kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ateşimi yak!

Bay doğru yatakta bay yanlışsa ne yapmalısınız?

Sakın yanlış anlamayın, kötü seksle noktalanmış bir one night stand'den bahsetmiyorum. Bir sürü anlamsız kısa ilişkiyi ve aşk testlerinin aptal seçeneklerini geride bıraktıktan sonra birgün eski bir arkadaşım yeniden hayatıma girdi. Hem de bu defa bir aşk macerası olarak! Bir sürü yanılgıların,
bir dolu pişmanlıkların, kız arkadaşlarla kafa çekilen ve sarhoş olunan yalnız gecelerin ardından
tam da ümitsizliğe kapıldığım anda işte beklediğim o mükemmel adam karşımdaydı.




Zeki, duygusal ve sorumluluk sahibiydi. Çok iyi bir işi ve bana aşkla bakan gözleri vardı. Daha ne isteyebilirdim ki! Şık restoranlarda yenilen yemekler, liseli aşıklar gibi cilveleşilen sinemalar ve
sadece masum bir flörtle geçen birkaç haftanın ardından bir gece nihayet evimde, yatağımdaydı. Saçları saçlarıma, elleri ellerime dolaşıyordu. Tam heyecandan aklımı yitirmek üzereyken herşey bitiverdi. Arkadaşlarım bu durumun üstesinden gelebileceğimi söylediğimde benim deli olduğumu düşündüler. Ve yıllar boyunca da üstesinden gelebilmek için uğraştım. Kendi kendimi, eğer bu ilişkideki geri kalan herşey mükemmelse cinsel hayatımızın kötü oluşunu tolere etmem gerektiğine ikna etmeye çalışıp durdum. En sonunda birgün daha fazla dayanamayacağımı anlayıp onu terk ettim.





Seks terapisti Dr. Sandor Gardos bazı çiftlerin cinsel anlamda uyumsuz olabileceklerini, ama pek çoğunun havlu atıp vazgeçmek yerine cinsel yaşamlarını renklendirmek için çabalarlarsa bu sorunu yenebileceklerini dile getiriyor: "Bütün çabalar sonuç vermediyse o zaman karşılıklı ilgiyi bozan birşeyler var demektir.



İlk birkaç deneme başarısızlıkla sonuçlanabilir. Fakat bu o ilişki için kötü seksin kader olduğu anlamına gelmez." Peki, dünyada hiçbir şey öyle kolay kolay değişmezken, biz neden ilişkilerimizde bazı şeyleri değiştirmek için bu kadar sabırsızız? Belki de bunun nedeni cinsel özgürlüğümüzü yeni kazanmış olmamızdır. Eskiden böyle değildik. Eğer partnerimizle seks hayatımız kötüyse, gözlerimizi kapatır ve ülkenin sorunlarını düşünüp, vakit geçirmeye çalışırdık. Fakat şükürler olsun ki artık cinsel özgürlüğümüzü elde etmemizde büyük katkıları olan ' and the City' gibi erotizm sorunsalını irdeleyen diziler ve seks-shop?lar var; ve biz kadınlar ihtiyaçlarımızın biliniyor olmasından çok mutluyuz.

Artık ne istediğimizi ve ne zaman istediğimizi çok iyi biliyoruz. Prezervatif üreticisi Trojan tarafından yeni yapılan bir araştırma kadınların %65?inin cinsel ilişki esnasında aktif olabildiğini, %88?inin de misyoner pozisyonundan sıkıldıklarında başka bir pozisyon önermekten mutlu olduklarını gösteriyor. 'Yahoo! Personals' web sitesinde yapılan ankete göre de erkeklerin %69?u ve kadınların %75'i ilk buluşmanın ilk saatinde cinsel kimyalarının uyup uymayacağına karar veriyor. Yani kimse kimseye fazla bir şans daha tanımıyor ve etrafta denenip çöpe atılmış flörtlerin sayısı hergeçen gün biraz
daha artıyor.





Kimya sınavından kalmayın!


Çiftler arasındaki, kimya derken aslında adını bir türlü koyamayacağımız, kontrolümüz dışında gelişen şimşek çakması gibi bir tür enerjiden söz ediyoruz. Ve o şimşek ne menem birşeydir ki, eğer doğru zamanda çakmazsa mükemmel olma potansiyelindeki bir ilişkininin daha başlamadan sona ermesine neden olabiliyor.



Buradaki soru, eğer o şimşek çakmazsa arkamıza dönüp bakmadan kaçmalı mıyız, yoksa hala kalıp çabalayarak değiştirebileceğimiz birşeyler var mı? Uzmanlar bu tür durumlarda biraz sabır göstermek gerektiği konusunda taraftarlar. Yani partnerinizin numarasını cep telefonunuzdan silip, maillerini çöp kutusuna yollamadan önce hala yapabileceğiniz bazı şeyler var. Dr. Gardos bu tür durumlarda öncelikle bizi rahatsız eden şeyin ne olduğunu belirlememiz gerektiğini düşünüyor: 'Yatakta iyi değil' cümlesinin içeriği kişiden kişiye değişiyor.





Yumuşak ve şefkatli dokunuşlar bir kadın için cinselliğin alevlenmesinde doğru adımlarken, bir diğerinin bu yüzden bütün isteği kaybolabiliyor. O istediğiniz bazı şeyleri yapmıyor mu? Ya da onun yaptığı şeyler aslında nefret ettiğiniz şeyler mi? Eğer sorun sadece bunlardan biriyse o zaman çözümde kolaylıkla mesafe katedebilirsiniz.'



Seks terapisti Jennifer Isham'a göre cinsellikten neler beklediğimizi bütün detaylarıyla düşünmemiz ve kendimize karşı dürüst olduğumuzdan emin olmamız gerekiyor: 'İlk sevişmede mükemmel performans bekleyenlere ya da erotik maceralar yaşamak istedikleri halde hiçbir çaba göstermeyenlere kesinlikle tolerans göstermiyorum. Erkek arkadaşınızın sizin aklınızdan geçenleri okuyup mucizevi bir biçimde gizlice istediğiniz herşeyi yapmasını mı bekliyorsunuz? Eğer bütün sorumluluğu partnerinize veriyorsanız kendinizden utanmalısınız. Kendinizi tanıyıp nelerden hoşlandığınız belirleyin ve bunları partnerinizle paylaşın. Unutmayın, kendi alacağınız zevkten kendiniz sorumlusunuz.'





Onun egosunu sarsmayın


Seksten neler beklediğinizi belirlemek için şöyle bir yöntem deneyebilirsiniz: Küveti doldurup bütün geceyi banyoda Barry White dinleyerek geçirin. Fantezilerinizi düşünün ve sonra bir deftere notlar alın. Partnerinize beklentilerinizi açıklarken unutmamanız gereken çok önemli bir şey var: Erkeklik egosu çok kırılgandır.



Dolayısıyla beklentilerinizi ona aktarırken bunu bir yaptırım gibi yansıtmak yerine onun hakimiyetini sarsmayacak biçimde yaklaşmamız gerekiyor. 'The Big Bang and Sex Etiquette for Ladies and Gentlemen' kitabının yazarları Emma Taylor ve Lorelei Sharkey "Uyumsuzluk öğrenilmiş bir davranış biçimidir, kitaplardan, arkadaşlardan, Michael Douglas filmlerinden ya da kötü pornolordan", diyor


ve ekliyorlar: "Partnerinize nelerden hoşlandığınızı öğretebilir ve onun hoşlandığı şeyleri de siz öğrenebiliriniz.
Bunun için gerekli olan şey iletişim kurmak, göstermek ve söylemektir." Dr. Gardos ise cinsel sorunların tek nedeninin uyumsuzluk ya da iletişimsizlik olmadığını dile getiriyor: "İlişkinin ne kadar zamandır sürdüğüne bağlı olarak problemler fiziksel olmaktan öte olabilir.





Kırgınlık, stres ve kızgınlık gibi duygular ve durumlar libidoyu yok edebilir. Bu durumda ilişkinin sadece seks boyutunu değil, psikolojik yapısını da irdelemek gerekir." Dolayısıyla bir seks terapistine gideceksek, o uzmanın mutlaka psikolojinin diğer alanlarında da donanımlı olmasına dikkat etmemiz gerekiyor.



