erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ateşimi yak!

Bay doğru yatakta bay yanlışsa ne yapmalısınız?

Sakın yanlış anlamayın, kötü seksle noktalanmış bir one night stand'den bahsetmiyorum. Bir sürü anlamsız kısa ilişkiyi ve aşk testlerinin aptal seçeneklerini geride bıraktıktan sonra birgün eski bir arkadaşım yeniden hayatıma girdi. Hem de bu defa bir aşk macerası olarak! Bir sürü yanılgıların,
bir dolu pişmanlıkların, kız arkadaşlarla kafa çekilen ve sarhoş olunan yalnız gecelerin ardından
tam da ümitsizliğe kapıldığım anda işte beklediğim o mükemmel adam karşımdaydı.




Zeki, duygusal ve sorumluluk sahibiydi. Çok iyi bir işi ve bana aşkla bakan gözleri vardı. Daha ne isteyebilirdim ki! Şık restoranlarda yenilen yemekler, liseli aşıklar gibi cilveleşilen sinemalar ve
sadece masum bir flörtle geçen birkaç haftanın ardından bir gece nihayet evimde, yatağımdaydı. Saçları saçlarıma, elleri ellerime dolaşıyordu. Tam heyecandan aklımı yitirmek üzereyken herşey bitiverdi. Arkadaşlarım bu durumun üstesinden gelebileceğimi söylediğimde benim deli olduğumu düşündüler. Ve yıllar boyunca da üstesinden gelebilmek için uğraştım. Kendi kendimi, eğer bu ilişkideki geri kalan herşey mükemmelse cinsel hayatımızın kötü oluşunu tolere etmem gerektiğine ikna etmeye çalışıp durdum. En sonunda birgün daha fazla dayanamayacağımı anlayıp onu terk ettim.





Seks terapisti Dr. Sandor Gardos bazı çiftlerin cinsel anlamda uyumsuz olabileceklerini, ama pek çoğunun havlu atıp vazgeçmek yerine cinsel yaşamlarını renklendirmek için çabalarlarsa bu sorunu yenebileceklerini dile getiriyor: "Bütün çabalar sonuç vermediyse o zaman karşılıklı ilgiyi bozan birşeyler var demektir.



İlk birkaç deneme başarısızlıkla sonuçlanabilir. Fakat bu o ilişki için kötü seksin kader olduğu anlamına gelmez." Peki, dünyada hiçbir şey öyle kolay kolay değişmezken, biz neden ilişkilerimizde bazı şeyleri değiştirmek için bu kadar sabırsızız? Belki de bunun nedeni cinsel özgürlüğümüzü yeni kazanmış olmamızdır. Eskiden böyle değildik. Eğer partnerimizle seks hayatımız kötüyse, gözlerimizi kapatır ve ülkenin sorunlarını düşünüp, vakit geçirmeye çalışırdık. Fakat şükürler olsun ki artık cinsel özgürlüğümüzü elde etmemizde büyük katkıları olan ' and the City' gibi erotizm sorunsalını irdeleyen diziler ve seks-shop?lar var; ve biz kadınlar ihtiyaçlarımızın biliniyor olmasından çok mutluyuz.

Artık ne istediğimizi ve ne zaman istediğimizi çok iyi biliyoruz. Prezervatif üreticisi Trojan tarafından yeni yapılan bir araştırma kadınların %65?inin cinsel ilişki esnasında aktif olabildiğini, %88?inin de misyoner pozisyonundan sıkıldıklarında başka bir pozisyon önermekten mutlu olduklarını gösteriyor. 'Yahoo! Personals' web sitesinde yapılan ankete göre de erkeklerin %69?u ve kadınların %75'i ilk buluşmanın ilk saatinde cinsel kimyalarının uyup uymayacağına karar veriyor. Yani kimse kimseye fazla bir şans daha tanımıyor ve etrafta denenip çöpe atılmış flörtlerin sayısı hergeçen gün biraz
daha artıyor.





Kimya sınavından kalmayın!


Çiftler arasındaki, kimya derken aslında adını bir türlü koyamayacağımız, kontrolümüz dışında gelişen şimşek çakması gibi bir tür enerjiden söz ediyoruz. Ve o şimşek ne menem birşeydir ki, eğer doğru zamanda çakmazsa mükemmel olma potansiyelindeki bir ilişkininin daha başlamadan sona ermesine neden olabiliyor.



Buradaki soru, eğer o şimşek çakmazsa arkamıza dönüp bakmadan kaçmalı mıyız, yoksa hala kalıp çabalayarak değiştirebileceğimiz birşeyler var mı? Uzmanlar bu tür durumlarda biraz sabır göstermek gerektiği konusunda taraftarlar. Yani partnerinizin numarasını cep telefonunuzdan silip, maillerini çöp kutusuna yollamadan önce hala yapabileceğiniz bazı şeyler var. Dr. Gardos bu tür durumlarda öncelikle bizi rahatsız eden şeyin ne olduğunu belirlememiz gerektiğini düşünüyor: 'Yatakta iyi değil' cümlesinin içeriği kişiden kişiye değişiyor.





Yumuşak ve şefkatli dokunuşlar bir kadın için cinselliğin alevlenmesinde doğru adımlarken, bir diğerinin bu yüzden bütün isteği kaybolabiliyor. O istediğiniz bazı şeyleri yapmıyor mu? Ya da onun yaptığı şeyler aslında nefret ettiğiniz şeyler mi? Eğer sorun sadece bunlardan biriyse o zaman çözümde kolaylıkla mesafe katedebilirsiniz.'



Seks terapisti Jennifer Isham'a göre cinsellikten neler beklediğimizi bütün detaylarıyla düşünmemiz ve kendimize karşı dürüst olduğumuzdan emin olmamız gerekiyor: 'İlk sevişmede mükemmel performans bekleyenlere ya da erotik maceralar yaşamak istedikleri halde hiçbir çaba göstermeyenlere kesinlikle tolerans göstermiyorum. Erkek arkadaşınızın sizin aklınızdan geçenleri okuyup mucizevi bir biçimde gizlice istediğiniz herşeyi yapmasını mı bekliyorsunuz? Eğer bütün sorumluluğu partnerinize veriyorsanız kendinizden utanmalısınız. Kendinizi tanıyıp nelerden hoşlandığınız belirleyin ve bunları partnerinizle paylaşın. Unutmayın, kendi alacağınız zevkten kendiniz sorumlusunuz.'





Onun egosunu sarsmayın


Seksten neler beklediğinizi belirlemek için şöyle bir yöntem deneyebilirsiniz: Küveti doldurup bütün geceyi banyoda Barry White dinleyerek geçirin. Fantezilerinizi düşünün ve sonra bir deftere notlar alın. Partnerinize beklentilerinizi açıklarken unutmamanız gereken çok önemli bir şey var: Erkeklik egosu çok kırılgandır.



