadınlar cinsellikten soğur, cinselliği bir görev gibi algılarlar, ağrı ve acı çekerler, yumurta tavuktan çıkar yani kadınların ağrı ve acı çekmeleri, cinselliğe karşı ilgisizlikleri ve cinselliği bir görev gibi görmeleri erkekleri erken boşalmaya teşvik edebilir. Çünkü hiçbir erkek acı çeken veya cinselliği görev gibi gören bir kadınla seksi bilinçli olarak uzatmak istese bile bilinçdışı olarak kısa tutmak ister ve erken boşalır. Bilinçdışının en kadim kuralı 'Hazza koş, elemden kaç!' şeklindedir.





Bir kadına acı vermek veya arzulanmadığını düşünmek erkeklere elem verirken, mutlu etmek, onların keyif aldıklarını görmek ise hazverir. Bu nedenle erkeklerin kadınları sadece penisleriyle boşaltabilecekleri düşünmemeleri, onların haz alabilmelerini, bedenlerinin ve vajinalarının cinsel ilişkiye hazırlanabilmesi için gerekli olan ön sevişmeyi ihmal etmemeleri gerekiyor.




Ayrıca kadınların vücudunu ve erojen bölgelerini tanımayan erkekler, onların boşalmasında önemli rol oynayan klitoral dokunmaları ve G noktası uyarılarını ihmal edebiliyorlar. Sonuç olarak erkeklerin kadınların vücutlarını tanımaları, onlarla cinselliği konuşmaları, haz aldıkları noktaları keşfetmeleri, cinselliği bir görev haline getirmeden zevk almayı ve vermeyi keşfetmeleri ve kadınların önce ruhlarını sonra bedenlerini okşayarak onları cinsel birlikteliğe hazırlamaları gerekiyor ." dedi.

Read more

Dolabımıseviyorum kurucusu Melike Çarpatan'la çok özel röportaj!

Dolabımıseviyorum.com'un kurucusu Melike Çarpatan, hayatını ve başarı hikayesini Mahmure.com için anlattı...

MELİKE ÇARPATAN’ın HİKAYESİ…


Renk renk elbiseler, cicili bicili, uçarı ruh hali yaratan şıkır şıkır giysiler, bazen de renklerin ve tarzın ağırlığı ile hayal dünyasına giren kıyafetler… Bana göre giysiler insanların ruh halini ve yasam sevincini yansıtır.


Üzerimizdeki kıyafetleri beğendiğimizde hayata, insanlara bakışımız, beğenmediğimiz zamanki ile aynı mıdır?


Bir kadın olarak yanıt veriyorum; Hayır tabiî ki. Şık olmak için zayıf olmak şart mı? Ya da büyük beden olup havalı olabilir miyiz? Tabiî ki evet olabiliriz. Ben de orta beden uzeri bir kadın olarak, bu konulara çok kafa yordum ve bu sorulardan yola çıkarak moda ile ilgili hikayemi sizinle paylaşmak istiyorum.




Küçüklüğümden beri, bedenleri 46-48 olan annem ve teyzemin sevinç ve hevesle alışveriş yapmak için girdikler bir mağazadan kendilerine uygun bir kıyafet bulamayınca, satın alamadıklarında, hevesi kırılmış, küskün, mutsuz bir şekilde mağazadan ayrıldıklarına tanık olurdum. Hemen hemen her mağazaya girer çıkar yorulurlar ancak hüsranla eve dönüşleri benim küçük yüreğimde yer etmiş ve seneler geçmesine rağmen unutamadığım hüzünlü anlar olarak kalmıştır. Sonra gelsin kumaşlar, terziler bir koşuşturmadır giderdi...


Moda Kanalları Editörü: Duygu ÇELİKKOL





Daha fazla maliyet, daha fazla çaba, daha fazla zaman… Sonuçta pek de mutlu göründüklerini hatırlamıyorum.