Kişilerin geçmişinde cinsel suistimal gibi ciddi sorunlar ya da çocukluğa dair rol modellerinde problemler varsa ve bu sorunlar ilişkiye yansıyorsa o terapistin tüm bu konuları ele alması beklenmelidir.Taylor ve Sharkey çiftlerin seks terapistine gitmekten kesinlikle çekinmemeleri gerektiğini düşünüyor, zaman ve çaba harcanmadan daha iyi bir cinsel yaşam elde edilemeyeceğini söylüyorlar.
Sorunu çözmekte geç kalmaksa olayı tamamen çözümsüz bir noktaya taşıyabiliyor: "Uzun süreli ilişkilerde cinsel tutku zamanla eksilebilir. Fakat daha ilişkinin başında ateşli bir cinsellik yoksa, o ateşi zaman geçtikten sonra yakabilmeniz mümkün olmaz." Bütün bu çabaları gösterdikten sonra hala arzu ettiğiniz şeyi elde edemediyseniz tıpkı benim gibi sizin de ayağa kalkıp kızarkadaşlarınıza şöyle söylemenizin zamanı gelmiş demektir: "Tutkusuz bir hayat istemiyorum kızlar!" Uzun soluklu bir ilişkide birçok şeyin yokluğunu önemsemeyebilir, mahrum yaşamayı göze alabilirsiniz. Ama seks, yani iyi seks, asla onlardan biri olmamalı.



Read more

Evliliği kurtarmanın formülü açıklandı!

Psikoder Başkanı Dr.Cem Keçe; “Eşinizin olumsuz taraflarına değil olumlu taraflarına odaklanın!”

Türkiye Psikoterapi ve Psikoterapistler Derneği (PSİKODER) evlilik terapistleri, evliliklerdeki tutkunun ve romantizmin ilk günkü gibi taze kalabilmesi için nelere dikkat edilmesi ve neler yapılması gerektiğini açıkladı…


DEĞER VERDİĞİNİZİ GÖSTERİN!


Mutlu bir evliliğin tesadüfler sonucu olmayacağına dikkat çeken PSİKODER Başkanı Dr. Cem Keçe; “Her ne kadar flört ve nişanlılık dönemini yaşamış olsanız da, evlendikten sonra yaşanan geçimsizlikler ya da anlaşmazlıklar mutluluğunuzu sekteye uğratabilir. Eğer evliliğinizin istikrarlı bir şekilde gitmesini ve mutlu olmayı istiyorsanız, mutluluk için yapılması gerekenlerin olduğunu unutmamalısınız. Eşinizin olumsuz taraflarına değil olumlu taraflarına odaklanın. İşe ilk olarak, eşinize değer verdiğinizi göstererek başlamalısınız.




Bunu gösterebilmek için çok büyük şeyler yapmanıza gerek yok. Hiç beklenmedik bir anda eşinizin yanağına konduracağınız bir öpücük, sıcak bir bakış ya da ‘Seni özledim!’, ‘Seni düşünüyorum!’ demek, yeterli olacaktır. Her insan gibi eşinizin de takdir edilmekten hoşlanacağını unutmayın. Onu takdir edebilmek için nelere değer verdiğine dikkat etmelisiniz. Bunun yaparken, ‘Bu gün çok güzelsin’, ‘Bu kıyafet sana çok yakışmış’ ya da ‘Sana ihtiyacım var’, ‘Bu konuda haklısın’, ‘Teşekkür ederim’ ve ‘Özür dilerim’ gibi cümleleri kullanmayı ihmal etmemelisiniz çünkü ‘Güzel söz yılanı bile deliğinden çıkarır’.


Bu nedenle, evliliğinizi mahvedecek olan ‘Keşke!’, ‘Ben sana söylemiştim!’, ‘Sen zaten hep böylesin!’, ‘Bırak, ben yaparım!’, ‘Bugün canım istemiyor!’ gibi cümleleri bir an önce hayatınızdan çıkarmalısınız. Eşinize değer verdiğinizi, ona karşı dürüst olarak, mutluluğunuzu ya da üzüntünüzü paylaşarak, arkadaşlarıyla arkadaş olarak, hobilerine saygı göstererek, onun için kendinizi geliştirerek, kendinizden çok fazla ödün vermeden, oluru olan konularda, fedakârlık yaparak ve kendinize bakarak gösterebilirsiniz. Bunun yanında, zihninizi okumasını beklememeli, genelleme ya da kıyaslama yapmamalı, mükemmeliyetçi olmamalı, aynı anda öfkelenmemeli, aceleci olmamalı ve sorgulamamalısınız.” dedi.





İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRİN VE KENDİNİZİ VAZGEÇİLMEZ KILIN!


Evliliğin, farklı aile yaşantılarından ve kültürlerden gelen iki insanın aynı mekânı ve zamanı birlikte paylaşmaya başlamasıyla oluşan sosyal bir kadın ve erkek ilişkisi olduğunun altını çizen PSİKODER Başkan Yardımcısı Dr. Cebrail Kısa; “Evliliklerde iletişim eksikliğinden kaynaklanan ufak tefek problemlerin yaşanması olağandır. Bu problemlerin büyüyüp, çiftin ve ilişkinin yıpranmasına olanak vermemek için birbirinizle konuşmayı ihmal etmemeniz gerekir.




Her akşam TV’yi açmadan önce ya da her gece yatağınıza geçince 10–15 dakika gününüzün nasıl geçtiğini anlatabilirsiniz. Bu iletişim, göz ve dokunma temasını güçlendirecektir. İletişim içinde bulunurken iyi bir dinleyici olmaya özen gösterin, olumsuz eleştiriden kaçının, nasihat vermek ve ‘Sen hep zaten geç kalırsın!’ şeklindesuçlamak yerine; ‘Senin geç kalman beni çok üzüyor!’ cümlesinde olduğu gibi ben dilini kullanmayı ve eşinize dokunmayı asla ihmal etmeyin. Dokunmak, sıcak temasın bir göstergesi olduğu için iletişimi güçlendirecektir.” dedi.





BAŞ BAŞA VAKİT GEÇİRİN…


Baş başa vakit geçirmenin önemine değinen PSİKODER Genel Sekreteri Psikolog Kemal Özcan; “Eşinizle birlikte her gün en azından bir öğün yemek yemeniz, her hafta baş başa kalabilecek bir şekilde bir yerlere gitmeniz gerekiyor. Baş başa içeceğiniz bir kahve esnasında yapacağınız sohbetler ya da uzun yürüyüşler evliliğinizi canlandırmak için birebirdir. Elbette ki, hala makyajınızı yapıyor, kuaföre gidiyor ya da yeni giysiler alıyorsunuzdur.




Fakat ara sıra yapacağınız değişiklikler örneğin, saç şeklinizi ya da rengini değiştirmek, tırnaklarınızı uzatmak ya da eşiniz için giyinmek,eşinizin gözünde vazgeçilmez olmanızı sağlayacak önemli etkenlerden bir kaçı olduğunu unutmayın. Her erkek eşinin kendisi için bir şeyler yapmasını bekler ve bundan çok keyif duyar. Bu erkekler içinde böyledir. Yapacağınız sakal değişikliği bile eşinizi baştan çıkarmaya yetecektir. Bunları yaparken, ‘Senin için yaptım!’ demeyi de asla unutmayın. İnanın bu çabaya değecek!” dedi.





SEKS HAYATINIZA ÖZEN GÖSTERİN…


Evliliklerde seks hayatına özen gösterilmesi gerektiğini savunan PSİKODER Yönetim Kurulu Üyesi Psikolog Serap Güngör; “Çiftlerin seks hayatlarını canlandırıcı birkaç küçük püf noktaya özen göstermeleri gerekiyor. Günlük hayat gibi yatak odası da bir süre sonra monotonlaşabiliyor.




Evliliğinizin gidişatını değiştirmek, iletişimi güçlendirmek ve kendinizi vazgeçilmez kılmak için cinsel yaşamınıza özen göstermeli, ön sevişmelerinizdeki dokunmaları çoğaltmalı, oral sekse yer vermeli, fantezilerinizi açıkça ifade etmeli, birlikte duş almalı, birbirinize masaj yapmalı, müzik ya da mumlarla yatak odanızın havasını değiştirmelisiniz. İnanın, eşiniz size yeniden âşık olacak!” dedi.

Read more

Erkeklerin %70'i erken boşalıyor

Uzun süredir arzuladığınız partnerinizle güzel bir akşam yemeğinden sonra nihayet birliktesiniz, her şey çok güzel, ortam müsait, her iki taraf da birbirini arzuluyor ama her şey 30 saniyede bitiyor...