Dolayısıyla beklentilerinizi ona aktarırken bunu bir yaptırım gibi yansıtmak yerine onun hakimiyetini sarsmayacak biçimde yaklaşmamız gerekiyor. 'The Big Bang and Sex Etiquette for Ladies and Gentlemen' kitabının yazarları Emma Taylor ve Lorelei Sharkey "Uyumsuzluk öğrenilmiş bir davranış biçimidir, kitaplardan, arkadaşlardan, Michael Douglas filmlerinden ya da kötü pornolordan", diyor


ve ekliyorlar: "Partnerinize nelerden hoşlandığınızı öğretebilir ve onun hoşlandığı şeyleri de siz öğrenebiliriniz.
Bunun için gerekli olan şey iletişim kurmak, göstermek ve söylemektir." Dr. Gardos ise cinsel sorunların tek nedeninin uyumsuzluk ya da iletişimsizlik olmadığını dile getiriyor: "İlişkinin ne kadar zamandır sürdüğüne bağlı olarak problemler fiziksel olmaktan öte olabilir.





Kırgınlık, stres ve kızgınlık gibi duygular ve durumlar libidoyu yok edebilir. Bu durumda ilişkinin sadece seks boyutunu değil, psikolojik yapısını da irdelemek gerekir." Dolayısıyla bir seks terapistine gideceksek, o uzmanın mutlaka psikolojinin diğer alanlarında da donanımlı olmasına dikkat etmemiz gerekiyor.



Kişilerin geçmişinde cinsel suistimal gibi ciddi sorunlar ya da çocukluğa dair rol modellerinde problemler varsa ve bu sorunlar ilişkiye yansıyorsa o terapistin tüm bu konuları ele alması beklenmelidir.Taylor ve Sharkey çiftlerin seks terapistine gitmekten kesinlikle çekinmemeleri gerektiğini düşünüyor, zaman ve çaba harcanmadan daha iyi bir cinsel yaşam elde edilemeyeceğini söylüyorlar.
Sorunu çözmekte geç kalmaksa olayı tamamen çözümsüz bir noktaya taşıyabiliyor: "Uzun süreli ilişkilerde cinsel tutku zamanla eksilebilir. Fakat daha ilişkinin başında ateşli bir cinsellik yoksa, o ateşi zaman geçtikten sonra yakabilmeniz mümkün olmaz." Bütün bu çabaları gösterdikten sonra hala arzu ettiğiniz şeyi elde edemediyseniz tıpkı benim gibi sizin de ayağa kalkıp kızarkadaşlarınıza şöyle söylemenizin zamanı gelmiş demektir: "Tutkusuz bir hayat istemiyorum kızlar!" Uzun soluklu bir ilişkide birçok şeyin yokluğunu önemsemeyebilir, mahrum yaşamayı göze alabilirsiniz. Ama seks, yani iyi seks, asla onlardan biri olmamalı.



Read more

Evliliği kurtarmanın formülü açıklandı!

Psikoder Başkanı Dr.Cem Keçe; “Eşinizin olumsuz taraflarına değil olumlu taraflarına odaklanın!”

Türkiye Psikoterapi ve Psikoterapistler Derneği (PSİKODER) evlilik terapistleri, evliliklerdeki tutkunun ve romantizmin ilk günkü gibi taze kalabilmesi için nelere dikkat edilmesi ve neler yapılması gerektiğini açıkladı…


DEĞER VERDİĞİNİZİ GÖSTERİN!


Mutlu bir evliliğin tesadüfler sonucu olmayacağına dikkat çeken PSİKODER Başkanı Dr. Cem Keçe; “Her ne kadar flört ve nişanlılık dönemini yaşamış olsanız da, evlendikten sonra yaşanan geçimsizlikler ya da anlaşmazlıklar mutluluğunuzu sekteye uğratabilir. Eğer evliliğinizin istikrarlı bir şekilde gitmesini ve mutlu olmayı istiyorsanız, mutluluk için yapılması gerekenlerin olduğunu unutmamalısınız. Eşinizin olumsuz taraflarına değil olumlu taraflarına odaklanın. İşe ilk olarak, eşinize değer verdiğinizi göstererek başlamalısınız.




Bunu gösterebilmek için çok büyük şeyler yapmanıza gerek yok. Hiç beklenmedik bir anda eşinizin yanağına konduracağınız bir öpücük, sıcak bir bakış ya da ‘Seni özledim!’, ‘Seni düşünüyorum!’ demek, yeterli olacaktır. Her insan gibi eşinizin de takdir edilmekten hoşlanacağını unutmayın. Onu takdir edebilmek için nelere değer verdiğine dikkat etmelisiniz. Bunun yaparken, ‘Bu gün çok güzelsin’, ‘Bu kıyafet sana çok yakışmış’ ya da ‘Sana ihtiyacım var’, ‘Bu konuda haklısın’, ‘Teşekkür ederim’ ve ‘Özür dilerim’ gibi cümleleri kullanmayı ihmal etmemelisiniz çünkü ‘Güzel söz yılanı bile deliğinden çıkarır’.


Bu nedenle, evliliğinizi mahvedecek olan ‘Keşke!’, ‘Ben sana söylemiştim!’, ‘Sen zaten hep böylesin!’, ‘Bırak, ben yaparım!’, ‘Bugün canım istemiyor!’ gibi cümleleri bir an önce hayatınızdan çıkarmalısınız. Eşinize değer verdiğinizi, ona karşı dürüst olarak, mutluluğunuzu ya da üzüntünüzü paylaşarak, arkadaşlarıyla arkadaş olarak, hobilerine saygı göstererek, onun için kendinizi geliştirerek, kendinizden çok fazla ödün vermeden, oluru olan konularda, fedakârlık yaparak ve kendinize bakarak gösterebilirsiniz. Bunun yanında, zihninizi okumasını beklememeli, genelleme ya da kıyaslama yapmamalı, mükemmeliyetçi olmamalı, aynı anda öfkelenmemeli, aceleci olmamalı ve sorgulamamalısınız.” dedi.





İLETİŞİMİNİZİ GÜÇLENDİRİN VE KENDİNİZİ VAZGEÇİLMEZ KILIN!


Evliliğin, farklı aile yaşantılarından ve kültürlerden gelen iki insanın aynı mekânı ve zamanı birlikte paylaşmaya başlamasıyla oluşan sosyal bir kadın ve erkek ilişkisi olduğunun altını çizen PSİKODER Başkan Yardımcısı Dr. Cebrail Kısa; “Evliliklerde iletişim eksikliğinden kaynaklanan ufak tefek problemlerin yaşanması olağandır. Bu problemlerin büyüyüp, çiftin ve ilişkinin yıpranmasına olanak vermemek için birbirinizle konuşmayı ihmal etmemeniz gerekir.




Her akşam TV’yi açmadan önce ya da her gece yatağınıza geçince 10–15 dakika gününüzün nasıl geçtiğini anlatabilirsiniz. Bu iletişim, göz ve dokunma temasını güçlendirecektir. İletişim içinde bulunurken iyi bir dinleyici olmaya özen gösterin, olumsuz eleştiriden kaçının, nasihat vermek ve ‘Sen hep zaten geç kalırsın!’ şeklindesuçlamak yerine; ‘Senin geç kalman beni çok üzüyor!’ cümlesinde olduğu gibi ben dilini kullanmayı ve eşinize dokunmayı asla ihmal etmeyin. Dokunmak, sıcak temasın bir göstergesi olduğu için iletişimi güçlendirecektir.” dedi.