İşte o zamanlardan mesleğim belli olmuştu aslında. Abartmıyorum daha ilkokula gidiyordum, bana ileride ne olmak istiyorsun dediklerinde fashion designer yanıtını veriyordum. (gerçekten ilk öğrendiğim İngilizce kelimedir). Tabi bu cevap ailede alaycı gülümsemelere yol açarken biraz da kendimden emin cevabım onları gururlandırıyordu. Ama aslında, onların daha fazla mutlu olması için böyle bir karar verdiğimi kimse bilmiyordu.



Büyüdükçe, insanların kendine yakışanı bulup giydiklerinde yaşamdan ayrı bir zevk aldıklarını, daha huzurlu olduklarının ve kendilerini çok daha sevdiklerinin farkına vardım. Daha mutlu, daha dingin kendine güvenli hale geliyorlardı. Ben de insanları mutlu kılabilmenin bir yolu olarak, her insana özgü çizgilerle onları baştan yaratmayı hedefledim. Çünkü ben de bundan mutluluk duyduğumun farkına vardım. Bu amaçla üniversitenin tekstil tasarımı bölümünden yüksek onur öğrencisi olarak mezun oldum.


Ee bir kere bu amaca baş koydum. Herşeyi öğrenmem gerekiyordu. Tüm arkadaşlarım üniversite hayatının keyfini çıkartırlarken ben üçüncü sınıftan itibaren çalışmaya başladım. Boş derslerimde koşa koşa piyasada isim yapmış bir firmada, tasarımcı olarak çalışmaya ve yeni bir şeyler öğrenmeye gidiyordum. Aslında aklım, o yaşlarda gezmekte kalmıyor değildi.





Lütfen unutmayalım, “Bugün güzel olmak her zaman güzel olmaktır”.


Ama bir hayalim vardı ve bunun peşinden koşmak için daha çok tecrübe edinmeliydim, daha çok öğrenmeliydim. Ayrıca yaptığım işi de çok seviyordum. O zamanlardan bu zamana 13 sene geçti.
Ve ben bu birikimimle sizinle beraber olmaya hazırım. Zaman bu zamanmış. Hayallerden gerçeklere geçme zamanı geldi artık. Bunun için Türkiye’nin ilk ve tek büyük beden blogunu açmaya karar verdim. “Dolabımıseviyorum”.  Ve artık blogum kocaman bir alışveriş platformu! Sitemizden markaların ürünlerini satın alabiliyorsunuz ve günlük yaşamınız için giyim tarzı önerilerini, trendler, renkler, ünlü tasarımcıların büyük beden yorumlarını da bulabiliyorsunuz.




Yerli, yabancı seçilmiş tüm ünlü büyük beden markalarını, alternatif kıyafet kombinasyonlarını, giyim ile ilgili tüm ipuçlarını bulabileceğimiz, stil danışmanımız olarak hayatımız çok daha kolaylaşacaktır. Kadın her ne beden olursa olsun, mutlaka icinde bir yerlerde gizli bir çekiciliği vardır. Yeterki onu keşfetsin, hissetsin ve ortaya çıkartmak istesin. Birinin uzaktan görüp keşfetmesi gerekiyorsa herkese sesleniyorum. İşte o benim sitem!





Melike Çarpatan Kimdir?


01.01.1981 yılında İstanbul’da doğan Melike Çarpatan, Tercüman Koleji’nden mezun olmuştur.


Beykent Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, İngilizce Tekstil Tasarımı ve Teknolojileri bölümünü, yüksek onur öğrencisi olarak tamamlayan Melike Çarpatan, Bahçeşehir Üniversitesi’nde Pazarlama İletişimi ve Halkla İlişkiler üzerine yüksek lisans yapmıştır.


2000 yılında Japonya’da bir süre tekstil fabrikasında desen tasarımı yapmış, eski İslam Türk motifleri ve Japon motiflerinin kombinasyonundan tasarladığı desen, Türk-Japon Dostluk Ödülü almaya layık görülmüştür.