Erken boşalma öğrenilmiş ve kazanılmış bir reflekstir


Erken boşalmanın çok eski devirlerden beri var olan bir sorun olduğunu söyleyen Bacanak; "Erken boşalma öğrenilmiş ve kazanılmış bir reflekstir. Çok eski devirlerde ilkel çağlarda yaşayan insanlar doğada yaşamlarını sürdürmek ve canlarını korumak zorundaydılar. Seks yaparken bir yandan da her an vahşi bir hayvanın saldırabileceği korkusunu yaşamaktaydılar.
Bu nedenle de erkek bir an önce işini bitirmeyi yani boşalmayı amaçlıyordu.



Seksten keyif almak için huzurlu bir ortam gereklidir. Eğer huzur yoksa ve tehlike varsa vücutta adrenalin salgılanır ve kişi bir an önce bulunduğu ortamdan kaçmak ister. Yani erken boşalma da insanın kendini korumak için geliştirdiği bir savunma biçimi olarak ortaya çıkmış ve nesilden nesile aktarılmış bir davranış örüntüsüdür. İlkel bir savunma olarak başlayan erken boşalma, daha sonraları sosyal koşulların getirdiği zorunlu yükler ve yakalanma korkusuyla öğrenilmiş
bir davranışa dönüşmüştür." dedi.


Erken boşalmada suçlu olan penis değildir


Cinsel ilişki sırasında erken boşalmaya 10 Adımda Erken Boşalma Tedavisi adlı kitaptaki egzersizleri uygulayarak son verebileceğini, çok daha uzun ve mutlu bir cinsel birliktelik yaşanabilineceğini ifade eden CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; "Cinsel sorunla karşılaşmak ve bunu kabul etmek erkek için kolay değildir. Çünkü erkekler cinsel performansı erkekliğin göstergesi olarak görürler. Erken boşalan erkekler bu durum karşısında partnerlerinden utanırlar ve özür dilerler, bu çok yanlış ve yapılmaması gereken bir davranıştır.


Ayrıca, bütün suçu penislerinde görürler ve penisi kontrol edemedikleri için kızarlar. Oysaki
erken boşalmada suçlu olan penis değildir, olumsuz düşüncelere ve bilişsel çarpıtmalara
sahip olan beyindir. Boşalmayı kontrol etme süreci aynı zamanda en büyük cinsel organımız
olan beynimize de kontrollü olmayı öğretme sürecidir. Değişime hazır mısınız?" dedi.





Erken boşalma tanısı koymak için önemli olan 5 kriter


Erken boşalmanın yineleyici ve tekrarlayıcı bir biçimde her ilişkide erkeğin arzu ettiği süreden önce boşalması olarak tanımlanabileceğini söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık; "Erken boşalma, genellikle halk arasında eşini tatmin edemeden boşalma, penis vajinaya girmeden, değer değmez ya da penis vajinaya girdikten birkaç dakika sonra boşalma olarak ifade edilmektedir. Aslında erken boşalma yerine "denetimsiz boşalma" denilmesi daha doğru olacaktır, çünkü erkeğin boşalma refleksi üzerinde istemli bir kontrolü yoktur.



Erken boşalma tanısı koymak için 5 kriter:


* 6 ay ve üzerinde haftada ortalama 2 kez olmak üzere düzenli bir cinsel hayatın olması
* her cinsel ilişkide yineleyici ve tekrarlayıcı bir biçimde erken boşalmanın yaşanması
* o an geldiğinde kişinin kendini kontrol edememesi
* partner boşalmadan boşalma yaşanması
* penis-vajina birlikteliğini 7 dakika ve üzerinde sürdüremmeme





Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri nelerdir?


* Hızlı yemek yeme
* Hızlı konuşma
* Hızlı araba kullanma
* Her konuda aceleci ve sabırsız davranma
* Çabuk sinirlenme
* Kontrolsüz davranışlarda bulunma
* Stresli ve gergin olma
* Kaygılı olma
* Sürekli onaylanmayı bekleme
* Rekabetçi ve hırslı olma



Erken boşalmanın nedenleri nelerdir?


Erken boşalmanın büyük oranda psikolojik bir sorun olduğunu ve nedenlerinin de genellikle psikolojik kökenli olduğunu söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık; "Erkeğin kendisi, bedeni, cinsel performansı ve partneri ile ilgili algıları, duygu ve düşünceleri onun erken boşalmasına neden olabilir. Yine özellikle ergenlik döneminde yakalanma korkusu ile aceleyle yapılan mastürbasyonlar da erkeği erken boşalmaya programlayabilir. Ülkemizde gördüğümüz erken boşalma vakalarının çoğu bu tip bir yanlış öğrenme sonucu oluşur. Yani erken boşalma yanlış öğrenilen bir davranıştır” dedi.





Erkekler bunu:


Yakalanma korkusuyla yapılan mastürbasyonlarla ayıp, yasak ve günah duygularıyla yapılan mastürbasyonlarla, "mastürbasyon yapanın gözü kör olur", "mastürbasyon yapanın çocuğu olmaz", "mastürbasyon yapan sağır olur", vb. cinsel mitlere rağmen korkuyla yapılan mastürbasyonlarla ve arkadaşlara hava atmak için skora yönelik sık mastürbasyon yapmayla öğrenmektedirler.



Cinsel mitler dediğimiz cinsellikle ilgili yanlış ve abartılı inanışlar, cinsel açıdan deneyimsiz olma, anksiyete, depresyon, stres, yorgunluk, cinsel performansla ilgili gerçekçi olmayan beklentiler, cinsel uyarım eksikliği, cinsel açıdan baskı altında yetişme, aşırı cinsel isteğin
verdiği gerginlik, cinsellikle ilgili suçluluk ve günah duyguları, partnerle/eşle ilgili nedenler, bilinçdışındaki cinsellikle ilgili olumsuz düşünceler, partneri tatmin edememe kaygısı, prostatit, üretrit gibi hastalıklar, penis başının aşırı hassasiyeti gibi nedenler erken boşalmaya yol açabilir.


Psikodinamik bir bakış açısıyla bakıldığında, erken boşalma bilinçdışı olarak erkeğin hem kendini hem de eşini cezalandırması olarak da ortaya çıkabilmektedir. Erken boşalma sorunu onlarca farklı nedenden kaynaklanabilir, erkeğin kişilik özellikleri, nasıl bir ailede yetiştiği, cinsel geçmişi, partnerin özellikleri, aralarındaki ilişkide sorunlar olup olmadığı önemlidir. Yani tek tip bir sorun ve tek tip bir çözüm yoktur. Sorun da çözüm de erkeğin özelliklerine bağlıdır ve ona özgüdür.


Erken boşalan erkekler genellikle kendilerini şu şekilde ifade ederler:


* Vajinaya giremeden veya birkaç kez gidip geldikten sonra hemen boşalıyorum.
* O an geldiğinde kendimi kontrol edemiyorum.
* Kendimi yetersiz ve değersiz hissediyorum.
* Cinsel ilişki sonrası eşimden utanmaktan ve özür dilemekten bıktım.
* Her seferinde korktuğum başıma geliyor.
* Vajinaya hemen girsem, dışarıya boşalmasam.
* Her şey çok hızlı gelişiyor, kendimi kontrol edemiyorum.
* Artık bu durumdan çok yoruldum.
* Erken boşama sorunum yüzünden karşı cinse yanaşmaya çekiniyorum.

Read more

Saçlarınızı yaza uydurun!

Bu yaz ayakkabılar, kıyafetler ve aksesuarlar çok renkli. Peki ya saçlar? İşte size bu yazın kadın ve erkek saç modası...

Bakırın egemenliği


Kadın saç modellerinde her yaz sezonunda olduğu gibi bu yıl da gölgeler ve ışıltılar dikkat çekiyor. Sezonun en fazla kullanılan rengi ise bakır. Saç modellerinde ise hareketlilik ön plana çıkıyor.


Koyu renk tene sahip kadınlar, bal köpüğü, karamel ve bakır sarısını tercih ederken, açık renk tenlilere buğday ve kum sarısı öneriliyor. Platin, bej ve kemik gibi soğuk tonlar da hala gözde.




Yaz saçlarında balyajlara da çok rastlanacak. Özellikle açık tenlilerde, açık tonlarda gölgelendirmeler, esmerlerde ise bakırın değişik tonları kullanılacak. Başta kakao rengi olmak üzere kahve tonları da yaz sezonunun vazgeçilmezleri arasında yer alacak. Uzun saçların revaçta olacağı yaz aylarında- saç boyları da uzun olacak. Yumuşak dalgalar, saçlara romantik bir hava verecek.