BAŞ BAŞA VAKİT GEÇİRİN…


Baş başa vakit geçirmenin önemine değinen PSİKODER Genel Sekreteri Psikolog Kemal Özcan; “Eşinizle birlikte her gün en azından bir öğün yemek yemeniz, her hafta baş başa kalabilecek bir şekilde bir yerlere gitmeniz gerekiyor. Baş başa içeceğiniz bir kahve esnasında yapacağınız sohbetler ya da uzun yürüyüşler evliliğinizi canlandırmak için birebirdir. Elbette ki, hala makyajınızı yapıyor, kuaföre gidiyor ya da yeni giysiler alıyorsunuzdur.




Fakat ara sıra yapacağınız değişiklikler örneğin, saç şeklinizi ya da rengini değiştirmek, tırnaklarınızı uzatmak ya da eşiniz için giyinmek,eşinizin gözünde vazgeçilmez olmanızı sağlayacak önemli etkenlerden bir kaçı olduğunu unutmayın. Her erkek eşinin kendisi için bir şeyler yapmasını bekler ve bundan çok keyif duyar. Bu erkekler içinde böyledir. Yapacağınız sakal değişikliği bile eşinizi baştan çıkarmaya yetecektir. Bunları yaparken, ‘Senin için yaptım!’ demeyi de asla unutmayın. İnanın bu çabaya değecek!” dedi.





SEKS HAYATINIZA ÖZEN GÖSTERİN…


Evliliklerde seks hayatına özen gösterilmesi gerektiğini savunan PSİKODER Yönetim Kurulu Üyesi Psikolog Serap Güngör; “Çiftlerin seks hayatlarını canlandırıcı birkaç küçük püf noktaya özen göstermeleri gerekiyor. Günlük hayat gibi yatak odası da bir süre sonra monotonlaşabiliyor.




Evliliğinizin gidişatını değiştirmek, iletişimi güçlendirmek ve kendinizi vazgeçilmez kılmak için cinsel yaşamınıza özen göstermeli, ön sevişmelerinizdeki dokunmaları çoğaltmalı, oral sekse yer vermeli, fantezilerinizi açıkça ifade etmeli, birlikte duş almalı, birbirinize masaj yapmalı, müzik ya da mumlarla yatak odanızın havasını değiştirmelisiniz. İnanın, eşiniz size yeniden âşık olacak!” dedi.

Read more

Erkeklerin %70'i erken boşalıyor

Uzun süredir arzuladığınız partnerinizle güzel bir akşam yemeğinden sonra nihayet birliktesiniz, her şey çok güzel, ortam müsait, her iki taraf da birbirini arzuluyor ama her şey 30 saniyede bitiyor...

Erken boşalma öğrenilmiş ve kazanılmış bir reflekstir


Erken boşalmanın çok eski devirlerden beri var olan bir sorun olduğunu söyleyen Bacanak; "Erken boşalma öğrenilmiş ve kazanılmış bir reflekstir. Çok eski devirlerde ilkel çağlarda yaşayan insanlar doğada yaşamlarını sürdürmek ve canlarını korumak zorundaydılar. Seks yaparken bir yandan da her an vahşi bir hayvanın saldırabileceği korkusunu yaşamaktaydılar.
Bu nedenle de erkek bir an önce işini bitirmeyi yani boşalmayı amaçlıyordu.



Seksten keyif almak için huzurlu bir ortam gereklidir. Eğer huzur yoksa ve tehlike varsa vücutta adrenalin salgılanır ve kişi bir an önce bulunduğu ortamdan kaçmak ister. Yani erken boşalma da insanın kendini korumak için geliştirdiği bir savunma biçimi olarak ortaya çıkmış ve nesilden nesile aktarılmış bir davranış örüntüsüdür. İlkel bir savunma olarak başlayan erken boşalma, daha sonraları sosyal koşulların getirdiği zorunlu yükler ve yakalanma korkusuyla öğrenilmiş
bir davranışa dönüşmüştür." dedi.


Erken boşalmada suçlu olan penis değildir


Cinsel ilişki sırasında erken boşalmaya 10 Adımda Erken Boşalma Tedavisi adlı kitaptaki egzersizleri uygulayarak son verebileceğini, çok daha uzun ve mutlu bir cinsel birliktelik yaşanabilineceğini ifade eden CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; "Cinsel sorunla karşılaşmak ve bunu kabul etmek erkek için kolay değildir. Çünkü erkekler cinsel performansı erkekliğin göstergesi olarak görürler. Erken boşalan erkekler bu durum karşısında partnerlerinden utanırlar ve özür dilerler, bu çok yanlış ve yapılmaması gereken bir davranıştır.


Ayrıca, bütün suçu penislerinde görürler ve penisi kontrol edemedikleri için kızarlar. Oysaki
erken boşalmada suçlu olan penis değildir, olumsuz düşüncelere ve bilişsel çarpıtmalara
sahip olan beyindir. Boşalmayı kontrol etme süreci aynı zamanda en büyük cinsel organımız
olan beynimize de kontrollü olmayı öğretme sürecidir. Değişime hazır mısınız?" dedi.





Erken boşalma tanısı koymak için önemli olan 5 kriter


Erken boşalmanın yineleyici ve tekrarlayıcı bir biçimde her ilişkide erkeğin arzu ettiği süreden önce boşalması olarak tanımlanabileceğini söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık; "Erken boşalma, genellikle halk arasında eşini tatmin edemeden boşalma, penis vajinaya girmeden, değer değmez ya da penis vajinaya girdikten birkaç dakika sonra boşalma olarak ifade edilmektedir. Aslında erken boşalma yerine "denetimsiz boşalma" denilmesi daha doğru olacaktır, çünkü erkeğin boşalma refleksi üzerinde istemli bir kontrolü yoktur.



Erken boşalma tanısı koymak için 5 kriter:


* 6 ay ve üzerinde haftada ortalama 2 kez olmak üzere düzenli bir cinsel hayatın olması
* her cinsel ilişkide yineleyici ve tekrarlayıcı bir biçimde erken boşalmanın yaşanması
* o an geldiğinde kişinin kendini kontrol edememesi
* partner boşalmadan boşalma yaşanması
* penis-vajina birlikteliğini 7 dakika ve üzerinde sürdüremmeme





Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri nelerdir?


* Hızlı yemek yeme
* Hızlı konuşma
* Hızlı araba kullanma
* Her konuda aceleci ve sabırsız davranma
* Çabuk sinirlenme
* Kontrolsüz davranışlarda bulunma
* Stresli ve gergin olma
* Kaygılı olma
* Sürekli onaylanmayı bekleme
* Rekabetçi ve hırslı olma



Erken boşalmanın nedenleri nelerdir?


Erken boşalmanın büyük oranda psikolojik bir sorun olduğunu ve nedenlerinin de genellikle psikolojik kökenli olduğunu söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dan. Fatma Ayrık; "Erkeğin kendisi, bedeni, cinsel performansı ve partneri ile ilgili algıları, duygu ve düşünceleri onun erken boşalmasına neden olabilir. Yine özellikle ergenlik döneminde yakalanma korkusu ile aceleyle yapılan mastürbasyonlar da erkeği erken boşalmaya programlayabilir. Ülkemizde gördüğümüz erken boşalma vakalarının çoğu bu tip bir yanlış öğrenme sonucu oluşur. Yani erken boşalma yanlış öğrenilen bir davranıştır” dedi.