2001 yılında, ihracat yapan bir tekstil firmasının, tasarım ve pazarlama departmanında başladığı kariyer hayatını, 2010 yılına kadar, ihracat tasarım ve pazarlama direktörü olarak sürdürmüştür. 2010 yılından 2012 yılına kadar, markalaşma üzerine çalışmış, ve bir Türk markasının, Danimarka’daki markalaşma çalışmalarına genel koordinatörlük yapmıştır.


12 senelik tekstil tasarım ve konfeksiyon tecrübesi ile artık hayallerinin peşinden gitmeye karar veren Melike Çarpatan 2012 başında, tüm okul ve kariyer hayatının asıl amacı olan, Dolabımıseviyorum.com sitesini kurmuştur. Aynı zamanda anne de olan Melike Çarpatan’ın Ceylin adında, 3 yaşında bir kızı vardır.


Moda Kanalları Editörü: Duygu ÇELİKKOL

Read more

Bozabileceğiniz moda kuralları...

İş modaya geldiğinde, kırabileceğiniz pek çok kural var. Magazinler ve moda uzmanları bize neleri giyip, giyemeyeceğimizi söyleyip duruyor. Bazı kurallar mantıklıyken, bazıları çok uçuk olabiliyor. İşte size bozabileceğiniz moda kurallarından bazıları...



Mükemmel oje - Oje kullanıyorsanız, her zaman mükemmel bir şekilde sürülmüş olması gerekiyor. Eğer bir ofiste çalışıyorsanız ya da işiniz sürekli insanlarla ilişkide olmanızı ve mükemmel bir imaj sergilemenizi gerektiriyorsa bu kural yerinde olabilir.








Bunun dışında, az miktarda soyulmuş ojenin kimseye zararı olmaz. Eğer ojeden çok tırnaklarınızı görünmeye başladıysa, silip yeniden sürmenizin zamanı gelmiş demektir.






35 yaşından sonra mini etek giyilmez - Ne kadar saçma bir kural! 35 yaşınızda hala gençsiniz. Bacaklarınız düzgünse ve mini etek giymeyi seviyorsanız, bu kurala hiç aldırmayın. Gösterin bacaklarınızı.







Uzun saçlar genç kızlara yakışır - 40 yaş üzerindeki kadınların saçlarını uzatması, modacılar tarafından pek onaylanmıyor.







Eğer saçınızın kesimi düzgünse ve saçınız uzunken güzel görünüyorsa, kimseye aldırmadan istediğiniz kadar uzatın. Demi Moore'a bakın. 50'li yaşlarında ve uzun saçlarıyla 20 yaş önceki halinden bile daha alımlı.







Kırmızı ruj sadece geceleri sürülmeli - Kırmızı rujun sadece geceleri kullanılması gerektiği konusunda pek çok modacı fikir birliği etmiş durumda. Kırmızı ruj teninize yakışıyorsa, bu kurala hiç aldırmayın. İstediğiniz tonu, günün istediğiniz saatinde sürün.







Aksesuarlarınızın birbirine uyması - Artık 1950lerde yaşamıyoruz. Çantanızla ayakkabı renginizin birebir tutması artık o kadar da önemli değil. Aksine, farklı renkte aksesuarlar kullanmak size daha güzel ve doğal bir hava verecek.







Kızıl saçlılar kırmızı giyemez - Uzun yıllar boyunca bu kural uygulandı ve kızıl saçlı kadınlar kırmızıdan uzak durdu. Şimdilerde ise bu kural bozulmaya başlandı. Tabii ki doğru tonu seçmek kaydıyla, istediğiniz kadar kırmızı giysiye sahip olabilirsiniz.







Bugünlerde moda çok daha esnek. Giydikleriniz güzel ve bir şekilde uyumlu göründüğü sürece, kesin kurallar takip etmenize gerek yok.

Read more
 
ücretsiz porno izle ücretsiz porno hd porno izle mobil porno porno izle türk porno türk porno
Kadınla Yaşam Bloğu Design by Türkçe amatör Porno © 2009