Gece ve gündüz modelleri de iki zıt uç arasında gidip gelecek. Gündüz modellerinde hint işi boncuklar, tahta tokalar ve örgülerle süslü doğallık ve etnik tarzlar öne çıkarken, balon topuz gibi gece modellerinde ise zerafet ve şıklık ön planda olacak.





Ya erkekler?


Erkek saç modasında da naturel ve keskin hatlı kesimler var. Ancak geçtiğimiz yıla göre saç boylarında belirgin bir uzama söz konusu. Hafif bakır sarısı balyajlar, bu yaz erkekler için de vazgeçilmez olacak. Şekillendirmede ise briyantin ve wax oldukça fazla kullanılacak. Ayrıca modayı yakından takip eden erkekler, saçlarını hacimli gösteren köpükler ve jölelere ihtiyaç duyacak. Saçlar, elle tarama sayesinde hem çarpıcı, hem çekici, hem de doğal bir havaya bürünecek. Bu arada daha çok gençler arasında yaygın olan rastalar da gözde olmaya devam edecek.



Read more

Koltuk altı kararmaları için

Birçok bayanın ortak sorunu koltuk altı kararmalarını önlemek için, sizlere evde uygulayabileceğiniz 2 kolay tarif hazırladık...

İstenmeyen tüylerden kurtulduktan sonra koltukaltlarında oluşan kararmalar tam bir kâbus gibi. Sıcak ağda, jilet ya da tıraş bıçağı kullanımı koltukaltında kararmalara neden oluyor. Kararmalar dikkat edilmediği takdirde kalıcı olabiliyor. Ancak güzellik denincekadınlar için çözümsüz hiçbir şey yok.

Evde kolayca yapabileceğiniz işlemlerle kararmalardan kurtulabilirsiniz. Bunun için size 2 ayrı tarifimiz var:


1- Gereken malzemeler:

1 tatlı kaşığı taze sıktığınız limon suyu

1 tatlı kaşığı elma suyu

1 tatlı kaşığı vazelin




Hepsini birleştirip krem hale gelinceye kadar karıştırın. Koltukaltlarınıza uygulayın ve kuruyana kadar bekletin. Kuruduktan sonra ılık suya yıkayın ve kurutup bebek pudrası sürün. Rengin açıldığını göreceksiniz.
Haftada en az 2 defa tekrarlayın. Bu tarif ile yazın askılı elbiselerimizi, bikinilerimizi rahatça giyebilir, koltuk altlarımızı özgürce sergileyebiliriz.





2- Gereken malzemeler:


1 tatlı kaşığı pirinç unu


1 tatlı kaşığı sirke


1 yemek kaşığı yoğurt




Malzemelerin hepsini bir kapta iyice karıştırın. Bu karışımı koltuk altlarınıza sürün. Uygulama öncesinde koltuk altlarınızın temiz olmasına özen gösterin. 15 dakika bekleyin daha sonra ovalayarak çıkarın ve ılık su ile koltuk altlarınızı temizleyin.


Koltuk altlarınız kuruduktan sonra bu kez limon suyu sürün ve yine kuruması için bekleyin. En son talk pudrası sürün. Kalıcı ve iyi bir sonuç elde etmek istiyorsanız bu tarifi haftada iki defa uygulayın.


Güzellik Kanalları Editörü: Duygu ÇELİKKOL

Read more

Makyajsız güzel olmanın yolları

Makyajsız, doğal halinizle de güzel görünebilirsiniz...

Doğallık, en az güzellik kadar önem teşkil ediyor kadınlar için. Özellikle yaz gelince makyaj yapmaktan kaçan kadınlar, doğal halleriyle de gönülleri fethetmeyi biliyorlar. Doğal güzelliğinizi destekleyecek birkaç öneri de bizden.




Dudaklarınızın kurumasını ve çatlamasını önlemek için, bol bol su tüketin ve arada bir yumuşak kıllı bir diş fırçasıyla, dudak bakım kremlerinden kullanarak dairesel hareketlerle masaj yapın.

Düzenli olarak sağlıklı cilt kremleri kullanmak, cildinize parlak ve sağlıklı bir görünüm kazandırır. Yüzünüzde yara izi varsa, koyu renk fondötenlerden kaçının ve renkli, açık renk fondötenlere ağırlık verin.

Kaşlarınızın şekline, hem bakışlarınızı hem de yüzünüzün ifadesini değiştirdiğinden mutlaka dikkat edin. Eğer daha parlak bir görünüm kazandırmak istiyorsanız, kaş diplerinize cildinizden bir iki ton açık aydınlatıcı uygulayın.

Kirpiklerinizin en dibine, ayırt edilmeyecek şekilde eyeliner sürün. Bir far fırçası yardımıyla dağıtacağınız eyeliner, bakışlarınızı belirginleştirecektir.

Read more

Kadınlara en çok yakışan meslekler

Yapılan araştırmalar kadınlara en çok hangi mesleklerin yakıştığını belirlemiş...


Kadınlara en çok yakışan meslekler

Modern dünyada kadınlar her mesleğe el atmış durumda ve her işin altından çok güzel şekilde kalkabiliyorlar. Neredeyse her işi yapabilecek beceride olan kadınlar için yapılan bazı araştırmalar onlara en çok hangi mesleklerin yakıştığını bulmuş.
Çoğunlukla erkeklerin tercih ettiği eczacılık, son zamanlarda kadınların da gözdesi haline geldi. Özellikle son 5 yıldır çok rağbet gören eczacılık, annelik, ev hanımlığı gibi birden çok görevi olan kadınlar için iyi bir seçim.


Fizyoterapistlik, son 15 yıldır çok gündemde olan bir konu ve kadınların severek yapabileceği işlerden. Yapı olarak duygusal ve sabırlı olan kadınlar için çok rahat yapabilecekleri bir meslek.


Dünyadaki en iyi aşçıların tamamı neredeyse erkek. Mutfak denince akla kadın gelmesine rağmen ortada böyle bir tezat var.
Kadınların ruhsal yapısına uygun bir meslek olan psikologluk, yine son dönemlerde kadınlar tarafından çok tercih edilir durumda.

Read more

En sık rastlanılan 5 kadın hastalığı

Özellikle üreme döneminde kadınların sık sık şikayetlerle hastaneye gitmesiyle en sık rastlanılan 5 hastalık belirlendi.


En sık rastlanılan 5 kadın hastalığı

Kadınların ergenlik döneminden itibaren yaşadığı hastalıkların ilk 5'i belirlendi


1. Vajinal akıntı


Her kadının hayatının bir döneminde karşılaştığı bu sıkıntı fizyolojik olarak ortaya çıktığı gibi belli bir hastalığın etkisi olarak da görülebiliyor. Fizyolojik olarak vajinal akıntı; iki adet dönemi arasında yumurtlama döneminde spermin daha rahat geçişi için meydana geliyor.


2. Adet düzensizliği


Düzenli olarak görülen adetlerde beyin aracılığıyla salgılanan hormonlar yumurtalıkları uyarıyor ve böylece kanama tam zamanında meydana geliyor. Bu mekanizmanın dengesiz hale gelmesi ise hormonal sebeplerle olabildiği gibi bazı hastalıklar sonucu da meydana gelebiliyor. Muayene sonucu; hormonsal bir rahatsızlık çıkarsa hormon tedavisiyle adet düzene sokulabiliyor.


3. Cinsel fonksiyon bozuklukları


Genellikle cinsellik esnasında ortaya çıkan ağrılar nedeniyle doktora başvurulduğunda ortaya çıkan bu tür rahatsızlıklar, eğer anatomik bir neden bulunamazsa psikiyatri uzmanlarına yönlendiriliyor.


4. Pelvik ağrılar


Rahim ağzında ortaya çıkan ve birçok kadında adet düzensizliğine ve ağrılara neden olan bu iyi huylu tümörler için genellikle tedavi gerekmiyor. Ancak tümörün büyümesiyle etkileri artabiliyor ve böyle durumlarda cerrahi müdahale tercih ediliyor.


5. Kısırlık


Yaşam şartlarında görülen değişiklikler, hamileliğin artık geç yaşanmak istenmesi veya cinsel yolla bulaşan kimi hastalıklar nedeniyle kısırlık; günümüz kadınların en çok başını ağrıtan nedenlerden biri. Aşılama ve tüp bebek gibi yöntemlerle tıp, bu hastalığa da çare oluyor.