Erkekler bunu:


Yakalanma korkusuyla yapılan mastürbasyonlarla ayıp, yasak ve günah duygularıyla yapılan mastürbasyonlarla, "mastürbasyon yapanın gözü kör olur", "mastürbasyon yapanın çocuğu olmaz", "mastürbasyon yapan sağır olur", vb. cinsel mitlere rağmen korkuyla yapılan mastürbasyonlarla ve arkadaşlara hava atmak için skora yönelik sık mastürbasyon yapmayla öğrenmektedirler.



Cinsel mitler dediğimiz cinsellikle ilgili yanlış ve abartılı inanışlar, cinsel açıdan deneyimsiz olma, anksiyete, depresyon, stres, yorgunluk, cinsel performansla ilgili gerçekçi olmayan beklentiler, cinsel uyarım eksikliği, cinsel açıdan baskı altında yetişme, aşırı cinsel isteğin
verdiği gerginlik, cinsellikle ilgili suçluluk ve günah duyguları, partnerle/eşle ilgili nedenler, bilinçdışındaki cinsellikle ilgili olumsuz düşünceler, partneri tatmin edememe kaygısı, prostatit, üretrit gibi hastalıklar, penis başının aşırı hassasiyeti gibi nedenler erken boşalmaya yol açabilir.


Psikodinamik bir bakış açısıyla bakıldığında, erken boşalma bilinçdışı olarak erkeğin hem kendini hem de eşini cezalandırması olarak da ortaya çıkabilmektedir. Erken boşalma sorunu onlarca farklı nedenden kaynaklanabilir, erkeğin kişilik özellikleri, nasıl bir ailede yetiştiği, cinsel geçmişi, partnerin özellikleri, aralarındaki ilişkide sorunlar olup olmadığı önemlidir. Yani tek tip bir sorun ve tek tip bir çözüm yoktur. Sorun da çözüm de erkeğin özelliklerine bağlıdır ve ona özgüdür.


Erken boşalan erkekler genellikle kendilerini şu şekilde ifade ederler:


* Vajinaya giremeden veya birkaç kez gidip geldikten sonra hemen boşalıyorum.
* O an geldiğinde kendimi kontrol edemiyorum.
* Kendimi yetersiz ve değersiz hissediyorum.
* Cinsel ilişki sonrası eşimden utanmaktan ve özür dilemekten bıktım.
* Her seferinde korktuğum başıma geliyor.
* Vajinaya hemen girsem, dışarıya boşalmasam.
* Her şey çok hızlı gelişiyor, kendimi kontrol edemiyorum.
* Artık bu durumdan çok yoruldum.
* Erken boşama sorunum yüzünden karşı cinse yanaşmaya çekiniyorum.

Read more

Mutlu bir cinsel yaşamın sırları!

Cinsel konularda halkımızı bilgilendirmeyi ve cinsel sorunlara çözüm üretmeyi amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), mutlu bi cinsel yaşam için uyulması gereken altın kurallarla ilgili çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı...

Ön sevişmesiz seks olmaz


Cinselliğin toplumumuzda olduğundan farklı algılandığını ve çiftlerin adeta seksi bir keyif olmaktan çıkarıp eziyet haline getirdiklerini söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; ''Cinsellik dokunmak, okşamak, öpüşmek, sevişmek ve cinsel birleşmeyi içeren bir bütündür. Kişinin bütün benliğiyle dahil olduğu bir eylemdir ve bedenini sevdiği kişi ile paylaşmasıdır. Çift arasında yaşanan özel bir ilişkidir. Oysa ki çiftler, cinselliği sadece cinsel birleşme olarak algılıyorlar.




Çoğu zaman ön sevişme bile olmadan penis-vajina birleşmesini gerçekleştirmeye çalışıyorlar ve böylece sorunlar ortaya çıkıyor. Ne erkek mutlu oluyor ne de kadın. Kadın erkeği bencil olup sadece kendini düşünmekle suçluyor, erkek ise kadının soğuk olduğunu ve yatakta hiçbirşey yapmadan sadece yattığını söylüyor. Oysa ki cinsellikte ön hazırlık çok önemlidir, çünkü kadın ve erkek farklı şekillerde uyarılırlar. Erkek sekse daha çabuk hazır olabilirken, kadının önce ruhunun okşanması ve daha sonra da dokunsal olarak uyarılması gereklidir. Ön sevişme yapılmadan doğrudan penis-vajina ilişkisine geçildiğinde kadın hazır olmadığı için seksten keyif almayacaktır.'' dedi.





Cinselliği konuşmaktan çekinmeyin


İyi seks yapmak tecrübe ile öğrenilir
Hem kadını hem de erkeği mutlu edecek bir seks yaşantısı için konuşmanın çok önemli olduğunu belirten CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; ''Uzun yıllar boyu evli olan çiftler bile aslında birbirlerinin cinsel olarak gerçekte ne istediğini bilmiyorlar. Çünkü cinselliği konuşmuyorlar. Toplumca seks yapmayı doğuştan bildiğimizi ve zamanı geldiğinde çok iyi seks yapacağımızı zannediyoruz. Oysa ki nasıl okuma-yazma okulda öğreniliyorsa, seks de tecrübe kazandıkça sonradan öğrenilir.




Mutlu ve tatmin edici bir cinsel yaşam için partnerinizle konuşun. Onun sizden istek, arzu ve beklentilerinin neler olduğunu öğrenin. Sizde arzu, istek ve beklentilerinizi partnerinizle paylaşın. Ayrıca endişeleri ve korkuları da paylaşmak gereklidir. Böylece birbirinizi daha iyi tanımış olursunuz, ya partnerimi mutlu edemezsem ya da ona rezil olursam kaygısı yaşamadan sadece zevke odaklanabilirsiniz. Cinsel mutluluğun yolu karşıklı güvenden geçer. Bu güveni oluşturmak için de çift birbirini tanımaya vakit ayırmalıdır, birbirinin duygularına değer vermelidir, penis vajina birlikteliğine takılıp kalmamalıdır.'' dedi.





İdeal ortamı sağlayın

Seks için çiftin hoşlarına giden ideal bir ortam yaratmalarının onların cinsel enerjisini arttıracağını söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dnş. Fatma Ayrık; ''Her insanın hoşuna gidecek bir sevişme ortamı vardır. Ortam ne çok sıcak ne de soğuk olmalıdır. Işık çiftin arzusuna göre ayarlanabilir. Yumuşak yastıklar, dinlendirici bir müzik, kokulu mumlar da ortama dahil edilebilir. Kapının ve telefonun çalmaması da önemlidir. Böylece çift sadece sevişmeye ve birlikte geçirecekleri keyifli zamana odaklanabilir. Ayrıca sevişmeden önce yorgun olmamak, çok aç ya da çok tok olmamak da önemlidir, sevişmeye başlamadan önce hafif birşeyler atıştırmak yeterli olacaktır.




Çiftlerin çoğu cinselliği haz alıp haz vermek olarak değil de, bir performans göstergesi olarak algılarlar. Özellikle erkekler için cinsel performans çok önemlidir ve ilişki öncesi kaygıları yüksek olabilir. Bu nedenle gevşemek ve rahatlamak çok faydalı olacaktır. Çift birbirine yumuşak dokunuşlarla bebe yağı sürerek acele etmeden masaj yapabilir ve birlikte geçirdikleri her anın tadını çıkarabilir.'' diye ekledi.

Read more

İdeal ilişki nasıl olmalı?

Birçoğumuz sihirli, sorunlardan arınmış, kusursuz bir ilişki hayal ederiz. Oysa en mükemmel bereberliklerde bile zaman zaman sorunlar yaşanır. Yaşanan bu sorunlar ise ancak birlikte çözüme kavuşur. Peki bu sorunların nedenleri ve çözümleri nelerdir?

Günümüzde evli olsun veya olmasın birçok insan sorunlarının kendilerini aştığı noktada uzmanlara danışma yolunu tercih ediyor. Özellikle evli ya da evliliğe hazırlanan çiftlere yapılan danışmanlık hizmetlerinde evlilik sistemi içindeki bireyler arasındaki ilişki ile çalışılıyor ve her iki durumda da bireylerin zihinlerindeki probleme takılınmayıp; kişilerarası ilişki ve süreçleri üzerinde yoğunlaşılıyor.



Genellikle böyle bir danışmalığa, evlilik hazırlığında olan çiftler ilişkilerinde yaşanan sorunlar yüzünden ilişkiden korkma, evlenme kararını bir türlü alamama ya da kararı erteleme gibi sorunlarla başvuruyor.


Diğer başvuru sorunları ise şunlar; kişilerin problemlerini çözmede başarsızlık yaşamaları, bazı yaşam döngüsü içinde geçişlere uyum sağlama güçlüğü çekmeleri, çiftler arasında memnun olunmayan bir hiyerarşik yapı olması, birbiriyle ilgili katı, olumsuz geri bildirimlerde bulunmaları, uzun süredir devam eden gerginlikler, duygusal kayıplar olması vs.





Birbirine aşık olan bireyler yaşamlarının yalnızca eşleriyle heyecanlı, anlamlı olacağını düşünürler. Birlikte uyuyup uyanarak, herşeyi beraber yaparak, verdiği kadarını alacağını düşünerek sınırsız ve belki de sonsuz mutluluk beklentisi içindedirler.

Atılan adımların aynısı ötekinden de beklenir. Bir ilişkiden pişmanlık, öfke, hayal kırıklığı ve umutsuzluğun ötesinde şeyler istenir. İlişki içinde bunlar ortaya çıktığında bireyler incinmek, reddedilmek, terk edilmek ve sevgisiz kalmaktan korkarlar.



Ayrıca çiftler arasında evlilik öncesi ya da evlendikten sonra yaşanan çatışmaları ise şu şekilde genellemek mümkün; kişilerin ilişkide birbirlerine koydukları ve üstlendikleri, aldıkları pozisyonlar ve roller vardır. Bu roller tekrarlana tekrarlana ilişki içinde kalıplar oluşur. Örneğin; bazen çiftlerde biri diğerinden üst konumda olmak ister. Diğeri de aynı biçimde davranırsa bir güç çatışması mücadelesi ortaya çıkar.


Bazen de çiftler arasında karşılıklı eksiklerin tamamlandığı 'tamamlayıcı ilişkiler' kurulur.
Örneğin; karamsar-neşeli, anne-çocuk, efendi-uşak vs. gibi hiyerarşik bir ilişkidir. Çiftlerden biri verilen ya da aldığı rolü bırakmak ister de öteki bunu onaylamazsa çatışma yaşanır.





Tüm bu sorulara karşı ise çiftlerin dikkat etmesi gereken hususlar ise şöyle;


* Her birey kendini ve diğerini gözlemlemelidir.


* Bireyler arasında daha açık ve etkili bir iletişim kurulmalıdır.


* Her ilişki bir alışveriş olduğu için ilişkide sözel olmayan mesajların etkisinin iki insan arasındaki etkisi sorgulanmalı.



* Bir birey diğerine sözel olarak çok etkileyici, üzücü, kırıcı, incitici, reddedici, onaylamayıcı bir şey söylemiyor gibi görünse de ses tonu, vurgusu, vücut dili, bakışı öteki üstünde sözcüklerden daha önemli etki yaratabilir. Her tartışma sanki gerçekten konuyla ilgiliymiş gibi düşünülür. Tartışma-uzlaşma, biçiminde aynı 'film' defalarca en baştan tekrarlanır. Burada önemli olan içeriğin dışına çıkabilmektedir.


* Kişiler tartışmayı ve konusunu bir kenara bırakarak ilişkileri ve bu olanlar hakkında konuşmalıdırlar. Bir anlaşmazlık/problem durumunda bile ''karşımdaki de benimle aynı şeyi düşünmeli, o da bunları yaşadı, konu hakkındaki bilgimiz aynı'' diye kabul ederse ve karşıdaki durumu düzeltmezse, öteki buna kırılıp darılabilir. Yine benzer biçimde ''tek doğru, tek gerçek var, oda benim bildiğim. O bunu göremiyorsa ya mantıksızlığın ya da beni sevmemesinin sonucudur'' diye bir kalıp yargıyla olay kısır döngülerle tekrar başlayacaktır.


* İlişkide her iki taraf birbirini olduğu gibi kabul etmelidir. Asıl önemlisi kişiler öncelikle kendileriyle ilişkilerini sorgulamalılar.





İdeal ilişki nasıl olmalı?



* Açık/etkin iletişim


* Esnek güç dağılımı


* Her bireyin kendisi olması hakkında bir seçme özgürlüğü


* Yapıcı uyarıları değerlendirmek, olumsuzları da rahat karşılamak.


* Sıkıntılar karşısında stres yaşanmasına tolerans göstermek, bir tek karşıdakini sorumlu görmemek Zaman içinde değişim göstermek, uyumu korumak.


 

Read more

Aşkı evliliğe dönüştürmek!

Uzun bir aşk birlikteliğinden sonra neyin gerçek neyin hayal olduğunu ayırt etmek zor oluyor, değil mi?

Aşk ve kadın-erkek ilişkileri üzerine yaptığı araştırmalarla tanınan Aşk Danışmanı Robin Gorman, fiziksel anlamda yan yana olunduğunda gerçekte kimin ne olduğunun kolaylıkla anlaşılabileceğini ifade ederek, "Biriyle yüz yüze görüşmek gerçekte onun kim olduğunu anlayabilmek adına en iyi yoldur.



Örneğin; internet ortamında çok hoşlandığınız birini gördüğünüzde fiziksel olarak aynı şeyleri hissetmeyebilirsiniz. Yüz yüze gelindiğinde gerçekten uyumlu bir partner bulmak zordur. Her nerede yaşıyorsanız yaşayın ilişkinizi ayakta tutmak adına iletişimi asla aksatmayın. İletişim azlığı her iki tarafta da şüphelere, güvensizliklere ve anlaşmazlıklara neden olabilir. Bu yüzden düzenli iletişim ve birbirini dinleme iyi bir ilişkinin anahtarlarıdır. Birbirinize, birbiriniz hakkında
ne düşündüğünüzü ve ne hissettiğinizi söylemeye teşvik edin" dedi.





Uzun aşk birlikteliğinin evlilikle sonuçlanmasının bireylere bağlı olduğunu söyleyen Gorman, aşıklara şu önerilerde bulundu:

"Birbirinize aranıza başka hiç kimsenin giremeyeceğinin sözünü verin. Dünyanın farklı kürelerinde dahi yaşayabilirsiniz, ancak teknoloji aşkınızı yaşatmanıza yardımcı olacaktır.
Bir araya gelmek için bir gün tespit edin.