Read more

Mutlu bir cinsel yaşamın sırları!

Cinsel konularda halkımızı bilgilendirmeyi ve cinsel sorunlara çözüm üretmeyi amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), mutlu bi cinsel yaşam için uyulması gereken altın kurallarla ilgili çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı...

Ön sevişmesiz seks olmaz


Cinselliğin toplumumuzda olduğundan farklı algılandığını ve çiftlerin adeta seksi bir keyif olmaktan çıkarıp eziyet haline getirdiklerini söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; ''Cinsellik dokunmak, okşamak, öpüşmek, sevişmek ve cinsel birleşmeyi içeren bir bütündür. Kişinin bütün benliğiyle dahil olduğu bir eylemdir ve bedenini sevdiği kişi ile paylaşmasıdır. Çift arasında yaşanan özel bir ilişkidir. Oysa ki çiftler, cinselliği sadece cinsel birleşme olarak algılıyorlar.




Çoğu zaman ön sevişme bile olmadan penis-vajina birleşmesini gerçekleştirmeye çalışıyorlar ve böylece sorunlar ortaya çıkıyor. Ne erkek mutlu oluyor ne de kadın. Kadın erkeği bencil olup sadece kendini düşünmekle suçluyor, erkek ise kadının soğuk olduğunu ve yatakta hiçbirşey yapmadan sadece yattığını söylüyor. Oysa ki cinsellikte ön hazırlık çok önemlidir, çünkü kadın ve erkek farklı şekillerde uyarılırlar. Erkek sekse daha çabuk hazır olabilirken, kadının önce ruhunun okşanması ve daha sonra da dokunsal olarak uyarılması gereklidir. Ön sevişme yapılmadan doğrudan penis-vajina ilişkisine geçildiğinde kadın hazır olmadığı için seksten keyif almayacaktır.'' dedi.





Cinselliği konuşmaktan çekinmeyin


İyi seks yapmak tecrübe ile öğrenilir
Hem kadını hem de erkeği mutlu edecek bir seks yaşantısı için konuşmanın çok önemli olduğunu belirten CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; ''Uzun yıllar boyu evli olan çiftler bile aslında birbirlerinin cinsel olarak gerçekte ne istediğini bilmiyorlar. Çünkü cinselliği konuşmuyorlar. Toplumca seks yapmayı doğuştan bildiğimizi ve zamanı geldiğinde çok iyi seks yapacağımızı zannediyoruz. Oysa ki nasıl okuma-yazma okulda öğreniliyorsa, seks de tecrübe kazandıkça sonradan öğrenilir.




Mutlu ve tatmin edici bir cinsel yaşam için partnerinizle konuşun. Onun sizden istek, arzu ve beklentilerinin neler olduğunu öğrenin. Sizde arzu, istek ve beklentilerinizi partnerinizle paylaşın. Ayrıca endişeleri ve korkuları da paylaşmak gereklidir. Böylece birbirinizi daha iyi tanımış olursunuz, ya partnerimi mutlu edemezsem ya da ona rezil olursam kaygısı yaşamadan sadece zevke odaklanabilirsiniz. Cinsel mutluluğun yolu karşıklı güvenden geçer. Bu güveni oluşturmak için de çift birbirini tanımaya vakit ayırmalıdır, birbirinin duygularına değer vermelidir, penis vajina birlikteliğine takılıp kalmamalıdır.'' dedi.





İdeal ortamı sağlayın

Seks için çiftin hoşlarına giden ideal bir ortam yaratmalarının onların cinsel enerjisini arttıracağını söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dnş. Fatma Ayrık; ''Her insanın hoşuna gidecek bir sevişme ortamı vardır. Ortam ne çok sıcak ne de soğuk olmalıdır. Işık çiftin arzusuna göre ayarlanabilir. Yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik, kokulu mumlar da ortama dahil edilebilir. Kapının ve telefonun çalmaması da önemlidir. Böylece çift sadece sevişmeye ve birlikte geçirecekleri keyifli zamana odaklanabilir. Ayrıca sevişmeden önce yorgun olmamak, çok aç ya da çok tok olmamak da önemlidir, sevişmeye başlamadan önce hafif birşeyler atıştırmak yeterli olacaktır.




Çiftlerin çoğu cinselliği haz alıp haz vermek olarak değil de, bir performans göstergesi olarak algılarlar. Özellikle erkekler için cinsel performans çok önemlidir ve ilişki öncesi kaygıları yüksek olabilir. Bu nedenle gevşemek ve rahatlamak çok faydalı olacaktır. Çift birbirine yumuşak dokunuşlarla bebe yağı sürerek acele etmeden masaj yapabilir ve birlikte geçirdikleri her anın tadını çıkarabilir.'' diye ekledi.

Read more

İdeal ilişki nasıl olmalı?

Birçoğumuz sihirli, sorunlardan arınmış, kusursuz bir ilişki hayal ederiz. Oysa en mükemmel bereberliklerde bile zaman zaman sorunlar yaşanır. Yaşanan bu sorunlar ise ancak birlikte çözüme kavuşur. Peki bu sorunların nedenleri ve çözümleri nelerdir?

Günümüzde evli olsun veya olmasın birçok insan sorunlarının kendilerini aştığı noktada uzmanlara danışma yolunu tercih ediyor. Özellikle evli ya da evliliğe hazırlanan çiftlere yapılan danışmanlık hizmetlerinde evlilik sistemi içindeki bireyler arasındaki ilişki ile çalışılıyor ve her iki durumda da bireylerin zihinlerindeki probleme takılınmayıp; kişilerarası ilişki ve süreçleri üzerinde yoğunlaşılıyor.



Genellikle böyle bir danışmalığa, evlilik hazırlığında olan çiftler ilişkilerinde yaşanan sorunlar yüzünden ilişkiden korkma, evlenme kararını bir türlü alamama ya da kararı erteleme gibi sorunlarla başvuruyor.


Diğer başvuru sorunları ise şunlar; kişilerin problemlerini çözmede başarsızlık yaşamaları, bazı yaşam döngüsü içinde geçişlere uyum sağlama güçlüğü çekmeleri, çiftler arasında memnun olunmayan bir hiyerarşik yapı olması, birbiriyle ilgili katı, olumsuz geri bildirimlerde bulunmaları, uzun süredir devam eden gerginlikler, duygusal kayıplar olması vs.





Birbirine aşık olan bireyler yaşamlarının yalnızca eşleriyle heyecanlı, anlamlı olacağını düşünürler. Birlikte uyuyup uyanarak, herşeyi beraber yaparak, verdiği kadarını alacağını düşünerek sınırsız ve belki de sonsuz mutluluk beklentisi içindedirler.

Atılan adımların aynısı ötekinden de beklenir. Bir ilişkiden pişmanlık, öfke, hayal kırıklığı ve umutsuzluğun ötesinde şeyler istenir. İlişki içinde bunlar ortaya çıktığında bireyler incinmek, reddedilmek, terk edilmek ve sevgisiz kalmaktan korkarlar.



Ayrıca çiftler arasında evlilik öncesi ya da evlendikten sonra yaşanan çatışmaları ise şu şekilde genellemek mümkün; kişilerin ilişkide birbirlerine koydukları ve üstlendikleri, aldıkları pozisyonlar ve roller vardır. Bu roller tekrarlana tekrarlana ilişki içinde kalıplar oluşur. Örneğin; bazen çiftlerde biri diğerinden üst konumda olmak ister. Diğeri de aynı biçimde davranırsa bir güç çatışması mücadelesi ortaya çıkar.


Bazen de çiftler arasında karşılıklı eksiklerin tamamlandığı 'tamamlayıcı ilişkiler' kurulur.
Örneğin; karamsar-neşeli, anne-çocuk, efendi-uşak vs. gibi hiyerarşik bir ilişkidir. Çiftlerden biri verilen ya da aldığı rolü bırakmak ister de öteki bunu onaylamazsa çatışma yaşanır.





Tüm bu sorulara karşı ise çiftlerin dikkat etmesi gereken hususlar ise şöyle;


* Her birey kendini ve diğerini gözlemlemelidir.


* Bireyler arasında daha açık ve etkili bir iletişim kurulmalıdır.


* Her ilişki bir alışveriş olduğu için ilişkide sözel olmayan mesajların etkisinin iki insan arasındaki etkisi sorgulanmalı.