Eğer gerçekten ilerde hayatınızı paylaşmayı düşünüyorsanız şimdiden ortak zaman geçirmeniz gerekir. Eğer çiftlerden hiçbiri bir diğerinin yanına taşınmayı düşünmüyorsa bunun imkansız bir aşk olduğuna inansanız iyi olur. Bazı insanlar için hislerini yüz yüzeyken dile getirmek zor olabilir. Bu yüzden sık sık mesajlar atın, mektup yazın ve e-mail gönderin. Birbirinize karşı dürüst olun. Uzaklık bir şeyleri saklayabileceğiniz anlamına gelmez."

Read more

Kan grubuna göre cinsel yaşam

Cinsel hayatınızdaki davranışlarınızı kan grubunuzun büyük ölçüde etkilediğini biliyor muydunuz? İşte kan grubunun cinsel yaşama hatta karakterinize etkileri...

A Grubu Kadını

Para harcamasını çok sever. Seksi iç çamaşırlarına düşkündür. Değişikliği seven biri olduğu için değişik fantazileri denemekten çekinmez. Onun fantazilerini hayal bile edemezsiniz.




A Grubu Erkeği

Düzenli yaşamayı sever, iyi konuşmacıdır. Birlikte olacağı kadını seçerken titiz davrandığı gibi seks sırasında da titizliğe oldukça önem verir. Hijyen onun vazgeçilmezidir.





B Grubu Kadını

Para konusunda eli çok açıktır ya da çok cimridir. İstek doludur. Sekse hiç hayır demez. Onun için mekan ve zamanın önemi yoktur.




B Grubu Erkeği

Özgürlüğünün sınırlanmasından nefret eder. Kadınlara saygısı sonsuzdur. Hep neşe dolu bir kadına sahip olmak ister. Seks sırasında da çok saygılı ve cömerttir.





AB Grubu Kadını

Pratik kadınlardır. Seks ile fazla uğraşmak istemezler. Onlar için iş hayatı seks hayatından önemlidir.Seks’in hızlı sona ermesini isterler. Onlar için para ve çalışmak vazgeçilmezdir.




AB Grubu Erkeği

Seks sırasında mutlaka sözünün dinlenmesini, isteklerinin yapılmasını ister ancak hoşgörülü ve kararlıdır. En iyi aşıklar bu grupdan çıkar. Eğer onların istediklerini yaparsanız size ömür boyu aşık kalırlar...





0 Grubu Kadını


Şehvet ve arzu doludurlar. Onlar için seks vazgeçilmezdir. Erkeklerin yüreğini hoplatan elbiseler giymeye bayılır. Karşı cinsi baştan çıkarmak onların işidir. Bu kadınlarla bir kere bile beraber olsanız mutlaka devamını isteyebilirsiniz, bir daha vazgeçmeniz imkansızdır.




0 Grubu Erkeği

Aşık olduğu zaman birlikte olduğu kadını çok kıskanır. Onu asla başka bir erkekle düşünmek istemez. Kalabalığı sevmediği için sokakta öpüşmek bile onları sıkar. Yatakta ise son derece hareketli, çalışkan ve hırslıdır. Sevgilisine veya eşine sık sık fantazi hediyeleri almayı sever.


Mahmure Editörleri: Duygu Çelikkol & Burcunur Yılmaz

Read more

Seks şifa verir!

Dr. Cem Keçe; Erkeklerin aşk ve sevgi duygularının farkına varmalarında, seksin çok büyük önemi olduğunu vurguluyor.

Cinsellik kavramı kadın ve erkekler için farklılıklar gösteriyor. Geçmişten bugüne uzanan “erkekler ve erotizm” veya “erkekler ve seks”, “kadınlar ve romantizm” veya “kadınlar ve aşk” eşleştirilmeleri çiftlerin cinsel yaşamını ve çatışmalarının doğasını bir hayli etkiliyor.



Erkeklerin sadece seks yapmak için kendileriyle ilgilendiklerini savunan ve bu nedenle onları yüzeysel olmakla suçlayan kadınların sayısı her geçen gün artıyor. Kadınların bu algılarının altında yatan nedenleri anlamaları, beklentilerin iyice arttığı günümüzde bir hayli zorlaşmış gibi görünüyor. Oysa cinsellik, erkeklerin aşk ve sevgi duygularının farkına varmalarında çok önemli bir yer tutuyor. Bu nedenle erkeklerin erotizm alabilmek için romantizm vermeleri, kadınlarında romantizm alabilmek için erotizmi sunmaları gerekiyor.





Erkekler seks ile sevgilerini gösterirler...


Cinselliğin aşkı alevlendirdiği ve bağlılığı artırdığı artık kabul edilen bir gerçek oldu. Aslında bu işleyiş sanıldığı gibi kadınlara uzak bir düşünce değil. Kadınlar da aynı erkekler gibi cinsellik üzerinden duygularını açığa çıkartıyor, sevgi ve bağlılıklarını arttırıyorlar.



Çünkü cinsellik, çift arasında olabilecek en üst düzeydeki yakınlaşmayı sağlayan, onların birbirlerini hem ruhsal hem de bedensel olarak tanımalarına önayak olan sıcak bir ilişkidir.Cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır.Doğaları gereği, duygusal olan, şefkate ve aşka önem veren kadınlar hisleriyle hareket ederken, sevgi açlığı duyan erkekler cinsel içgüdüleriyle aşka yöneliyorlar.





Diğer bir değişle, seks erkeğin sevgi gereksinimi duymasını, kadının ise sevildiğini ve değerli olduğunu hissetmesini sağlayan önemli bir araç. Bu nedenle, kadınların, erkeklerin sadece cinselliği düşündüklerini ve bu doğrultuda harekete geçtiklerini düşünmemeleri gerekiyor.



Nasıl ki, kadınlar sevgi göstermenin yöntemlerinden biri olan dokunulmaktan hoşlanıyorlarsa, erkekler de dokunmaktan hoşlanıyorlar ve seksi sevgilerini gösterme biçimi olarak yaşıyorlar. Kadınlar, erkeklerle aşklarını tazelemek adına iletişime geçmek istiyorlarsa, konuşmak, bakışmak, öpüşmek gibi eylemlerle sevildiklerini hissediyorlarsa, erkekler de sevildiklerini seks yoluyla hissederler ve gösterirler.

Yani erkeklerin içlerindeki sevgiyle ve kadınsı yönle bağlantıya geçme ve bunu partnerlerine ifade etme yollarından biri sekstir. Kadınların bundan yakınmak yerine, bu farkı algılayıp erkeklerin kalplerinin kilidini seksle açmalarında fayda var. Çünkü ‘sevmek’ belki bir şeydir ama ‘sevildiğini bilmek ve hissetmek’ çok şeydir, büyük bir zenginliktir.





Çiftlerin önceliği seks olmalı...


Çiftlerin sağlıklı, mutlu ve haz dolu bir ilişkiye sahip olabilmelerinin yollarından biri ve belki de en önemlisi, cinsel ilişkilerinin kalitesi ve tutku düzeyleridir. Haz alınıp verilen harika bir cinsel ilişki sonucunda erkekler içlerindeki sevgiyi hissedip, sevgilerini gösterirlerken, kadınlar da ihtiyaçları olan sevgiye ulaşmış oluyorlar.




Çünkü erkeklerin kalplerini açtıkları, sevgilerini gösterdikleri, şefkatlerini en iyi şekilde paylaştıkları ve içlerindeki kadınsı yönlerini fark ettikleri en iyi yöntemlerden biri sekstir.Aslında kadınlar da ön yargılarından arınıp, sağlıklı düşündüklerinde, seks ile yumuşadıklarını, gevşeyip, rahatladıklarını, sevildiklerini ve değerli olduklarını hissettiklerini ve daha çok partnerlerine bağlandıklarını göreceklerdir. Bu nedenle, çiftler ellerindeki en güçlü ve şifa veren silahı yani seksi daha çok kullanmalı ve hayatlarında vazgeçilmez bir yere koymalıdırlar. Böylece çiftler çok daha tutkulu bir cinsel yaşama ve hoş bir iletişime sahip olabilirler.

Read more

Altın değerinde öneriler...

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe, daha iyi bir seks hayatının püf noktalarını açıkladı...

ALTIN DEĞERİNDE ÖNERİLER…


Seksi tutkulu ve bilinçli yapmanın öğrenilebilen bir sanat olduğunu söyleyen CİSED Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe; "İdeal sekste kadına da erkeğe de eşit oranda sorumluluklar düşüyor. Cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme, ne olursa olsun bir şekilde boşalabilme bilim ve sanatıdır.
Bu sanatı icra ederken çift sadece anın tadını çıkarmalı ve beyinlerini başka şeylerle meşgul etmemelidir." dedi ve haz dolu seks hayatının püf noktalarını açıkladı. İşte çarpıcı öneriler:



1- Kadının cinsel yoldan doyuma ulaşabilmesi için duygusal yönden sevildiğine, değerli olduğuna ve arzulandığına inanması gerekir. Bu erkeğin gözlerinde, sözlerinde, davranışların ve dokunuşlarında fark etmek ister. Erkek sevdiğini ve sevildiğini cinsel ilişkiyle fark edebilirken, kadın da cinsel ilişkiden haz alarak ve partnerine bu hazzı yaşatarak duygusal ihtiyaçlarını fark eder.







2- Erkeğin kadının cinsel ihtiyaçlarının farklı olabileceğini anlaması gerekir. Çünkü bir kadına haz yaşatmak ve bu haz sonunda doyuma ulaştırmak tümüyle farklı bir konudur. Sanılanın aksine, erkeği mutlu eden her şey kadını da mutlu etmeyebilir. Bu nedenle, erkeğin partnerinin bedenini tanıması ve nasıl uyarıldığını bilmesi ve zamanla keşfetmesi gerekir. Kadının da bu keşfe yardımcı olması esastır.







3- Kadının erkeğe yaptıkları, aslında kendisine yapılmasını istedikleridir, erkeğin bunu anlaması gerekir. Her kadın erojen bölgelerinin keşfedilmesine yönelik erkeği yönlendirmek istemez ya da
bunu yapamaz. Çekingen olan bir kadının bunu ifade edebilme yolu %87 oranında "Yaptığımı yap!" şeklindedir. Bu nedenle erkek, seks sırasında kadının ne yaptığına odaklanarak, asıl istediği şeyin
ne olduğunu keşfedebilir.







4- Cinsel birleşme sırasında, öpüşme ve dokunuşlarda, özellikle klitoral dokunuşlarda yavaş hareket edilmesi önemli bir ayrıntıdır. Erkek haz almaya başladığı noktada daha da sertleşirler ve kadının bu sertlikten hoşlanacağını düşünür fakat bu her daim böyle değildir.
Özellikle erkek klitoral dokunuşlarda yavaşladığı takdirde, kadın çok daha fazla mutlu olur. Bu nedenle, erkek yavaş hareket etmeli ve kadının bedeninin sesini dinlemelidir.







5- Kadın cinsel arzularını ne kadar hissederse ve istekleri ne kadar karşılık bulursa cinsel ilişkiden
ve partnerinden o kadar zevk alır. Erkek uyarıldıktan hemen sonra testosteron hormon seviyesini düşürmek için boşalmayı hedefler, ancak kadının hormonları ancak bu seviyede çalışmaya başlar. Kadının cinselliği erkeğe göre geç ve tahrik olunca başlar ve erkeğin tersine kadın gerginliğini doyuma ulaşabilmek adına muhafaza eder. Bu gerginliğin muhafıza edilebilmesi için uyarıların yüksek olması, klitoral uyarının sevişme ve cinsel bileşme süresinde devam ettirilmesi gerekir.





6- Kadın cinsel arzularını daha derinden hissedebilme peşinde olur. Bu da cinsel ilişki süresinin kaliteli bir şekilde uzatılması anlamına gelir. Ön sevişme sırasında yapılması gereken dokunuşlar, öpüşmeler, mimikler ve hislerin dile gelmesi söz konusu olunca, karşılıklı olarak hissedebilme yeteneği de kendiliğinden yükselir. Aslında bu sadece kadın için değil erkek için de eşsiz bir zevk, sevgi ve huzur kaynağıdır.



AŞK HAYATINIZI RENKLENDİRİN…


Basit ve uygulaması çok kolay önerilerle çiftlerin monotonlaşan seks hayatlarını renklendirebileceklerini söyleyen CİSED Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe; "Boşalmanın verdiği hazzı birlikte yaşamak, sevgi, zevk ve huzurun daha coşkulu bir şekilde ortaya çıktığını görmek, erkek açısından erkekliğinin onaylanması ve takdir edilmesidir, kadın açısından ise sevildiğinin ve değerli olduğunun ortaya çıktığı duygusal bir paylaşımdır." dedi.

Read more

Aşk seksi bozar mı?

Gerçekte aşk bir oyunbozandır ve bize hiç ummadığımız sürprizler yaşatır. En büyük oyunbozanlığını ise heyecanla girdiğimiz yataktan, başarısızlık ve becerisizlik duygusuyla çıkmamıza neden olarak yapar. Aşk bazen seksi hiç ummadığınız biçimde bozar.

Aşkın yatakta çıkardığı engeller


Aşkla yatağın kesiştiği noktada sorun yaşamak, hiç de sürpriz bir durum değil. Çünkü insan aşık olduğunda pek çok farklı mekanizma harekete geçiyor. Bildiklerimizi ve edindiğimiz deneyimleri de unutturabilen bu süreç, yeniden ve yeniden öğrenmeyi gerektiren bir dönemi başlatıyor. Bu çıktığımız yeni yol ise sürat felakettir diyebileceğimiz tehlikeler barındırıyor. Bu tehlikelerin en önemlisi ve en sık karşılaşılanı ise aşkla birlikte duygusal alanda sahip olduğumuz yüksek potansiyeli, yataktaki ilişkiye yansıtmanın yeni yollarını bulamamak. Bu durum tıpkı, dağa tırmanmak için kullandığımız araç gereçle çölde yürümeye benziyor. Aslında başka koşullarda çok işimize yarayan ve fonksiyonel olan teçhizatımız, koşullar değişince hiçbir işe yaramaz hale geliyor; üstelik bizi ağırlaştırıyor.