* Bir birey diğerine sözel olarak çok etkileyici, üzücü, kırıcı, incitici, reddedici, onaylamayıcı bir şey söylemiyor gibi görünse de ses tonu, vurgusu, vücut dili, bakışı öteki üstünde sözcüklerden daha önemli etki yaratabilir. Her tartışma sanki gerçekten konuyla ilgiliymiş gibi düşünülür. Tartışma-uzlaşma, biçiminde aynı 'film' defalarca en baştan tekrarlanır. Burada önemli olan içeriğin dışına çıkabilmektedir.


* Kişiler tartışmayı ve konusunu bir kenara bırakarak ilişkileri ve bu olanlar hakkında konuşmalıdırlar. Bir anlaşmazlık/problem durumunda bile ''karşımdaki de benimle aynı şeyi düşünmeli, o da bunları yaşadı, konu hakkındaki bilgimiz aynı'' diye kabul ederse ve karşıdaki durumu düzeltmezse, öteki buna kırılıp darılabilir. Yine benzer biçimde ''tek doğru, tek gerçek var, oda benim bildiğim. O bunu göremiyorsa ya mantıksızlığın ya da beni sevmemesinin sonucudur'' diye bir kalıp yargıyla olay kısır döngülerle tekrar başlayacaktır.


* İlişkide her iki taraf birbirini olduğu gibi kabul etmelidir. Asıl önemlisi kişiler öncelikle kendileriyle ilişkilerini sorgulamalılar.





İdeal ilişki nasıl olmalı?



* Açık/etkin iletişim


* Esnek güç dağılımı


* Her bireyin kendisi olması hakkında bir seçme özgürlüğü


* Yapıcı uyarıları değerlendirmek, olumsuzları da rahat karşılamak.


* Sıkıntılar karşısında stres yaşanmasına tolerans göstermek, bir tek karşıdakini sorumlu görmemek Zaman içinde değişim göstermek, uyumu korumak.


 

Read more

Ne zaman normal doğum, ne zaman sezaryen?

Normal doğum, dünyaya gelişin doğal bir döngüsü. Ancak kimi zaman anne adaylarının sancı korkusundan kimi zaman da olası sağlık riski nedeniyle sezaryen tercih ediliyor. Peki ne zaman normal doğum, ne zaman sezaryen?


hamile

Hamileler normal doğum ve sezaryen seçimi ile ilgili kararsızlık dönemi yaşıyor. Hangi yöntemin uygun olduğuna hekimin karar vermesinin en doğru yaklaşım olduğunu belirten Neolife Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Saraç, normal doğum ve sezaryenin hangi durumlarda yapıldığını şöyle özetliyor:


Normal doğum adı üstünde bir bebeğin dünyaya gelişinin en doğal şeklidir.


Normal bir doğumdan sonra, anne kısa bir dinlenme süresi sonunda günlük yaşantısına dönebilir. Gününde doğacak bir bebek, hamilelik süresince sağlıklı bir ortamda geliştiyse, doğum sırasında yaşayacağı zorluklara dayanabilme gücüne sahiptir. Rahmin kasılmaları sırasında yaşayacağı basınç ve doğum yolundan geçerken hissedeceği sıkışma, her doğumda bebeklerin maruz kaldığı doğal etkilerdir. Annenin doğum sırasında bebeğine karşı sorumluluk bağının güçlenmesi, anne ve bebek ilişkisinin doğum anıyla birlikte başlaması, annenin emzirme ve bebek bakımına hazır hale gelmesinin daha kısa sürmesi normal doğumun avantajlarındandır. Normal doğum yapan bir kadın isterse kısa aralıklarla tekrar doğurabilir ve yapabileceği doğum sayısında da bir kısıtlama yoktur.”


“Normal doğum ‘kendi haline bırakılmış doğum’ değildir! Aksine iyi bir doğumculuk bilgisi, yakın ilgi ve takip gerektirir. Sezaryeni gerektiren bir özellik yoksa doğumun vajinal yolla yapılması planlanır. Eğer gebelik sırasında veya doğum anında bir problem ortaya çıkarsa sezaryene dönülebilineceği önceden bilinmelidir.


Plasentanın erken ayrılması, sancı sırasında rahim yırtılması, bebeğin göbek kordonunun sarkması, bebeğin oksijensiz kalması, rahim açılmasının gecikmesi, bebeğin uygun pozisyonda doğum yoluna girememesi veya ilerleyememesi durumlarında anne acil olarak sezaryene alınır. Bebekle ilgili problemlerde sezaryen ile doğum avantajdır. Sezaryenle doğumda bebek açısından riskler, vajinal yoldan doğuma göre daha azdır.


Sezaryanın tercih edildiği durumları görmek için okumaya devam ediniz...





hamile


Saraç, doğum şekli olarak sezaryenin tercih edildiği diğer durumları ise şöyle sıralıyor:


Plasentanın önde gelmesi


Makat gelişli bebek


Önceden geçirilmiş rahim operasyonları (sezaryenle doğum yapmış olma veya miyom operasyonu vb.)


Baş pelvis uyuşmazlığı


Aktif genital uçuk


Diyabet ve ağır kalp hastalığı


Preeklampsi (Gebelikte tansiyonun yükselmesi ile ortaya çıkan gebelik zehirlenmesi)


Bebeğe ait doğumsal problemler (açık nöral tüp defekti gibi)


Çoğul doğumlar


HIV pozitif annelerKan uyuşmazlığı


Miyad geçmesi


Rahim ağzı kanseri


Su kesesinin yırtılması ancak doğumun başlamaması


Rahim ağzına ilişkin geçirilmiş operasyonlar


Doğum yolu önündeki kitlelerSezaryen ile aynı anda yapılacak operasyonlar (tüplerin bağlanması gibi)


İleri anne yaşı


Kısırlık tedavisi sonrası hamilelik

Read more

Adet dönemi öncesi sendromu: PMS!

Premenstrüel sendrom olarak da bilinen PMS ile mücadele etme yolları!


Adet dönemi öncesi sendromu: PMS!

Adet kanaması öncesi dönemler de siz de kendinizi depresyonda hissediyor musunuz? Sinirleriniz bozuluyor mu? Vücudunuzda şişlik hissediyor musunuz? Bu sorulara cevabınız evet ise, bu yazı sizin için…


Premenstrüel sendrom yani adet dönemi öncesi ruhsal ve fiziksel açıdan kadınların yaşadığı bazı değişikliklere verilen isimdir. Bu dönem genelde adet kanamasından 7-10 gün öncesinde başlar ve adet dönemi içinde geçer.


PMS dönemini bazı kadınlar çok hafif atlatırken bu dönemi ciddi anlamda ağır atlatanlar da vardır. Bu belirtiler adet kanamasının yakın zamanda olacağının habercisi olmakla beraber birçok kadında fiziksel ve ruhsal dengelerinin değişmesine sebep olur. PMS dönemi belirtileri ile PMS sendromu arasında birtakım farklar vardır. Eğer ruhsal açıdan kendinizi depresyonda, olduğundan daha sinirli, alıngan ve duygusal gelgitlerinizde artış hissediyorsanız bu sendrom içinde olma ihtimaliniz yüksek demektir.


PMS döneminin yaşanmasının en büyük sebepleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, hormonal değişimler, vücutta su tutumu ve bazı kimyasal değişimlerdir. PMS belirtileri fiziksel olarak, meme büyümesi ve hassaslaşması, vücutta ödem oluşması, kısa sürede kilo alma, kabızlık, iştahsızlık ve cinsel istek artışı olarak söylenebilir.


PMS sendromu tanısı koymak için ruhsal ve fiziksel belirtileri her adet döneminizde görmeniz gerekir ve özellikle ruhsal dengenizin bozulması ile sosyal hayatınız etkileniyorsa mutlaka bu duruma karşı önlemlerinizi geliştirmeniz gerekir. Bu durum karşısında mutlaka ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından birine görünmeniz gerekir. Tedavi yöntemleri içerisinde, ilaçla tedavinin belirtilere göre farklılık gösterdiğini göz önünde tutun. Bununla birlikte, bu dönemde beslenmenize, egzersizlere ve yaşam kalitenize daha fazla dikkat etmeniz gerekmektedir.

Read more

Tampon sağlığınız için tehlikeli olabilir!

Yaz aylarının gelmesiyle tampon kullanımı da arttı. Tampon kullanımı hakkında bilgilenin, oluşailecek tehlikelerden korunun!