Duygularınıza önem verin


Karşınızdakiyle yakınlaşabilmek için önce duygularınızın üstündeki her şeyi atın. Ağırlıklarınızı, önlemlerinizi bir kenara bırakın. Seks yaparken ne bildiğinizi değil, ne hissettiğinizi önemseyin.


Seçim kriterlerinizi unutun


Biriyle ilk iletişiminizi belirleyen, birini seçmenize neden olan beğenileriniz aşkta her zaman çalışmayabilir. Aşkın ummadığınız kişilerde karşınıza çıkacağına dair sözler hiç de boş değildir. Aşk, siz seçmeden, görmeden hatta bilmeden gelir. Bu nedenle, hediye paketinden çıkacaklara karşı hazırlıklı olun. Küsmeden önce anlamaya, alışmaya çalısın. Küçük detaylara bakarken ana meseleyi kaçırmayın.


Ağırdan alın


"Sevdiğine kavuşamazsın aşk olur" demiş Aşık Veysel. Aşk biraz da böyledir. Gerilimi dozunda tutacak kadar yavaştan alın. Yatakta da bu düşünceyi aklınıza getirin. Küçük bir tepeyi mi fethetmek istiyorsunuz, yoksa Everest'i mi?





Boşalmaya takılmayın


Hiçbir türüne... Erken boşalma, boşalamama probleminiz olmasın, çünkü yüksek heyecan her ikisi için de uygun zemin hazırlar. Zamana bırakın; adım adım ilerleyerek karşınızdakinin sizi tanımasını, sizin onu tanımanızı kolaylaştırın.


Sürpriz paketi


Bir de umulmadık durumlar var tabii... Sema, bir süredir tanıdığı Kaan ile aşka doğru ilerleyen
bir flört dönemi yaşamış. Bu süreçte, ona sırılsıklam aşık olduğunu söylüyor. Ancak ilk ilişkiden sonra ortada ne aşk kalmış ne de ilişki! Her şey birden bire kesilmiş ve Sema, yoğun bir üzüntüyle başbaşa kalmış. Şöyle anlatıyor: "Yatağa girene kadar her şey çok güzeldi. Girene kadar diyorum, çünkü henüz üzerimizde giysilerimiz vardı.



Birbirimize dokunmaktan zevk alarak yatağa kadar gittik. Yatakta da bu durum sürdü. Ancak onu tamamen çıplak gördüğümde her şey değişti. Nasıl desem; biraz çelimsiz duruyordu! Kendimi frenleyemedim ve bakakaldım. Bakışlarımı yakaladı ve kendini kötü hissetti. O andan sonra her şey çok kötü gitti. Heyecanımız bitti ve o yatağın bir ucuna oturdu. Ona dokunmamı engelledi ve giyinip, çekti gitti. Bunun benim için bir sorun olmadığını anlatmaya bile fırsat bulamadım" diye anlatıyor.


Sema'nın alıngan aşkı, onu ne bir daha aramış ne de telefonlarına cevap vermiş. Yazdığı mesajları ise cevapsız bırakmış. Aşk ise küsüp gitmiş.


Kısacası, aşkın herhangi bir partner seçiminden öte yanları olduğunu bilecek kadar tecrübeli olmalarına rağmen, ikisi de kendi komplekslerinin ve şaşkınlıklarının kurbanı olup kolay kolay yakalanmayan bir duyguyu deyimi yerindeyse harcamışlar.


Huzursuz ruh sendromu


Mine, sevgilisi ile yoğun bir aşk sürecinin sonunda yatağa girmiş. Ancak, facia bu kez yatakta yaşanmamış. Aksine son derece iyi ve zevkli bir seks yaşamışlar. Bu sefer problem, başarılı ilişkiden kaynaklanmış. Mine, bu süreci şöyle anlatıyor: "32 yaşında bir kadınım ve Cem, ondan önce de ilişkilerim olduğunu biliyordu. Ancak bu ilişkimizin başında sorun olmamıştı. Flört döneminin ardından yatağa girdik ve çok güzel bir seks yaşadık, ilk gece için inanılmaz derecede iyiydi. Çok uyumluyduk, sanki birbirimizi yıllardır tanıyorduk. Ancak sabah her şey değişti. Sabaha kadar kulağıma aşk sözcükleri fısıldayan adamın yerinde yeller esiyordu. Suratı bir kanş uyanıp, soğuk davrandı. Çok geçmeden ağzındaki baklayı çıkardı. Beni yatakta çok deneyimli bulmuştu! Ona, kızmakla cevap vermek arasında kaldım. Kendimi savunsam bir türlü, savunmasam bir türlü... Üstelik söyleyeceğim hiçbir şeyi kabul etmeyecek gibi görünüyordu. O günden sonra beni bir daha aramadı."

Read more

Öpmeye doyamayanlardan mısınız?

Herkesin öpüşmekten aldığı zevk farklı.Geçtiğimiz günlerde bir web sitesinin yaptığı bir ankette öpüşmenin herkese farklı anlamlar çağrıştırdığı ortaya çıktı.

Örneğin bir bayan öpüşmeyi 'eriyen bir tereyağına' benzetirken bir diğeri öpüşmeyi 'denizdeyken bir dalganın çarpması' olarak tanımladı. Ankete katılan erkeklerden biri ise öpüşmeyi 'bir konser sırasında hissedilen titreşimlere' benzetti.



Öpüşmek paraşütle atlamak gibi.


Uzmanlar iyi bir öpüşmeye katkı sağlayan destek birimlerinden bazılarının vücuttaki zevk noktalarıyla hoşlanma duygusu olduğunu söylüyor. Psikolog Profesör Dr. Marta Miana tutkuyla aşık olduğumuz insanı öptüğümüzde beynimizde oluşan aktivitenin örneğin paraşütle atlarken vücudumuzda meydana gelen değişiklerle çok benzeştiğini söylüyor.





Dr. Miana bu tip aktivitelerin beyinde bazı hormonların salgılanmasına yardım ettiğinin altını çiziyor. Bu hormonların uyardığı 'zevk noktaları' ise kendimizi aşırı derecede keyifli hissetmemize neden oluyor. Peki ufak bir öpücükten çok zevk alarak eylemin devamını getirmeye kalkmak acaba bir seks bağımısı olduğumuzun işareti mi? Uzmanlara göre bu sorunun tek bir cevabı var:'Kesinlikle hayır!'



Seks bağımlılığı


Amerika Seks Bağımlılığı Ulusal Konseyi seks bağımlılığının kişide çok yıkıcı hasarlar meydana getirebileceğini belirtiyor. Geçtiğimiz yıllarda konseyin web sayfasında yayınlanan bir yazıda şöyle deniyordu: 'Birçok insan seksin hayat kalitelerini artırdığına inanıyor. Amerikalıların azımsanamayacak kadar büyük bir çoğunluğunda seks bağımlılığı var'.Dr.Miana ise seks bağımlılığı ile ilgili olarak şunları söylüyor: 'Eğer bir kişi seks hayatında kendini kötü hissediyorsa o zaman ortada bir sorun var demektir'.

Read more
 
ücretsiz porno izle ücretsiz porno hd porno izle mobil porno porno izle türk porno türk porno
Kadınla Yaşam Bloğu Design by Türkçe amatör Porno © 2009