Tampon sağlığınız için tehlikeli olabilir!

Vajinal tamponlar, tıpkı petler gibi regl zamanlarımızda vücuttan atılan kanı emmek için kullanılan ürünlerdir. Tampon tercihlerinin sebeplerinden biri de bazı kadınlar için pet kullanmaktan daha rahat olmasıdır. Günlük düzeninizi bozmak istemiyor, tatil esnasında pet ile zamanınızı boşa harcamıyor veya rahat bir şekilde giyinmek istiyorsanız tampon kullanmayı tercih edebilirsiniz.


Kendinize en uygun tamponu seçtiğinizden emin olmanız çok önemli. Piyasada birbirinden farklı boy ve emme kapasitesi olan tamponların uygunluğunun ilk kriteri kanama miktarınıza göre emme kapasitesi uygun olanlardır. Adet kanamalarının yoğunluğu günler içerisinde değişkenlik gösterdiği için birçok çeşit tampon kullanmanız gerektiğini unutmayın! İlk tampon seçiminizi mutlaka uzman birinden yardım alarak yapmakta fayda var.


Tatil zamanlarınıza regl döneminiz denk geldiyse, denizde yüzebilmek, egzersiz yapmak ve kendinizi daha rahat hissedebilmek için takacağınız tamponu dikkatli seçin. Bunun en büyük sebeplerinden biri de, tampon kullanırken dikkat edilmesi gereken şeylerin varlığı.


Öncelikle adet kanamanız için yeterli olacak en küçük tamponu seçin. Tampon kullanmadan önce mutlaka ne şekilde kullanılması gerektiğini okuyun ve hem takmadan önce hem taktıktan sonra el hijyeninize dikkat edin. Tampon değiştirmeyi aksatmayın ve 4 ila 8 saat sınırını aşmayın. Sadece pamuk içeren tamponlar kullanın ve tamponu adet kanaması haricinde başka hiçbir şey için kullanmayın.

Read more

Adet dönemi ile ilgili bilinmesi gerekenler

Adet dönemi hakkında merak edilen konuların cevapları yazımızda.


Adet dönemi ile ilgili bilinmesi gerekenler

Kadın sağlığı ile ilgili konulardan biri olan adet dönemi, doğru bilinen yanlışlarla ya da hiç bilinmeyen konularla dolu. Sağlık sözkonusu olduğu zaman, her şeyin en ince detayına kadar dikkat etmek gerekiyor.


Adet döneminde egzersiz yapmaya devam edebilirsiniz ve bunun size hiçbir yan etkisi olmaz. Aksine, vücudunuzda adet
döneminden kaynaklanan ağrıları dindirmeye yardımcı olur.


Adet döneminde denize girmenin sağlığa herhangi bir olumsuz etkisinin bulunduğuna dair kesin bulgu yok. Ancak kanamanızda herhangi bir durma sözkonusu olmaz.


Adet sancıları, tamamen fizyolojiktir. Adet dönemine özel üretilen ağrı kesiciler, bu ağrıları kesmekte çok etkilidir. Ayrıca, bir doktora danışılarak kullanılması şartıyla doğum kontrol hapları da ağrı kesici niyetine kullanılabilir. Ancak, adet dönemi ağrılarınızda aşırılık varsa bir doktora görünmekte fayda var, yumurtalıklarınızla ilgili bir problem yaşıyor olabilirsiniz.


Bazı kadınlarda, gebelik ve emzirme sonrası hormonların değişmesinden ötürü, adet sancılarında azalma meydana gelebiliyor.

Read more

Altın Küre ihtişamı!

Geçen yıl ertelenen Altın Küre Ödül gecesinde bu sene neler oldu?


Altın Küre ihtişamı!

Geçtiğimiz yıl yazarların protestosu nedeniyle yapılamayan Altın Küre Ödülleri'nin bu yılki gecesinde çiftler şıklık yarışındaydı.



Foto galeri için tıklayın!



İngiliz Kate Winslet rol arkadaşı Leonardo Di Caprio ile katıldığı gecede Yves Saint Laurent imzalı siyah bir elbise giydi.



Geçtiğimiz yıl ikiz bebeklerini dünyaya getiren Angelina Jolie ve son günlerde bıyıklı imajıyla tartışma yaratan Brad Pitt'in yüzünden aile saadetleri okunuyordu.



Eva Longoria kırmızının hakimiyetini taşırken geceye Beyonce'nin pahalı pırlanta gerdanlığı damgasını vurdu.



Renee Zellweger da transparan siyah elbisesinin altındaki asilliğiyle şüphesiz gecenin en seksi kadınıydı.



Yıldızların gecesi kıyafetlerin dışında 2009 saç modasıyla ilgili de ipuçları verdi.



Jennifer Lopez ve kocası Marc Anthony de kırmızı halıdaki ifadeleriyle boşanacaklar dedikodularını yalanlar gibiydi. Yine de Lopez'in altın rengi elbisesine rağmen evlilik yüzüğünü takmaması kulislerde dedikodulara bir yenisini daha eklemiş bile olabilir.






Altın Küre ihtişamı!





ABD'nin Kaliforniya eyaletinde yapılan törene, bu yıl biri yönetmen diğeri aktris iki İngiliz damgasını vurdu.



Danny Boyle'un yönettiği "Slumdog Millionaire" en iyi yönetmen ve en iyi film de dahil olmak üzere dört dalda ödüle layık bulundu.



"Slumdog Millionaire", Mumbai'nin gecekondu mahallelerinden birinde yaşayan on sekiz yaşındaki yetim Cemal Malik'in inanılması zor hayat hikayesini anlatıyor.



Film, Hindistan'da katıldığı bilgi yarışmasında büyük ödülü kazanmasına ramak kalan Cemal Malik'in hile yaptığı gerekçesiyle tutuklanmasının ve ardından yaşananların öyküsünü konu alıyor.



Gecenin diğer yıldızı ise İngiliz oyuncu Kate Winslet oldu.



Winslet "Revolutionary Road" (Hayallerin Peşinde) filmindeki rolüyle en iyi kadın, "The Reader" filmindeki rolüyle de en iyi yardımcı kadın oyuncu ödüllerini kazandı.



Kate Winslet ise daha önce hiç Altın Küre ödülü kazanamamıştı.



Winslet, Revolutionary Road'da 1950'lerde oyunculuk hayalleri olan bir ev kadınını canlandırıyor; The Reader'da ise II. Dünya Savaşı sonrası kendinden yaşça küçük biriyle ilişki yaşayan ve sonradan ortadan kaybolan sır dolu bir kadını oynuyor.



En iyi erkek: Mickey Rourke



Altın Küre Jürisi, en iyi erkek oyuncu dalında ise "The Wrestler" adlı filmdeki rolüyle beyaz perdeye dönüş yapan Mickey Rourke'u ödüle layık gördü.



En iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünün, Batman serisinin son filmi Dark Knight (Kara Şövalye)'taki geçen yıl ölen Avustralyalı aktörü Heath Ledger'a verilmesiyle, törenin yapıldığı salonda duygu dolu anlar yaşandı.



Bu yıl en iyi komedi/müzikal ödülünü ise Woody Allen'ın yönettiği Vicky Cristina Barcelona kazandı.



Bu kategoride en iyi kadın oyuncu Sally Hawkins, en iyi erkek oyuncu ise Collin Farrell oldu.



En iyi animasyon filmi ödülü Wall-E'ye, en iyi yabancı film ödülü ise Lübnan'da savaşan bir İsrail askerinin, savaşla ve kendisiyle yüzleştiği Waltz with Bashir (Beşir'le Vals'e) verildi.



Altın Küre Ödülleri, Hollywood Yabancı Basın Derneği tarafından dağıtılıyor.



Oscar ya da Bafta ödüllerinden farklı olarak, film dışında televizyon dalında da ödül dağılıtılıyor.



Drama ve müzikal ya da komedi dallarında da, ayrı ayrı ödül veriliyor.



Moda galerileri için tıklayın!





Read more

Kırmızı halı nostalijisine var mısınız?

90'lı yıllardan bu yana modada ne değişti? Kendi gözlerinizle görmek ister misiniz?


Kırmızı halı nostalijisine var mısınız?

Birazdan bakacağınız foto galeride, MTV Video Müzik Ödülleri'nde bir nostalji turu atacaksınız. Ünlü aktrist ve şarkıcıların yıllar önceki hallerini hatırlayacak, ve değişen tarzlarına şahit olacaksınız...



Hazırsanız turumuza başlayalım...





Foto galeri için tıklayın!









Bunlar da modayla ilgili diğer galeriler...











Magazin galerilerine de bir göz atın!



Read more

Kırmızı halının modaya kazandırdıkları...

Gerek Oscarlar, gerekse diğer ödül törenlerinde giyilen giyisilerin çoğu, yeni moda akımları yaratmayı başarabiliyor...


Kırmızı halının modaya kazandırdıkları...

Bu yıl yapılan ödül törenlerinde de böyle oldu. Ünlülerin hepsi farklı elbiseler giydiyse de, seçtikleri tarzlarla 5 farklı stili öne çıkardılar...



Gelin bu tarzlara bir göz atalım...



Asimetrik kesim:
Kate Winslet'tan Slumdog Millionaire'in yıldızı Freida Pinto'ya, Heidi Klum'dan Marisa Tomei'ye bir çok ünlü aktris bu tarzı tercih etti... Tek omuzlu elbiseleriyle kırmızı halıda salınan ünlüler, yeni bir akımın da öncülüğünü yapmış oldular...





Kalp şeklinde göğüs dekoltesi: Evan Rachel Wood, Angelina Jolie ve Sarah Jessica Parker, bu dekolteyi tercih eden isimlerden. Oldukça şık ve asil görünen bu dekolteyle süslenmiş elbiseleri, bundan sonra bir çok davette görmeye hazır olun...





Kırmızı: Üstelik sadece kırmızı değil, parlak kırmızı... Ödül törenlerinde giyilen elbiselerin çoğu kırmızı renkte tercih edilmişti. Starlar bu rengin doğal cazibesinden yararlanmayı çok iyi başarmışlar...





Metalik renkler: Başta Anne Hattaway olmak üzere bir çok ünlü yıldız, 2009 bahar sezonunun da en önde gelen trendlerinden olan metalik renkleri kullanmayı tercih etti....





Denizkızı görünümlü elbiseler: Gerek Oscarlar olsun, gerekse British Awards'lar olsun, bu yıl en çok sevilen trend buydu. Kafanızı çevirdiğiniz her yerde bu tarz bir elbise görmek mümkündü....





Bu 5 trendin en iyi örnekleri için tıklayın!

Read more

Müthiş geceden notlar!

Görkemli kırmızı halı geçidinde kimler yoktu ki!


Müthiş geceden notlar!

Azeri asıllı Rus işadamı Telman İsmailov tarafından Antalya'da yaptırılan 5 yıldızlı Mardan Palace Oteli, dünyaca ünlü yıldızların katıldığı görkemli bir törenle açıldı.





Foto Galeri için tıklayın!



Şarkıcı ve oyunculardan oluşan ünlü konuklar, açılış öncesi kırmızı halıda gazetecilere poz verdi.



Monica Belluci, Paris Hilton, Richard Gere, Sharon Stone ve Mariah Carey katılan yıldızlardan sadece isimlerini sayabildiklerimiz.





MUHTEŞEM GECEDEN NOTLAR



Antalya'nın Kundu bölgesindeki Mardan Palace Antalya Oteli'nin açılışı için Antalya'ya gelen

Read more

Aşkı evliliğe dönüştürmek!

Uzun bir aşk birlikteliğinden sonra neyin gerçek neyin hayal olduğunu ayırt etmek zor oluyor, değil mi?

Aşk ve kadın-erkek ilişkileri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Aşk Danışmanı Robin Gorman, fiziksel anlamda yan yana olunduğunda gerçekte kimin ne olduğunun kolaylıkla anlaşılabileceğini ifade ederek, "Biriyle yüz yüze görüşmek gerçekte onun kim olduğunu anlayabilmek adına en iyi yoldur.



Örneğin; internet ortamında çok hoşlandığınız birini gördüğünüzde fiziksel olarak aynı şeyleri hissetmeyebilirsiniz. Yüz yüze gelindiğinde gerçekten uyumlu bir partner bulmak zordur. Her nerede yaşıyorsanız yaşayın ilişkinizi ayakta tutmak adına iletişimi asla aksatmayın. İletişim azlığı her iki tarafta da şüphelere, güvensizliklere ve anlaşmazlıklara neden olabilir. Bu yüzden düzenli iletişim ve birbirini dinleme iyi bir ilişkinin anahtarlarıdır. Birbirinize, birbiriniz hakkında
ne düşündüğünüzü ve ne hissettiğinizi söylemeye teşvik edin" dedi.





Uzun aşk birlikteliğinin evlilikle sonuçlanmasının bireylere bağlı olduğunu söyleyen Gorman, aşıklara şu önerilerde bulundu:

"Birbirinize aranıza başka hiç kimsenin giremeyeceğinin sözünü verin. Dünyanın farklı kürelerinde dahi yaşayabilirsiniz, ancak teknoloji aşkınızı yaşatmanıza yardımcı olacaktır.
Bir araya gelmek için bir gün tespit edin.



Eğer gerçekten ilerde hayatınızı paylaşmayı düşünüyorsanız şimdiden ortak zaman geçirmeniz gerekir. Eğer çiftlerden hiçbiri bir diğerinin yanına taşınmayı düşünmüyorsa bunun imkansız bir aşk olduğuna inansanız iyi olur. Bazı insanlar için hislerini yüz yüzeyken dile getirmek zor olabilir. Bu yüzden sık sık mesajlar atın, mektup yazın ve e-mail gönderin. Birbirinize karşı dürüst olun. Uzaklık bir şeyleri saklayabileceğiniz anlamına gelmez."

Read more

Kan grubuna göre cinsel yaşam

Cinsel hayatınızdaki davranışlarınızı kan grubunuzun büyük ölçüde etkilediğini biliyor muydunuz? İşte kan grubunun cinsel yaşama hatta karakterinize etkileri...

A Grubu Kadını

Para harcamasını çok sever. Seksi iç çamaşırlarına düşkündür. Değişikliği seven biri olduğu için değişik fantazileri denemekten çekinmez. Onun fantazilerini hayal bile edemezsiniz.




A Grubu Erkeği

Düzenli yaşamayı sever, iyi konuşmacıdır. Birlikte olacağı kadını seçerken titiz davrandığı gibi seks sırasında da titizliğe oldukça önem verir. Hijyen onun vazgeçilmezidir.





B Grubu Kadını

Para konusunda eli çok açıktır ya da çok cimridir. İstek doludur. Sekse hiç hayır demez. Onun için mekan ve zamanın önemi yoktur.




B Grubu Erkeği

Özgürlüğünün sınırlanmasından nefret eder. Kadınlara saygısı sonsuzdur. Hep neşe dolu bir kadına sahip olmak ister. Seks sırasında da çok saygılı ve cömerttir.





AB Grubu Kadını

Pratik kadınlardır. Seks ile fazla uğraşmak istemezler. Onlar için iş hayatı seks hayatından önemlidir.Seks’in hızlı sona ermesini isterler. Onlar için para ve çalışmak vazgeçilmezdir.




AB Grubu Erkeği

Seks sırasında mutlaka sözünün dinlenmesini, isteklerinin yapılmasını ister ancak hoşgörülü ve kararlıdır. En iyi aşıklar bu grupdan çıkar. Eğer onların istediklerini yaparsanız size ömür boyu aşık kalırlar...





0 Grubu Kadını


Şehvet ve arzu doludurlar. Onlar için seks vazgeçilmezdir. Erkeklerin yüreğini hoplatan elbiseler giymeye bayılır. Karşı cinsi baştan çıkarmak onların işidir. Bu kadınlarla bir kere bile beraber olsanız mutlaka devamını isteyebilirsiniz, bir daha vazgeçmeniz imkansızdır.




0 Grubu Erkeği

Aşık olduğu zaman birlikte olduğu kadını çok kıskanır. Onu asla başka bir erkekle düşünmek istemez. Kalabalığı sevmediği için sokakta öpüşmek bile onları sıkar. Yatakta ise son derece hareketli, çalışkan ve hırslıdır. Sevgilisine veya eşine sık sık fantazi hediyeleri almayı sever.


Mahmure Editörleri: Duygu Çelikkol & Burcunur Yılmaz

Read more
 
ücretsiz porno izle ücretsiz porno hd porno izle mobil porno porno izle türk porno türk porno
Kadınla Yaşam Bloğu Design by Türkçe amatör Porno © 2009